Erdoğan, Libya’da petrol sahalarını ele geçirmeden duracak mı?

Türkiye’nin Libya’da ne aradığını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan katıldığı TRT Haber Özel Yayını’nın 8 Haziran tarihli programında, herkesin anlayacağı şekilde anlattı. 

Program bir nevi itiraf gibi de anlaşılabilir. Önce ABD Başkanı Donald Trump‘la gerçekleştirdiği telefon görüşmesini aktarırken kullandığı, “Libya’da başarılı olduğumuzu tespit etti. Son durum nedir, dedi, biz de son durumları anlattık“ dedi. 

Türkçesi; savaşı Türkiye yürütüyor, desteğini bizden esirgeme. Daha önce de Suriyeli militanların Libya’ya götürüldüğünü bir televizyon yayınında itiraf eden Erdoğan, bu kez de Türkiye’nin bizzat savaşı yönettiğini dünyaya ilan etmiş oldu. 
Ama asıl vurucu sözler eline lazer işaretliyici alarak Libya haritası üzerinden Türkiye destekli güçlerin ele geçirdiği bölgeleri gösterirken geliyor: 

“Misrata, Sirte, Cufra buralar hayati yerler ve buralarda ilerliyorlar. Hedef Sirte ve çevresini almak. Tabi buralar petrol kuyularının olduğu bölgeler. Bunlar büyük bir önem arzediyor. Bunlar hallolduğu zaman şerit çok daha rahat olacak. (Sarrac’ın kontrolünde bölgeleri göstererek) Deniz tarafı da çok önemli, buralarda doğal gaz kuyuları söz konusu. Bu da çok büyük bir önem arz ediyor. Ülkenin güneyinde petrol kuyuları bulunuyor, bunlar çok önemli, tabi bu Rusya’yı rahatsız ediyor.” 

Libya’nın en önemli petrol ve doğal gaz yatakları Sirte-Ecdebiye hattının güneyinde yer alıyor. Bu hatta hem rafineriler ve depolama istasyonları bulunuyor, hem de bu kentlerin güneyindeki bölgelerde çıkarılan petroller boru hatlarıya Sirte, Ras Lanuf, Brega ve Ecdebiye’deki tesislere taşınıyor. 

Dünyanın en kaliteli ve ucuz petrol kaynaklarından birine sahip olan Libya’da, bir varil petrolün üretim maliyeti yaklaşık bir dolar civarında. 

Hala petrol ve doğal gaz kaynaklarının büyük bir kısmı keşfedilmemiş olan Libya’da 2010 yılında günlük bir milyon 650 bin varil petrol çıkarılabiliyordu. Bu haliyle dahi Libya dünyada en çok petrol üreten ilk on ülke arasında yer alıyor. 
Hafter, Trablus hükümetine baskı uygulayabilmek amacıyla Ocak ayı ortalarında petrol üretimini neredeyse tamamen durdurmuştu. Bu dönemdeki üretim kaybının en az beş milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. 

Türkiye her ne kadar resmi açıklamalarında Libya halkının refahı ve kurtuluşu için Libya’da bulunduğunu öne sürse de, nihai hedefin bu ülkenin sahip olduğu muazzam petrol ve doğal gaz yatakları üzerinde söz sahibi olabilmek. Bu amaçla daha önce Sarrac’la anlaşma yapan Türkiye, bu şekilde Libya münhasır ekonomik bölgesinde doğal gaz arama faaliyetlerinde bulunabileceğini öne sürüyor. Ancak her ne kadar Ankara üç dört ay içinde doğal gaz arama faaliyetlerine başlanacağını duyursa da, bunun bölgede tansiyonu yükselteceğinden böyle bir adımı atmasının çok da kolay olmayacağı belirtiliyor.  

Türkiye’nin Libya’da sahada tutunabilmesi için ABD ya da Batılı güçlerin desteğine ihtiyacı var. Şu ana kadar elde ettiği başarılar genellikle Batılı ülkeler tarafından sadece izlendi. Ancak Ulusal Anlaşma Hükümeti’ne (UAH) destek vererek Türkiye’nin müttefiki olarak görülen İtalya dahi Türkiye’nin daha fazla ilerlemesini istemiyor. Pek çok ülke açısından kırmızı çizgi petrol sahalarının Türkiye ve Rusya tarafından ele geçirilmesi. 

Erdoğan için ise petrol sahalarının ele geçirilmemesi şu ana kadar izlenen Libya politikasının büyük ölçüde boşa çıkması anlamına gelecek.

Her ne kadar ülkenin batısındaki bazı küçük petrol sahaları Sarrac güçlerinin eline geçse de, buralarda üretilen petrolün miktarı birkaç bin tondan ibaret. 

Türkiye için Sirte’nin ele geçirilmesi kadar El Cufra Üssü de büyük bir önem arzediyor. Çölün ortasındaki bu üs, Halife Hafte güçlerinin Trablus’u ele geçirmek için kullandığı en önemli üslerden biriydi. 

Rusya’nın Hafter’e destek için gönderdiği 14 savaş uçağı ile Wagner şirketine bağlı paralı askerlerin bu üste bulunduğu belirtiliyor. 

Türkiye destekli UAH güçlerinin Sirte’nin dış mahallelerine girdiği yönünde bilgiler bulunuyor. Kentin tamamen ele geçirilmesinden sonra bu güçlerin çölün içlerine doğru ilerleyerek petrol bölgelerini ele geçirip geçiremeyecekleri bilinmiyor. 

Hafter güçlerine göre silahlı militan bulma konusunda daha avantajlı olmasına rağmen UAH’nin ele geçirdiği bölgeleri kontrolünde tutmak için daha fazla silahlı güce ve paralı askere ihtiyacı olacak. 

UAH bünyesindeki silahlı militan sayısının, Suriye’den getirilen yaklaşık 10 bin militanla birlikte 25 – 30 bin arasında olduğu tahmin ediliyor. Kendi aralarında da sürekli bir nüfuz ve güç mücadelesi yaşayan bu militanların Türkiye’nin iki katı büyüklüğündeki bir ülkeyi kontrol etmekte zorlanacakları belirtiliyor.

Bundan dolayı da Erdoğan’ın, en azından Sirte’nin güneyindeki petrol sahalarının bir kısmının ele geçirilmesinden sonra ilerleyişin durdurulması talimatı vermesi beklenebilir.

Hem petrol sahalarının bir kısmının ele geçirilmesi ve hem de ülkenin en kalabalık kentlerinin kontrol edilmesiyle Erdoğan, kurulacak bir barış masasında elinin çok daha güçlü olacağını hesaplıyor. 

Trump’ın desteğini de arkasına alması durumunda Erdoğan, Libya’daki en güçlü oyuncu durumuna gelmiş olacak. 

Fakat Ortadoğu’daki dengelerin her an değişebildiği Libya’da Erdoğan’ın hesaplarının tutup tutmayacağı bilinmiyor. 

Libya’da yaşanabilecek bir başarısızlığın artçı şoklarının Somali’den Suriye’ye her tarafta hissedilmesi kaçınılmaz olacaktır. 


©️ Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.