Haz 11 2018

Türkiye'de cinsiyet değişimi

2017 yılının 27 Eylül tarihinde, henüz kadından erkeğe dönüşümünün ilk aşamalarında olan grafik tasarım öğrencisi Derin Oylum, ikisinin de yaşadığı küçük bir Ege kasabasında kız arkadaşı Emine’yle buluştu.

Çift bir tepeye tırmandı, yeşil tarlaların görüntüsünü içlerine çekti ve ilişkileri hakkında konuştu. Daha 15 dakika olmamışken Emine’nin abisi bir motosikletle yanlarına geldi ve Derin’i yumruklar ve tekmelerle dövdü, Derin’in sağ yanak kemiğinde kırık meydana geldi.

Daha sonra Emine’nin babası da katılarak yumruklara devam etti ve Derin’i uçurumun kenarından aşağı doğru ittiler. Derin şansına çalılıklar sayesinde kurtuldu. Bu olay acımasızcaydı ama ne yazık ki tekil bir olay değil. Cinsiyet rollerinin çok kesin çizgilerle belirli olduğu bir ülkede, içinde olduğu bedenden farklı bir cinsiyet gibi hissedenler, bununla ilgili bir şeyler yapmaya çalışanlar, hayatlarının alt üst olmasını görmek zorunda kalabiliyor.

Transgender Europe kuruluşuna göre, Avrupa’da trans bireylerin en çok cinayete kurban gittiği ülke Türkiye. 2008’den beri 44 cinayet kayıt edildi. Ayrıca ayrımcılık da çok yaygın: son üç yılda trans bireyler otellere alınmadı, üniversite yurtlarından atıldı, noterden kovuldu ve otobüse binmeleri engellendi.

Ev sahipleri genellikle trans bireylere normalden fazla kira uyguluyor. 2015-16 yıllarında yapılan bir araştırmaya göre, trans bireylerin %71’i en az bir kere tutuklanmış. 17 yaşındaki bir kickboksçu ve 23 yaşındaki trans bir seks işçisinin sosyal medyaya haber verdikten sonraki intiharları bu vahim durumun örnekleri.

Twitter ve Facebook’taki bu veda yazılarını gören pek çok Türk durumun farkına vardı, bazıları protestolar bile düzenlediler.

Osmanlı döneminde kadınların sahnede dans etmeleri yasak olduğu için köçek  adı verilen güzel yüzlü erkekler kadın kılığında oynardı. 19. Yüzyılın başlarında ‘köçek’ler İstanbul tavernalarında çok meşhurdu. Her tavernanın kendi köçeği vardı, “Çoğu Yunan adalarından ve özellikle Chios’tan gelirdi, bazıları da çingene çocuklarıydı.

Günümüzde isimleri unutuldu ama lakapları hala yaşıyor. Yeniçeriler de köçekleri ilgiyle izlerdi ve zaman zaman aralarında kavga bile ederlerdi.

On dokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru Batılılaşma çabalarıyla cinsiyeti belirsiz kişilere yönelik tolerans karşı karşıya gelmeye başladı.

1883 ile 1995 yılları arasında genç Osmanlı subaylarına eğitim veren Colmar Freiher von der Goltz’un da etkisiyle Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunun temellerini atan Enver Paşa gibi Jön Türkler homoseksüelliğin dejenere bir tutum olduğunu düşündüler ve homofobi ülkede yayılmaya başladı.

Modern Türkiye’nin, aralarında Mustafa Kemal Atatürk’ün de bulunduğu kurucuları Osmanlı dönemindeki cinsellik rahatlığını beğenmiyorlardı ve Avrupa kültürüne uzak buluyorlardı. Kemalist bir tarihçiye göre: “Osmanlı İmparatorluğu zevk ve sapıklığa izin veren, sultanların homoseksüellik dahil her türlü ‘yoldan çıkmış’ aktiviteye katıldığı bir ortamdı.

Türkiye modernleşirken Cumhuriyet dahilinde cinsiyet rolleri son derece net biçimde düzenlendi: hayatını ailesine adayan güçlü bir kadın ve ülkenin geleceği için çalışan sportmen bir erkek.

Modern Türkiye’de karşı cins kıyafetleri giyenler geride bırakılan bir kültürün parçası olarak görüldü ve köçekler saklanmak zorunda kaldı. Geleneksel Osmanlı kültürüne sırtını dönen Cumhuriyet’in yasaları altında tehlike altına girdiler. Yirminci yüzyılda köşekler Doğu Türkiye şehirlerinde özel davetlerde sahne almaya devam etti.

Trans ve homoseksüel kimlikler Türk tarihinde üç aşamadan geçti. Osmanlı döneminde cinsiyet ayrımcılığı belirsizdi; militarist milliyetçilik döneminde cinsiyetler Batı modelini örnek alarak net olarak tanımlandı; 2003’te göreve gelen Recep Tayyip Erdoğan dönemindeyse yeni tutuculuk ve toleransın bir karışımı haline geldiler.

Erdoğan’ın “Yeni Türkiye” olarak tanımladığı ortamda trans ve gay vatandaşlar daha görünür hale geldi - LGBTI Türklere yönelik 48 dernek var ve Time Out dergisi her hafta LGBTI vatandaşlara yönelik bir takvim yayınlıyor.

 

19. Yüzyıl, Osmanlı’da bir köçek (kadın kılığında erkek) dansçı

Erdoğan’ın trans ve gay vatandaşlara yönelik tavrı hep belirsiz oldu. İktidara gelmeden önce liberalizm, cinsiyetler arası eşitlik ve LGBTI vatandaşlara yönelik ayrımcılığı sonlandırma sözü vermişti. Evet, Erdoğan dönemi 2003’te umut verici başladı, ilk yıllarında kendinden önce yaşanan Türk modernizasyonunu sık sık eleştirdi. Ülkenin milliyetçi temellerini yıkmayı vaat etti ve bir çok liberal ona inandı ve destek verdi.

2003 yılında Erdoğan İstanbul’da ‘gay pride’ yürüyüşü düzenlenmesine izin verdi. Bu yürüyüş ilk defa 1993’te denenmişti ama engellenmişti. 2003’te 30 kişi katılsa da, 2010’da 5.000, 2011’de 10.000, 2012’de 20.000, 2013’te 50.000 ve 2014’te 90.000 kişi yürüyüşe katıldı.

2015’te alınan yeni kararlar neticesinde ‘gay pride’ yürüyüşü yasaklandı ve polis yürümeye çalışanlara biber gazıyla saldırdı. Aynı yıl Haziran 28’de İstanbul Belediye Başkanı aylardan Ramazan olduğunu yasağın nedeni olarak açıkladı.

Sosyal Güvenlik Kurumu 2014 Şubat ayında tüm devlet hastanelerine gönderdiği mektupta cinsiyet değişim, psikoterapi ve hormon tedavisinin ücretsiz olarak yapılacağı emrini verdi ancak sorunlar devam etti.

25 Ocak 2018’de Diren Coşkun hapishanede lazer tedavisi hakkından mahrum bırakıldığı gerekçesiyle açlık grevi başlattı. AB Parlamentosu konu hakkında ‘derinden endişeli’ olduğunu açıkladı ve destek amacıyla bir çok daha trans birey açlık grevine girdi.

Halen cinsiyet değiştirmek isteyen, kendini arada hisseden veya değişimin erken aşamalarında olan Türkler için hayat zor olmaya devam ediyor. Bir aktiviste göre: “Türk hükümeti cinsiyet değiştirme konusunda yardım etmeye istekli, asıl sevmedikleri durum iki cinsiyet arasında kalanlar.”

Yaşadığı saldırılardan sonra Derin Oylum üniversitede kaldığı yurttan atıldı, annesi işini kaybetti ve okuma bursu elinden alında. Üniversiteyi bırakmak zorunda kaldı ve hala kız arkadaşının abisi tarafından sık sık taciz ediliyor. Derin cinsiyet değiştirme ameliyatı olduktan sonra şu anda uzak bir şehirde yaşayan kız arkadaşı Emine ile bir hayat hayal ediyor.

Ege’de yaşadığı şehrin sokaklarında yürürken hep çok gergindi ve ben bile etrafta durup sigara içen erkeklerin bakışlarındaki ağırlığı hissettim. Derin beni otobüs terminaline bıraktı ve otobüs yola çıkarken arkada bıraktığım kalabalığa karışmasını izledim.