Oya Baydar: Kim bu kahrolası liberaller?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, liberaller olarak tanınan bazı isimlerle bir araya gelmesi kimilerince eleştirilere neden oldu.

Kılıçdaroğlu ise, liberallerin AKP'yi iktidarda tutan ve güçlendiren grup olduğu iddiasına ilişkin olarak, ''Bizim tercih yapmamız gerek. Demokrasiden yana mı olacağız, otoriter rejimden mi? Ülkede bütün bu olumsuzluklar yaşanırken eski tartışmaları gündeme getirmek anlamlı değil'' yanıtını verdi.

Tartışmayı T24'teki köşesine taşıyan Oya Baydar, 'Kim bu kahrolası liberaller?'' ironisi üzerinden değerlendirmeler yapıyor. 

''Liberal veya liberallik, bizdeki bazı çevrelerin, cehalet veya kötü niyetle kullandıkları anlamda bir küfür veya aşağılama değildir'' diyen Baydar, ''Birine, 'bırak o liberali' dediğinizde, aslında 'bırak o özgürlükçüyü' demiş olursunuz'' görüşünü dile getiriyor.

Türkiye'de kendini solda konumlandıranlara da tepki gösteren Baydar, ''Sol adına konuştuğunu iddia eden, genel olarak ulusalcılar diye adlandırılan, kendi düşünce ve doğrularının dışındaki her düşünceyi ve kişiyi ihanetle itham edip şu veya bu şekilde itibarsızlaştırmayı âdet ve meslek edinmiş bir çevre var'' ifadesini kullanıyor ve ekliyor:

''Ne zaman farklı sınıfsal, siyasal, ideolojik çevrelerin dirsek temasında bulunmaları, demokrasi paydasında bir araya gelmeleri söz konusu olsa, iktidar blokundan gelen 'hain', 'terörist', 'illet ittifakı' salvolarına, ulusalcı sol fanatiklerin 'hain liberaller' çığlıkları eşlik ediyor.''

Kılıçdaroğlu'nun; Murat Belge, Hasan Cemal ve Aydın Engin gibi isimlerle bir araya gelmesinin "ulusalcı" olarak nitelenen çevrelerde öfkeye dönüştüğünü söyleyen Baydar, nedenini ise şöyle açıklıyor:

''Farklı ideolojik-siyasal kesimlerden, farklı inançlardan, kimliklerden, düşüncelerden gelenlerin demokrasi, hak, adalet, özgürlük paydasında buluşmalarından rahatsız oluyorlar. İktidar blokundaki rahatsızlığı anlamak mümkün; ama kendilerini solda konumlandıranları, tek adam rejimine, faşizan gidişata, ülkenin içine sürüklendiği bunalımın mimarlarına karşı olduklarını iddia edenleri anlamak mümkün değil. En azından ben anlayamıyorum. Faşizme, diktatörlüğe, toplumun cepheleştirilmesine, sosyal dokunun çürümesine, cumhuriyetin temel değerlerinin aşındırılmasına karşı olanların birbirlerini yok etmeye çalışmaları yerine en azından demokrasi paydasında buluşmaları, bu yıkıcı ve son derece tehlikeli dönemi aşmak için demokrasi bloğunun parçası, bileşeni olmaları gerekmez mi?

Oya Baydar, liberalizm konusunda ise şunları kaydediyor:

''Sözcük kökeni itibariyle "özgürlükçülük" anlamına gelen liberalizm Aydınlanma filozoflarını derinden etkilemiş; mutlakçılığa, dinî ve siyasî despotizme, bireyin hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasına karşı bir düşünce olarak Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’ne (1776), ardından 1789 Fransız devriminin, "Yaşama, mülkiyet, baskıya direnme, ifade ve din özgürlüğü bireyin/insanın tartışılmaz haklarıdır"anlayışına ilham vermiştir.

Ekonomik temelli klasik liberalizme karşı modern liberaller, bireyin bütün baskılardan münezzeh olması ile sınırlı negatif özgürlük anlayışının yetersizliğinden hareketle, bireyin özgürlüğünü kullanabilme olanaklarına da sahip olması, toplumsal refah ve zenginliklerden pay alabilmesi gerektiğini savunarak devletin bu yöndeki düzenleyici fonksiyonuna işaret etmişlerdir ki, 20. yüzyılın sosyal demokrasi anlayışı bu temel üzerinde kurulmuştur.

Özetle, liberal veya liberallik, bizdeki bazı çevrelerin, cehalet veya kötü niyetle kullandıkları anlamda bir küfür veya aşağılama değildir. Birine, "bırak o liberali" dediğinizde, aslında "bırak o özgürlükçüyü" demiş olursunuz.

20. yüzyılın ikinci yarısının ürünü neo-liberalizme gelince, liberalizmin özgürlükçülük anlamından kopuşu ve kapitalizmin en vahşi, en ahlaksız, insanî değerleri yok eden işleyiş biçimini ifade eder.''

Kendisinin liberalliğe çoktan razı olduğunun altını çizen Baydar, ''Söz ettiğim çevrelerden gelen 'gerzek bunak', 'meczup dönek', 'şöhret budalası', yetmedi adımın ilk harfinden türetilen 'dönek O…pu' gibi iltifatlar yanında hafif kalıyor. Bu mecralarda hedef alınanların ortak özellikleri: hak ve özgürlükler konusunda çifte standart kullanmamak; diktatörlüğün, vesayetin, baskının, hak ihlallerinin kimden gelirse gelsin ve kime yönelirse yönelsin karşısında olmak, Müslüman muhafazakârlarla demokrasi ortak paydasında buluşmaya çalışmak, Kürt halkının eşit vatandaşlık haklarını savunmak, devletin derinliklerine yuvalanmış çeteleri ve onları yönlendiren ("devlet aklı" denilen) mekanizmanın savaşçı, militarist, şoven Türk milliyetçiliği çizgisini eleştirmek'' notunu aktarıyor.


Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.