Hamide Rencüzoğlulları: 'İslamcı milislerin kuluçka merkezi Libya'

1989 yılında hükümete karşı darbe planlamakla suçlanan ve Sudan’a kaçan ardından iktidarı devirerek  1991’den bu yana Çad’ın Cumhurbaşkanı olan İdris Deby geçtiğimiz günlerde öldürüldü.

“Çad deyip geçmeyin! Şimdi gözler, İslamcı milisler için kuluçka merkezine dönüştürülen Libya’da…” başlıklı bir yazı kaleme alan Hamide Rencüzoğlulları, şunlara dikkat çekiyor:

“Seçimlere rakipsiz giren Deby’nin kazanacağına zaten kesin gözüyle bakılıyordu ve böylesi bir “seçim mizansenini” reddeden Çad için Değişim ve Mutabakat Cephesi (Çadlıların adlandırdığı haliyle kısaca FACT ya da El-Vifak Cephesi) adlı siyasi ve askeri organizasyon Deby’e karşı savaş ilan etmişti. Ülkenin kuzey bölgesindeki Libya ve Nijer sınırından harekete geçen FACT isyancılarının başkente doğru ilerlemesi üzerine, Deby’nin cephede vurulmasından bir gün önce Amerika ve İngiltere, ülkedeki vatandaşlarını tahliye etmek için hareket geçmişti.”

“Gelinen noktada darbeyle bir diktatörü deviren, ama  onun bütün dikta yöntemlerini uygulayarak yeni bir diktatörlük inşa eden İdris Deby, sonuçta muhtemel ki kendi oğlunun darbesine kurban gitti, ya da komşu ülkede kaynayan milislerin namluları kendisine yöneldi” diyen Rencüzoğulları yazısına şöyle devam ediyor:

 “Tıpkı kendisinin komşu Sudan’dan önderlik ettiği milis gücüyle iktidarı ele geçirmesi gibi, yine bir  komşu  ülkeden giriş yapan milislerin kurşunlarının hedefi oldu… Bu kez bu komşu ülke Libya’dır; 2011’den beri “devrimci” makyajıyla dünya kamuoyuna sunulan, bölgenin bütün çetelerinin “milis” adı altında toplandığı yer…”

Afrika’nın orta yerinde kanlı çatışmaların bölgeye yayılması endişesinin hakim olduğunu ifade eden Rencüzoğulları “İslamcı milislerin kuluçka merkezi Libya’dır.  Bu günlerde konuşulan Çad çatışmalarının merkezindeki FACT gurubunun Libya sınırından Çad’a sızdığı doğrudur. Ancak sadece bunları barındırmıyor güney Libya.. Katar’ın ve dolayısıyla Türkiye’nin bölgeye ihraç etmek istedikleri bir yığın İslamcı milisin cirit attığı yerdir şu anda.  Ve bundan sonra “Katar ile Türkiye’nin  İslamcı milis gücüyle Afrika’yı nasıl fethetme hayalleri kurdukları” meselesinin en çok  konuşulacak konu olacağını söyleyebiliriz” diye belirtiyor. 

Rencüzoğulları, yazısını Tunuslu yazar Muhammed Abdülkerim’in araştırmasından bir alıntı yapıyor:

 “Türkiye Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 2001 yılında kurulmasının ardından Erdoğan ve partisinin o zamandan bu yana iktidarını sürdürme başarısı nedeniyle Müslüman Kardeşler'in dünya çapındaki şubeleri tarafından lider olarak görüldü, Erdoğan’ın harekette liderlik rolü böylelikle kabul gördü. Dolayısıyla, grubun Afrika'daki şubeleri ve faaliyetlerine yönelik Türk mali desteği kolaylıkla kurumsal bir biçim aldı. Türk rejiminin karmaşık ideolojik, pragmatik inşası bağlamında Afrika'daki artan etkisi anlaşılır hale geldi… Lakin Katar’ın Somali'deki Mücahid Gençlik Hareketi El Şebab’ı finanse ettiği, Çad'daki silahlı muhalefeti desteklediği, Mali'deki El Kaide gibi kuruluşları finanse ettiği, buna  ek olarak Çad ve Nijer'deki İslami grupların faaliyetlerine yoğunlaştığı biliniyor. Sırf Türk müttefikinin komşu Libya'daki konumunu güçlendirmek için…”

Yazı şu ifadelerle sona eriyor:

“Görüldüğü gibi Libya’nın yerle bir edilip istikrarsızlaştırıldığı 2011’den bu yana ülkenin ahı bütün bölgeye çatışma, ölüm ve göç olarak yansımaya devam ediyor. Ancak her çatışma ve krizin merkezinde ismi zikredilen Katar ile Türkiye’nin olması hiç de hayra alamet değil. Dönüp bulur bizi her edinim. Ne demişler?  Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner misali…”

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz