Ara 26 2017

Suriye ve Kürtler: İktidar, son KHK ile bir planın mesajını mı verdi?

Türkiye Kürt sorununu varlık sorunu olarak ele alırken, Suriye “yıllardır süren savaş sonrasında oluşmuş boşluktan doğan siyasi sorun” olarak ele alıyor. İran da ABD varlığına Suriye ile aynı yerden bakıyor. Bu nedenle ABD-Türkiye vekalet savaşı, Suriye-Kürt çatışmasından daha olası duruyor. Bu olası çatışmanın Türkiye içine sirayet etme olasılığı ne?

Bu soruya, ABD yönetiminin açıkladığı yeni ulusal strateji belgesinin etrafında cevap arayan Musa Özuğurlu, Gazete Duvar’daki yazısında, yeni strateji belgesini bölge bazlı değerlendirmenin daha gerçekçi olacağını söylüyor.

Esad’ın son dönemdeki “Dış güçlerle hareket eden herkesi haindir” sözlerini Suriye yönetimi ile Kürtler arasında çatışma çıkacağına yoran iktidar çevrelerinin yanlış yorumlama yaptığını dile getiriyor ve ekliyor:

“Esad’ın bugüne kadar genel olarak Kürtlerle ilgili de kullandığı üslubun bir hayli dışında olan bu sert sözler Suriye sahasında gelecekte yaşanacaklar için yapılan tahminleri netleştiriyor.”

PYD açısından geçmişten gelen bir “güven sorunu” var bölgede. ABD’nin Suriye’yi terk etmesi ihtimalı kazanımların yitiilebileceği düşüncesine yol açıyor. Bir adım daha ötesinde Türkiye’den gelebilecek olası saldırılara açık olacakları endişesi içindeler.

İşte tam da burada “Esad’ın bu açıklaması ile Türkiye ile yakınlaştığı” yorumlarına bakmanın doğru olacağını belirtiyor Özuğurlu. Düz mantık yürütenler Suriye’deki Kürtlerin Esad’a karşı savaştığını, Erdoğan’ın da Kürtleri tehlike olarak gördüğünü dolayısıyla “Kürt tehlikesinin” Suriye ve Türkiye’yi birleştirebileceğini ve hatta “ortak düşmana karşı ortak hareket edebileceklerini” savunuyorlar.

Özuğurlu’ya göre Şam, Kürtler ile çatışma yaşamak istemiyor. Asıl amacı ABD’nin kendi topraklarından çık(arıl)ması.

Peki, ABD giderse Kürtler eskiye döner mi? Suriye’de hiçbir şey eskisi gibi değil ve olmayacak. Kürtler hangi isimle olur bilinmez ancak savaş sürecindeki kazanımlarını büyük oranda koruyacaklar“ diyor Özuğurlu ve ekliyor: "Şam da buna razı bir görüntü sergilemişti bugüne kadar.“

Esad yönetiminin ABD ile işbirliğinin kesilmesi ve Suriye devleti içinde kalınmasının kabul edilmesi durumunda Kürtlerle anlaşacağı belirtiliyor. Ancak bazı anlaşmazlıklar nedeniyle son dönemde Esad’dan sert çıkışlar geldiğini söylüyor Özuğurlu. Anlaşma olmaması durumunda da Türkiye’nin Kürtlere karşı herhangi bir şekilde harekete geçmesini Suriye “sessizce” izleyebileceğini ekliyor.

Şam ile anlaşmaya yanaşmayan Kürtlere “Türkler geliyor” mesajı vermek hedefleniyor. İkincisi Suriye’yi harabeye çeviren savaşı beraber yürüten Türkiye ile ABD arasında yaşanacak bir çatışmayı, Şam eski ortakların kavgası niyetine izler. Kuşkusuz bu çatışma vekiller vasıtası ile olacak. ABD’nin vekili YPG, Türkiye’nin vekili ise ÖSO. Böyle bir çatışma yaşanırsa Suriye’de daha önce çok sayıda müvekkilin olduğu vekalet savaşı ABD-Türkiye vekalet savaşına dönecek demektir. Bu nedenle ABD – Türkiye vekalet savaşı Suriye – Kürt çatışmasından daha olası duruyor“ görüşünü savunuyor Mustafa Özuğurlu ve ilginç bir noktaya dikkat çekiyor.

Tartışma yaratan 696 sayılı KHK ile terör olayları ve devamı niteliğindeki olayların bastıran sivillere yargı muafiyeti getirilmesinin iktidarın kendi güvenlik stratejisi olduğunu söylüyor aynı zamanda. Bu kararnamede yer alan “… bunların devamı” ifadesinin kararnamenin sadece geçmişe dönük olmadığını gösterdiğini ve “bundan sonrası için beklenen ya da planlanan bir şey mi var?” sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

 

Haberin devamını buradan okuyabilirsiniz