PYD'li Aldar Halil: Türkiye Kürtler için asla iyi birşey istemez

PYD Eş Başkanlık Konseyi Üyesi Aldar Halil, ENKS ile PYNK arasındaki ihtilaflara rağmen Kürt birliği konusunda ortak bir anlayış olduğunu ve bunun da umut verici olduğunu söyledi.

Halil, Kürtler arası birliğin yanı sıra Suriye’nin diğer bileşenleri ile de ortak bir yönetim kurma fikrini benimsediklerini  ifade ederek, “Kürtler olarak birliğimizi sağlamadan Araplarla, Suryanilerle, Ermenilerle nasıl yaşayabiliriz? Varolmalıyız ki diğer haklarla yaşayabilelim, bunun için de birliğimizi inşa etmeliyiz” dedi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu ENKS’ye yönelik açıklamalarına da değinen Aldar Halil, Türkiye’nin “Kürt fobisi” olduğunu, bugün olmasa bile yarın birgün ENKS’yi de karşısına alacağını savundu.

ENKS’nin aynı anda hem Özerk Yönetim’le ve hem de Türkiye destekli Suriye muhalefeti ile birlikte yürümesinin imkansız olduğunu dile getiren Halil, bu konuda ortak bir yol bulunması gerektiğini söyledi.

Halil, savundukları demokratik ulus ve demokratik özerklik projesinin Suriye’nin geleceği açısından en makul çözüm olduğunu ifade etti.

PYD Eş Başkanlık Konseyi Üyesi Aldar Halil, Rojava ve Suriye’de yaşayan sürece dair şöyle konuştu:

Elbette Kürt partilerinin yakınlaşmasını gördüğünde sevinmek halkımızın hakkı. Tabi bu herkesi mutlu eden ve herkesin istediği bir şey. Ancak şu gerçek de var tabi; herşey tek bir kanaldan, mecradan yada herkesin göndünden geçtiği gibi bir anda gerçekleşmeyebilir. Bu da işin tabiatında var. 

Yani işin tabiatındaki farkılık ve değişiklik göstergeleri moralimizi bozmamalı ve ümitsizliğe neden olmamalı. Bu neden olmadı, neden şöyle gerçekleşmedi diye moraller bozulmamalı. Zaten herşey bir anda gerçekleşse, birlik sağlansa bu bizim farklı olmadığımızı gösterir. Fakat bilindiği gibi Rojava’daki Kürt partiler farklı görüş, düşünce ve siyasetlere sahipler. Yani bu manada yaşadığımız proplemler biliniyor. Bunun çözümü için her taraf bazen faklı çözüm önerileri sunuyor, diğer tarafların bu çözüme adapte olması birden bire gerçekleşmeyebiliyor ki zaten bunun ıspatını da gördük.

2011’de devrim süreci başladığında herkes nasıl düşünüyordu? Aynı düşünmüyordu; bazıları Beşşar Esad birkaç ay içerisinde gider diyordu. Biz de muhalefetle bir oluruz, biz de birkaç bakanlık ve bazı haklar verirler, onlarla yaşarız biter diyorlardı. Fakat bazıları ise böyle düşünmüyordu. Bu rejimin kolay kolay düşmeyeceğini, farklı süreçler yaşanacağını ve Kürtlerin hazırlıklı olması gerektiğini öngörenler de vardı. E biz o zaman da aynı düşüncede değildik. Bu nedenle bugün baktığınızda ENKS bünyesindeki partiler farklı bir siyaset izliyor. 

Umudumuzu koruyalım, çalışıp çabalayalım, herkes üzerine düşen görevi yapıp kendisinden beklenen adımı atarsa olur. Yüreğimiz birbirine açık olmalı ve birbirimize tahammül göstermeliyiz. Bu ruhla yaklaşmalıyız. Tabi problem teşkil eden meseleler de var ancak bunlar nasıl aşılır, bunu da önümüzdeki günlerde müzakere ettiğimizde birlikte oturup çözüme kavuşturacak ve çözüm yolu arayacağız.

Kürt düşmanlarının uyguladığı yöntemlerden biri de özel savaş yöntemidir. Nasıl bir özel savaş? Kürt gerçekliği, Kürtlerin mücadele ve savaşını sürekli çarpıtarak, farklı yansıtıp kötü tanıtarak, kamuoyuna bu şekilde yansıtmaya çalışan bir savaş. 

Mesela biz hakların kardeşliği projesi veya demokratik ulus felsefesi diyoruz. Bunu söylerken Kürtlükten uzaklaşmıyoruz aksine Kürtlüğü en çok koruyan, savunan biziz. Biz Kürt halkı haklarına kavuşmalı, Kürt sorunu çözülmeli diyoruz. Fakat çözümün gerçek manada tamamlanması ve halkımızın barışçıl bir zeminde rahata, rehafa ve huzura kavuşabilmesi için de diğer bileşenlerin veya halkların da Kürtlere düşman olmaması gerekiyor diyoruz.  Biz onlarla birlikte bu ülkede yaşamalıyız. Bu nedenle sadece Kürt sorununu çözelim diğer halkları gözardı edelim dersek ileride onlarla yeniden çatışma ihtimalini gözönünde bulundurmamız ve buna göre hazırlanmamız gerekiyor.

Malesef öyle bir zamanda yaşıyoruz ki gerçekler çarpıtılıyor. Muhalefetin kendisi Türklerle gelip Afrin’i işgal etti, Cerablus’u, Azez’i işgal etti. Türklerle gelip Gire Spi’yi Sere Kaniye’yi işgal etti. 

Şimdi Suriye ve Suriye’deki hakların çıkarlarına karşı Türklerin yaptığı anti-propagandayı başka kimse yapmıyor. Onlarla hareket edenler kendilerini Suriye’nin gerçek yurseverleri diye tanıtıyorlar. 

Suriye’de barışı, huzuru ve birliği savunan bizi de bölücü olarak isimlendiriyorlar. Bu çelişkili bir durum. Fakat biz buna da anlam veriyoruz, neden mi? Çünkü Türklerin adamlarıdırlar. Türkler asla Kürtler için iyi birşey istemez. Ne zaman Türkler birini överse bilin o kötüdür, o Kürt halkına karşıdır. Kürtler bir adım atmış ve bu Türklerin zoruna gitmiş, kızdırmışsa bilin ki iyi bir adım atılmıştır. 

Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz