IŞİD, Kuzey Suriye operasyonunu ellerini ovuşturarak bekliyor

Oldu olacak derken, ABD’nin ve Rusya’nın her zamanki gibi sessiz onaylarıyla yine bir Kuzey Suriye operasyonuyla karşı karşıyayız. 

Operasyon kararının duyurulmasından önce; ABD’nin eski IŞİD’le Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Fırat’ın doğusuna askeri harekât düzenlemek üzere gereken talimatların verildiğine dair sözleri ardından, Başkan Trump’a yüklendi. McGurk, “ABD Başkanı, Suriye’de kendi emirleri doğrultusunda konuşlanmış bulunan Amerikan personeline arka çıkacak mı? Yoksa onları geri çekmek için bahane mi arıyor? Türkiye’nin saldırısı insanlarımıza yönelik riskleri artıracak, Suriye Demokratik Güçleri’nde (SDG) kırılmaya yol açacak ve IŞİD’in yeniden dirilmesine olanak verecektir. Resim ortada” diye yazdı.

Bu açıklamadan sonra, Trump’ın açıklamaları Bölge ülkelerine yönelik bir nevi “yiyin birbirinizi” tadında oldu. Trump, yaptığı açıklamalarla "Suriye'de işimiz bitti" mesajı verirken Kongre'nin tepkisi merakla bekleniyor. Bir yandan da dünyanın pek çok ülkesinden Kuzey Suriye'yi izleyen politikacılar ve uzmanlar, bu operasyonun IŞİD'in dört gözle beklediği bir fırsat olduğunu vurguluyor.

IŞİD; 2014'teki gücünün zirvesine çıkarak, 100 bin kilometrekareden fazla toprağa hakim oldu; Rakka, Musul ve Felluce ile birlikte pek çok kentin kontrolünü ele geçiren örgüt; Suriye Demokratik Güçleri karşısında aldığı büyük yenilginin ardından, toparlanma emareleri göstermeye başladı. 14 Eylül 2019’da resmi hesaplar tarafından yayınlanan bir ses kaydında Ebu Bekir El Bağdadi üyelerini, savaşçılarını ve hapishanelerde ve kamplarda tutulan ailelerini “kurtarmaya” ve intikama çağırdı. 

Suriye'nin kuzey ve doğusundaki kamplar; IŞİD’le bağlantılı 12 bini yabancı, 4 bini kadın ve 8 bini çocuk olmak üzere 22 bini aşkın kişiye ev sahipliği yapıyor. 2018’den bu yana, Irak’ta 500’den fazla yabancı kadın ve erkek ölüme mahkûm edildi.

3 Ağustos 2019’da Birleşmiş Milletler, yeni bir terörist saldırı dalgası beklenebileceği konusunda uyardı. Raporda, “IŞİD’in halifeliğinin coğrafi varlığının azaldığı görülmesine rağmen, birçok üye devlet yeniden ortaya çıkmasına neden olan faktörlerin var olmaya devam edeceği konusunda hemfikir” denildi. 

Avrupa ülkelerinden IŞİD ve diğer cihat yanlısı gruplara katılmak için yaklaşık 6 bin kişinin Irak ve Suriye'ye geçtiği tahmin ediliyor.  Bunların yaklaşık üçte biri öldürüldü, üçte biri ise hala bölgede. Raporda 2 bin veya daha fazla kişinin Avrupa'ya geri döndüğünü belirtiyor. Rapora göre; IŞİD yılda elde ettiği 300 milyon doları bulan geliri, küresel terörizm ve ‘sanal halifelik’ için kullanılıyor. Raporda “IŞİD yabancı ülkelerdeki operasyonları için zaman ve yer kazandığında, birçok alanda uluslararası saldırıları başlatacak ve bu saldırıların başlaması çok uzun da sürmeyebilir” bilgisi de yer alıyor.

Pentagon da, geçtiğimiz Ağustos ayında yayınlanan bir raporunda; Irak ve Peşmerge güçleri arasında koordinasyon ve uyum eksikliğinin, IŞİD’e yeniden örgütlenme zemini yaratabileceği uyarısı yapmıştı.

Birleşmiş Milletler’in 20 Ağustos 2019 tarihli yıllık raporunda yer alan bir bilgi de; IŞİD’in savaşçılarına ve ailelerine terör eylemleri yapmak üzere ülkelerine geri dönmelerini istediği yönünde. Raporda ayrıca, Suriye'nin doğusundaki Hol Kampı’nın nüfusun yedi kat arttığı bir saatli bomba olduğu belirtildi. Aynı kampla ilgili Guardian’ın 31 Ağustos tarihli haberinde; IŞİD’li kadınların halifeliği yeniden istediği ve davranışlarının ‘canavarca’ olduğu vurgulandı. Kampı ziyaret eden Guardian muhabiri kampı “organizasyonun geri dönüş tohumlarının ekildiği yer" olarak tanımladı. 

George Washington Üniversitesi'ndeki Teröre Karşı Savaş Merkezi imzalı raporda da;  kampta IŞİD’in yasalarına uymayanların mutfak bıçaklarıyla öldürüldüğü, taşlandığı, çadırlarının yakıldığı bilgileri yer aldı. Terörist grubun IŞİD'in İngilizce konuşan destekçilerinin, dünyanın çeşitli ülkelerindeki sempatizanlarıyla iletişim kurmak için şifreli mesajlaşma uygulaması Telegram'ı kullandığı belirtilen raporda; aynı zamanda resmi ya da gayrıresmi IŞİD mesajlarını yaymak için Telegram’ın yaygın kullandığına dikkat çekildi.

O yüzden IŞİD’in yeniden canlanmasının en önemli öznesinin kadınlar olduğu yorumları yapılıyor. IŞİD’de kadınların oranının yüzde 13 olduğu düşünülüyor ve bunların en önemli bir Güneydoğu Asya'dan geldiği belirtiliyor. Bilindiği üzere kadınlar IŞİD’de aktif rol oynadılar, sadece cihat nikahıyla ikincil özneler olmadılar, gençleri sosyal medya aracılığıyla örgüte çekmede önemli bir misyon üstlendiler ve ayrıca dini poliste de etkili bir pozisyondaydılar: Silahlı eğitimler aldılar, Khansaa Tugayları’nı oluşturdular. Musul savaşında kadınlar 13 intihar saldırısı gerçekleştirdi. 

Brüksel’de Globesk tarafından yayınlanan 11 Eylül 2019 tarihli bir araştırmaya göre; gelecekteki IŞİD saldırılarında kadınlar aktif rol oynayacak. Çalışmada üç yıl önce Paris'teki Notre Dame Katedrali'ni havaya uçurmak için çalışma yapan bir kadın hücresinin varlığına ve tutuklu IŞİD’li kadınlar için başlatılan kitlesel fon kampanyasına da işaret edildi. Fransa'da da yapılan araştırmalar, geri dönen kadınların çoğunun, geri döndükten sonra bile "cihadi projeye olan bağlılıklarını" gizlemediğini ortaya koyuyor.

Aynı bulgular İngiltere’de de tespit edilmiş durumda. Al Arabiya’da yayınlanan bir haber bu İngiliz araştırmasının verilerini sıralıyor. Buna göre; IŞİD’li kadınların çoğu yeni unsurları çekmek ve örgüte fon toplamak için çalışıyor. 

Bu bilgi; Mart 2016’da Amerikan danışmanlık firması Soufan tarafından yapılan araştırmayı da doğruluyor. Araştırmada; dünya çapında 87 ülkeden kadınların IŞİD’e katıldığı, bunların çoğunlukla 19-23 yaşında olduğu ve 5 bininin Avrupa’ya dönerek “önemli yerler hakkında bilgiler topladığı” belirtilmişti. 

IŞİD; Irak ve Suriye’nin yanı sıra, Fas, Mısır, Yemen, Nijerya, Kamerun, Çad ve Somali, Afganistan gibi ülkelerde örgütlenen bir yapı. Hatırlanacağı üzere 17 Ağustos’ta Afganistan'ın başkenti Kabil'de düzinelerce sivilin ölümüne neden olan bir intihar saldırısını IŞİD üstlendi.

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.