Erdoğan’ın KKTC’ye müjde totosu; 82’inci vilayet, tanınma, doğalgaz, Maraş…

20 Temmuz 1974’teki Kıbrıs Barış Harekâtı’nın yıldönümünde MHP Lideri Devlet Bahçeli ve kalabalık bir heyetle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) ziyaret edecek olan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, Cuma namazı çıkışında ziyareti sırasında KKTC meclisinde yapacağı konuşmada Kuzey Kıbrıs’a bir müjdesinin olacağını söyledi.

Erdoğan’ın KKTC Meclisi Genel Kurulu’nda yapacağı konuşmanın, aralarında Ana Muhalefet Partisi Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP), Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) gibi muhalefet partilerinin yer aldığı blok tarafından boykot edilmesi kararları alındı. İktidar ortağı Yeniden Doğuş Partisi (YDP) Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı, Ekonomi ve Enerji Bakanı Erhan Arıklı ise KKTC’nin isminin değişmesi ve Türkiye’deki gibi tek adam yönetim sistemine geçilmesi için hazırlık yaptıklarını açıkladı.

Arıklı, Kıbrıs Türk Devleti isminin 2004’te referanduma sunulan Annan Planı’nda da yer aldığını savunurken, Erdoğan’ı boykot etme kararı alan muhalefet partileri ise Türkiye-KKTC ilişkilerinin son dönemde büyük değişime uğradığını, geçen yıl yapılan Cumhurbaşkanı seçimlerine müdahale edildiğini, KKTC halkının iradesinin yok sayıldığını savunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimler öncesindeki KKTC ziyareti, yıllardır kapalı olan Maraş’ın açılarak mangal partisi yapılması, Erdoğan’ın KKTC’ye bir Cumhurbaşkanı Sarayı yaptırma planını açıklaması tepkilere neden olmuştu. Giderek Türkiye-KKTC ilişkilerinin buyuran-emir alan şekline dönüştüğü eleştirileri yükseliyor.

KKTC seçimlerini ikinci turda Ersin Tatar’a karşı kaybeden eski Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da seçimlere Türkiye’nin müdahalesinin çok net olduğunu, MİT’in de müdahale operasyonunda yer aldığını öne sürdü. 

KKTC Anayasa Mahkemesi’nin KKTC’deki Kur’an ve Hafızlık Kursları’nın Milli Eğitim Bakanlığı alanı dışına çıkartılarak, Din İşleri Başkanlığı’nın da görev alanından ayrılması yönündeki yasayı iptal etmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC Anayasa Mahkemesi’ne çok sert tepki göstermişti. Kararı derhal geri çekmediği takdirde farklı süreçlerin söz konusu olacağı, bunun karşılıksız kalmayacağı tehdidini savurmuştu. Bunun üzerine KKTC’deki muhalefet partileri, sendikalar, barolar Erdoğan’ın KKTC yargısına müdahale ve tehditte bulunmasına tepki göstererek AYM’ye destek eylemleri gerçekleştirmişti.

Şimdi de Erdoğan’ın 20 Temmuz’un yıldönümünde ittifak ortağı Bahçeli’yi de yanına alarak, üst düzey, kalabalık bir heyetle ziyaret edeceğini açıkladığı KKTC’de vereceği müjde merak ediliyor. Siyaset, diplomasi ve ekonomi kulislerinde çok farklı iddialar gündeme getiriliyor. Bu iddialardan birisi Erdoğan’ın daha önce iki kez ilan ettiği müjdelerin Karadeniz’de doğalgaz rezervi bulunması olduğundan yola çıkılarak, Doğu Akdeniz’de Oruç Reis sismik araştırma gemisinin tespit ettiği bazı gaz yataklarındaki rezervlerin kesinleştiği yönünde bir açıklama olabileceği yönünde.

KKTC’ye yönelik yeni bir ekonomik destek paketi yanında, tüm KKTC yurttaşlarının ikişer doz korona aşısı olması için aşı hibesi açıklaması da olası müjde seçenekleri arasında görülüyor.

İsviçre’de uzun bir aradan sonra yapılan Kıbrıs sorununa çözüm amaçlı ön görüşmelerde Türkiye’nin ve Ersin Tatar yönetiminin adada iki toplumlu federasyon yerine iki devletli çözüm modelini gündeme getirmesiyle görüşmelerden sonuç çıkmamış olmasına vurgu yapılarak da Erdoğan’ın bu konuda bir müjde açıklayabileceği siyaset ve diplomasi kulislerinde öne sürülüyor. Bu iddialardaki seçeneklerden birisi çok uç bir ihtimal olmakla birlikte KKTC ile Türkiye’nin birleşmesi konusunda KKTC’de referanduma gidilerek, Türkiye’ye katılıp-katılmama tercihinin oya sunulması olarak dile getiriliyor.

İlk seçeneğin müjde olması durumunda KKTC’nin Türkiye’nin 82’inci vilayeti olarak Türkiye’ye ilhakının yolunun açılması, uluslararası alanda Türkiye’yi de KKTC’yi de çok sıkıntılı durumlarla ve tecritle karşı karşıya bırakabilir. ABD, AB, NATO, BM başta olmak üzere pek çok ülke ve uluslararası kuruluşun Türkiye’ye yönelik yaptırımları söz konusu olabilir. O yüzden, Erdoğan’ın ekonomik ve siyasi-diplomatik olarak ABD-AB ile ilişkilerinin oldukça sıkıntılı olduğu bir süreçte bu ihtimal en zayıf ve en uç olasılık.

Müjde konusunda kulislerde konuşulan diğer olasılık ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Dağlık Karabağ’da sağladığı desteğe karşılık Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in KKTC’yi tanıma kararı aldıklarını ve KKTC’de büyükelçilik açacaklarını ilan etmesi. 

Azerbaycan’ı, Erdoğan’ın ricasıyla Pakistan ve Katar’ın izleyeceği iddiaları ortaya atılırken, bu iddialar gerçekleşirse, bugüne kadar Türkiye dışında hiçbir ülkenin bağımsız devlet olarak tanımadığı KKTC bu çemberi kırmanın yanında, uluslararası tanınırlık yönünde de önemli bir aşama kat etmiş olacak. Kıbrıs müzakerelerinde Türkiye ile KKTC’nin eli güçlenecek. Ancak böyle bir müjde de ABD, Rusya, Suudi Arabistan ve Körfez Emirliklerinin devreye girerek Azerbaycan, Pakistan, Katar’a geri adım attırmaları da ciddi bir olasılık.

Doğal gaz bulunması, ekonomik destek paketi, uluslararası tanınma, Türkiye ile bütünleşme müjdelerini içeren seçenek ve olasılıklar dışında, bir başka iddia ise Maraş’ın tamamıyla açılacağı ve kentin yeniden imar ve inşasının, turizme açılarak, KKTC ekonomisine kazandırılmasının Türkiye tarafından üstlenileceğinin duyurulması. Müjde’nin Maraş olması durumunda, bunun uluslararası alanda yaratacağı büyük sansasyon ve tepkiler dışında, asıl müjde iktidar müteahhitlerine verilmiş olacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın KKTC’ye Cumhurbaşkanlığı Sarayı açıklamasının projelendirilerek hayata geçirileceğinin ve finansmanının Türkiye tarafından karşılanacağının duyurulmasını bir müjde olarak görmek pek de olanaklı değil. Türkiye’de de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Saray sevdası muhalefetin yanı sıra son dönemde toplumun geniş kesimlerinin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar, yoksulluk artışı ve şatafat vb. nedenlerle tepki ve eleştirileri tetiklerken, KKTC’ye saray inşasının daha büyük tepkiyle karşılanması yüksek ihtimal. Ancak hepsinden öte, Erdoğan’ın ziyaretinin hemen öncesinde KKTC’de koalisyon ortağı YDP Genel Başkanı Erhan Arık’ın KKTC’nin isminin ve anayasasının değiştirilmesi,  Türkiye’deki tek adam sisteminin KKTC’de de yürürlüğe konulmasını gündeme getirmesi dikkat çekici.

Türkiye’de meclisi, sivil toplumu, hukuk devletini devre dışı bırakan, kurumları ağır tahribata uğratan, muhalefetin baskı altına alınması yolunu açan yönetim sisteminin KKTC’de de amaç haline gelmesi, Erdoğan’ın KKTC’yi şahsi vilayetine dönüştürmesinin yollarını ardına kadar açacak. 

Ancak KKTC’de hâlâ ayakta kalmayı başaran sivil muhalefet, bağımsız yargı, sendikalar, barolar ve toplumsal yapı büyük ihtimalle Erdoğan’ın ve KKTC’deki yandaşlarının bu hevesini kursağında bırakacak.