Burak Tuygan
Ağu 08 2019

Türkiye, Misrata'ya üs mü kuruyor?

Sekiz yıldır devam eden Libya iç savaşı son günlerde Misrata üzerine yoğunlaşmış görünüyor. Üç gün önce Türkiye'den silah ve mühimmat getirdiği öne sürülen Ukrayna menşeli Il-76TD kargo uçağının Halife Hafter güçlerince imha edilmesinden iki gün önce sabah saatlerinde de bu kentteki Askeri Akademi vuruldu. 

Halife Hafter'in Haziran ayı sonunda Türkiye'yi düşman ülke ilan etmesinden sonra Misrata'nın daha fazla hedef alınması dikkat çekiyor. 

25 Temmuz'da da Libya Ordusu, Misrata Havaalanı'ndaki operasyon odaları, mühimmat depoları, hava üssü ve Askeri Akademi'yi vurmuştu.  

Hafter güçleri Türkiye'nin Misrata Havaalanı'nı radikal gruplara silah ve mühimmat desteği için üs olarak kullandığını öne sürüyor. 

Libya tarihinde her zaman önemli bir rol oynayan Misrata, bu ülkedeki Türk asıllı halkların da en yoğun yaşadığı şehir olarak biliniyor. 

Osmanlı'nın Trablusgarp eyaleti olarak bilinen Libya'nın 1551'de ele geçirilmesinden sonra Anadolu Türkleri ağırlıklı olarak ülkenin kıyı kesimlerine yerleştirildi. Ayrıca bu topraklarda görev yapan Osmanlı askerlerinin yerel kadınlarla evlenmesi ile de büyük bir Türk kolonisi oluştu. Girit gibi adaların Osmanlı'nın elinden çıkmasından sonra pek çok Türk aile buralardan alınarak Libya'da yeniden ikamet ettirildi. 

1936 tarihli nüfus sayımına göre ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 5'ini Türk asıllılar oluşturuyordu. Ve bu nüfusun da üçte ikisi Misrata'da yerleşikti. Tahmini sayıları 35 bin civarındaydı. 

Günümüzde 400 bin civarında nüfusuyla başkent Trablus ve Bingazi'den sonra ülkenin üçüncü büyük kenti olan Misrata'da Türk asıllıların kent nüfusunun üçte ikisini oluşturduğu yönünde iddialar var. Misrata'dan sonra en fazla Türk asıllı nüfus Trablus'da yaşıyor.

Hafter güçlerinin hedefindeki havaalanı ise 1939 yılında İtalyan işgal güçlerince inşa edildi. Sonraki dönemlerde daha çok askeri ve iç uçuşlar için kullanılan Misrata Havaalanı, 15 Aralık 2011'de Türk Hava Yolları tarafından kullanılan ilk uluslararası havayolu şirketi oldu. 

Erdoğan rejiminin Misrata üzerine yoğunlaşmasının sebepleri arasında şüphesiz kent nüfusunun önemli bir kısmının Türk kökenli olmasının, hatta bölge halkının kendini parçalanmış bir Libya'dan çok Türkiye'ye daha yakın görmelerinin de büyük bir rolü var. 

Türkiye ve Katar destekli Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni ayakta tutan en büyük güç olarak ön plana çıkan Misratalı gruplar, başta başkent Trablus olmak üzere hükümetin kontrolü altındaki bölgelerde Hafter güçlerine karşı mücadele ediyor. 

Ayrıca Trablus hükümetinde yer alan en güçlü isimlerden İçişleri Bakanı Fethi Başağa, Trablus'taki Mitiga Havaalanı'nı kontrol altında tutan ve ayrıca İçişleri Bakanlığı bünyesindeki Özel Caydırıcı Güç'ün ana omurgasını oluşturan Navasi Tugayı'nın lideri Abdul Rauf Kara isimlerinin Türkçe olması da bölgedeki Türk etkisinin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. 

İç savaşın başladığı 2011'de ülkedeki çatışmalara dahil olan ve 2013 sonundan itibaren de bazı gruplara silah ve mühimmat desteğinde bulunduğu ortaya çıkan Türkiye, Mayıs ayında bu ülkeye gönderdiği Kirpi adlı zırhlı araçlarla fiili olarak sahaya indi. 

Fakat Haziran ayında başkent Trablus'un güneyindeki stratejik Giryan kentinin Hafter güçlerinden geri alınmasında Türkiye'nin gönderdiği insansız hava araçlarının önemli bir rol oynadığı ortaya çıkınca Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri arasında adı konmamış bir drone savaşları yaşanmaya başlandı. 

Her ne kadar üç gün önce Misrata Havaalanı'na düzenlenen ve Türkiye'den silah getirdiği öne sürülen kargo uçağının havaalanına indikten bir dakika sonra imha edilmesini Hafter güçleri üstlense de perde arkasında BAE hava gücü etkin rol oynadı. 

Tobruk ve Trablus merkezli iki güç arasındaki savaşta Türkiye destekli Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne bağlı hava unsurları da sık sık Hafter güçlerinin ikmal üssü olarak kullandığı ülkenin güneyindeki El Cuffa Havaalanı'nı hedef alıyor. 25 Temmuz'da Türk dronları bu üste bulunan ve silah taşıdığı öne sürülen iki kargo uçağını imha etmişti.

Türkiye'nin havaalanını bir Türk üssüne dönüştürdüğü yönünde sosyal medyada sık sık görüntüler yayınlanıyor. Bu görüntülere göre havaalanında uçaklar ve özellikle de dronlar için yeni sığınaklar inşa ediliyor. 

Ortadoğu'da söz sahibi olmak için daha önce Katar ve Somali'de askeri üsler inşa eden Türkiye, Sudan'la da bu yönde girişimlerde bulunmuş, ancak Ömer Hasan el Beşir yönetiminin devrilmesi ile bu planı akamete uğramıştı. 

Türkiye'nin Misrata'yı şimdilik adı konmamış askeri üssü haline getirmesi durumunda, Mısır, BAE ve Suudi Arabistan destekli Hafter güçlerinin Trablus'u devirme planının başarılı olması söz konusu değil. 

Türkiye'nin faaliyetlerinin sadece askeri üsle sınırlı olmadığı, bizzat Mutabakat Hükümeti'nin tüm askeri operasyonlarını yürütmesi de Hafter ve müttefiklerinin sert tepkisini çekiyor. 

Geçtiğimiz ay bu ülkede faaliyet gösteren Türk istihbarat ve askeri personelinin pasaport bilgileri Hafter güçleri yanlısı sosyal medya hesaplarında yayınlanmıştı. 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.