Silah ve mühimmat yüklü 30 bin TIR

Savaştayız. Barış için ama. Biz hep barış için savaştık, savaşırız.

Misal: Fırat Kalkanı. Kalkan bir savunma aracıdır. Gayemiz barış olmasa Fırat Mızrağı veya Fırat Kılıcı derdik. Zeytin Dalı barışı çağrıştırmıyorsa, ne? Kimilerine Afrin zeytinyağlarını çağrıştırıyor olabilir. Ama zeytin dalı Nuh Nebi’den beri barışın simgesidir.

Bana kalırsa “savaş” demem. Çünkü savaş devletler arasında olurmuş. Teröristle savaş olmazmış. Teröriste operasyon veya harekat yapılırmış. Yani öyle söylenirdi. Ama Afrin’de düşen helikopterle ilgili açıklama yapan Erdoğan’ın "Tabii ki bütün bunlar olacak, bir savaşın içerisindeyiz.” demesinden beri savaş da deniliyor. Daha bir kaç gün önce Numan Kurtulmuş "Nihayetinde bir savaşa giriyoruz" dedi.

Bu seferki savaş Ayne’l Arab’a Kobani diyenlerle, Kobani’ye Ayne’l Arab diyenlerin arasında.

O yüzden bu savaşa "Barış Pınarı" yani Ayne'l Barış ya da Ayne'l Sulh denilmesi isabetli olmuş.
 

***

Herkesin düşman algısı farklıdır. Hitler diyince, benim gözümün önünde toplama kampları, fırınlarda yakılan insanlar değil de balkondan uçsuz bucaksız kalabalıkları selamlayan Hitler belirir. Bir de Çöküş filminde elleri titreyerek gözlüğünü çıkardığı sahne. IŞİD deyince kafeslerde diri diri yakılan veya diz çöktürülmüş ve sırayla kafalarına ateş edilen insanlardan ziyade, siyahlar içinde ellerinde bayrak konvoy halinde geçen insanlar gelir.

"Güney sınırlarımız boyunca, oluşturmaya çalıştıkları terör koridoruyla hem bölge halkına hem vatanımıza kast etmiş teröristler" deyince de gözümün önüne sıra sıra uzanan TIR’lar geliyor.

Herkesin endişesini tetikleyen sahne farklı olabilir. Kimisi Kürt fobisiyle, kimisi ırkçı refleksleriyle, kimisi milliyetçi duygularla, kimisi vatan sevgisiyle, kimisi bayrak ezan hassasiyetiyle endişe duyar. Beni endişelendiren, sıra sıra TIR'lar.

***

Epey zamandır “ABD’den teröristlere 100 TIR silah, 200 TIR silah 300 TIR silah…” haberleri sıradanlaştı. Benim endişelerimi depreştiren belki de bu haberlerin sıklığıdır.

Toplamı konusunda muhtelif rakamlar var. Son bir kaç gün içinde Erdoğan 30.000 TIR dedi. İYİ Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu,18-20 bin TIR dedi. Gazeteci Hüsnü Mahalli 70 bin TIR dedi.

Rakamlar neden farklı bilmiyorum. Belki herkesin kendi haber kaynağı farklı. Ondan olabilir. Ama onbinlerle ifade edildiği kesin.

Çekicisiyle birlikte 18-24 metre uzunluğunda olabilen TIR’ları ortalama 20 metre varsayarsak, 30 bin TIR tampon tampona eklendiğinde 600 kilometre eder. Aralarında yarım boy mesafe bırakılırsa 900 kilometre eder. Suriye sınırının bütün uzunluğu bu kadar. Terör örgütünün kontrol ettiği kısmın yaklaşık 450 km. İstanbul'dan Ankara'ya gidiş dönüş mesafesi.

Elbette tüm TIR’lar aynı anda konvoy olarak yola çıkmış değil. Zaman içinde biriken sayı bu.

Ama toplamda "Silah ve mühimmat yüklü 30 bin TIR!" Ürkütüyor beni.

Endişelendiriyor.
***
Terörist sayısında da netlik yok. 2017’de Başbakan Yardımcısı Numan kurtulmuş YPG için “sağdan say 3-5 bin kişi, soldan say 3-5 bin kişilik bir terör örgütü” demişti. Ama sevk edilen TIR’ların sayısına bakılırsa, gerçekçi görünmüyor. Wikipedia, YPG için 50 bin’den fazla diyor.

Biz 60 bin kişi varsayalım.

***
TIR’lar 38-44 ton civarında yük taşıyabiliyorlar. Askeri TIR’larda 70-80 tonu buluyor.
Teröristlere silah ve mühimmat taşıyanların kapasitelerini bilmiyoruz. 40 ton yük taşıdığını varsayarsak bir TIR 10 bin tüfek taşır. Sadece tüfek taşınsa 300 bin tüfek demektir.
O kadar tüfeğin gereği yok tabii. 60 bin kişi için gerekli 60 bin tüfek yani 240 ton, altı TIR ile taşınır. Geriye 29 bin 994 TIR daha kalır.

TIR’larla ne tür silah ve mühimmat taşındığını bilmek kolay değil. Sözcü’den Aytunç Erkin’in, Pentagon bütçesinden yola çıkarak yapmış olduğu mali değerlendirmede değerli bilgiler var. Silah ve mühimmat dökümü hakkında fikir veriyor.

Yazı 2018-2019 yıllarını kapsıyor. Bu dönemde ABD, YPG’ye 37 bin kalaşnikof, 7 bin 500 makineli tüfek, 4 bin ağır makineli tüfek, 3 bin 400 RPG-7 roketatar, 315 havan topu, bin tanksavar, 195 keskin nişancı tüfeği, bunlara ait mühimmat, el bombaları çeşitli dürbünler vs vermiş.

37 bin kalaşnikof yaklaşık 4 kilodan, 148 ton eder.

7 bin 500 makineli tüfek yaklaşık 10 kilodan, 75 ton eder.

4 bin ağır makineli yaklaşık 34 kilodan, 136 ton eder.

3 bin 400 RPG roketatar yaklaşık 7 kilodan, 23.8 ton eder.
315 havan topu (120’lik ve 80’lik) tahminen 100 ton eder.

500 AT-4 Tanksavar yaklaşık 7 kilodan 3.5 ton eder.
500 SPG tanksavar, yaklaşık 50 kilodan, 25 ton eder.
195 adet keskin nişancı tüfeği yaklaşık 10 kilodan,1.95 ton eder.

Aynı dönem için bilgisi yok ama 2020 yılı için bahsedilen
7 bin 200 F-1 el bombası, 0.6 kilodan, 4.3 ton,

7 milyon 7.62X39 mm mermi, yaklaşık 30 gramdan, 210 ton,

200 bin ağır makineli mermisi yaklaşık 120 gramdan, 24 ton eder.

Kullandığım değerler, internetten tek tek aradığım bulduğum bilgiler. Yanılgı payı olsa bile çok aykırı bir yanılma olmayacağı kanaatindeyim.

Listede yaklaşık 750 ton silah ve mühimmat var. Bir bu kadarını listeye eklemediğimizi varsayalım,  bin 500 ton eder. Yüzde 100 yanıldığımı varsayarak iki ile çarpalım, 3 bin ton eder.

40 tonluk TIR’larla 75 TIR yükü demektir. Haydi TIR’ları yarım dolduralım, 150 TIR eder.

Bu listede kalaşnikof sayısı 37.000. Yani tüm bu silah ve mühimmat 37 bin kişi için olsun, 60 bin kişi için 250 TIR eder. Geriye 29 bin 750 TIR kalır.

***
TIR’ların bir kısmı zırhlı araç, tank, helikopter, uçak, tren, vapur, kavun, karpuz falan taşıdı diyelim... 30 bin TIR’ı yine izah edemiyorum. Kim bilir ABD, teröristlere neler taşıdı.

Bu da beni daha çok endişelendiriyor.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

 

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.