Türkiye’nin etkisindeki Batı Libya’da güç mücadelesi derinleşiyor

Batı Libya'da güç odakları arasındaki keskin bölünme ve çatlaklara dair işaretler hızla artıyor. 

Özellikle Fayez el Sarrac’ın görevinden istifa etme niyetini ifade etmesinden itibaren Batı Libya'daki farklılıklar dramatik bir artış gösterdi. Ancak Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu ile Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkan Yardımcısı Ahmet Maytik arasında imzalanan petrol üretimi ve ihracatına yeniden başlama anlaşmasının açıklanmasının ardından anlaşmazlıklar daha da şiddetlendi.

Yeni gerginliklerin artışı, Ulusal Anlaşma Hükümeti'nin (GNA) temel figürleri arasında zaten karışık olan ilişkileri daha da karmaşık hale getirdi.

Libya kaynakları The Arab Weekly'ye UAH'nin askeri liderleri arasında yoğun bir iktidar mücadelesi yaşandığını belirtiyor. Bu mücadele, Mücadele, Libyalılar arası diyalog çerçevesinde devam eden müzakerelere ilişkin bir sonraki aşama için yapılan düzenlemelerle birlikte gidiyor. Bu mücadeleye yabancı olmayan Türkiye, Sarrac'ın ayrılması ve yeni bir cumhurbaşkanlığı konseyinin kurulmasından sonra nüfuzunun düşme olasılığından endişe duyuyor. 

Kaynaklar, bu iktidar mücadelesinin şu anda Sarrac tarafından Ulusal Anlaşma Hükümeti'nde savunmadan tam yetkili bakan olarak atanan Selahattin el Nimruş ile Batı Askeri Bölgesi ve Müşterek Operasyonlar Komutanı Usame el Cüveyli’ye karşı yaşandığını belirtiyor. Cüveyli, Nimruş’un Ağustos sonundaki atanmasından duyduğu rahatsızlığı gizlemedi.

Cüveyli’nin sıkıntısının, kendisini (bir albay olan) Nimruş’tan daha yüksek bir rütbeye (tümgeneral olarak) sahip olduğu için savunma bakanı olacak en nitelikli kişi görmesinden kaynaklandığı belirtiliyor. İki arasındaki diğer bir sorun ise bölgede hala rol oynayan bölgecilik ve aşiretçilik. Cüveyli, Zintan'dan, Nimruş ise rakip Zaviye bölgesinden geliyor.

Kaynaklar, her ikisi de Hafter ile Maytik arasındaki petrol anlaşmasını reddeden Cüveyli ve Nimruş’un aralarındaki anlaşmazlığı daha uzun süre gizleyemeyeceğini belirtiyor. Temmuz 2015'te imzalanan uzlaşma anlaşmasının çökmesi nedeniyle önümüzdeki günlerde bu iki kent Zaviye ve Zintan arasındaki çatışmanın daha da kötüleşmesi muhtemel. 

Libyalı siyasi araştırmacı Kemal al-Miraş, bu çatışmanın daha derin kökleri ve nedenleri olduğuna inanıyor ve bu durumun özellikle şimdi Türk etkisi ve Suriyeli paralı askerlerin devreye girmesiyle ittifakların değişip yeni çeşitli biçimler aldığı. 

Batı Libya'yı kontrol eden çeşitli milisler arasındaki keskin farklılıklardan gerçekten ayrı düşünülemeyeceğini belirtiyor. 

The Arab Weekly'ye telefonla konuşan Miraş, bu çatışmanın birçok kırılmaya tanık olmasını bekliyor. Miraş, Cüveyli’nin " Ebu Ubeyde kod adlı terörist Şaban Hadiye tarafından yönetilen Zaviye merkezli Libya Devrimciler Harekat Odası tugaylarına bağlı Nimruş’un Savunma Bakanı olarak atanmasını kabul etmediğini" belirtiyor.

Ayrıca, “Zintan milislerinin marjinalleştirilmesinden, mali ve askeri yeteneklerden mahrum edilmesinden şikayet eden Cüveyli’nin, getirilmeyi beklediği Savunma Bakanlığı'na atanan Nimruş’u vasıfsız olarak gördüğünü” de belirtiyor ve Nimruş’u “Müslüman Kardeşler’e sadık olmak ve onlara Türk müttefiki ile askeri müzakerelerde yer vermekle” suçluyor.

Miraş, UAH'de Savunma Bakanlığı'nı felç etmesi muhtemel olan bu çatışmanın, “hem Cüveyli'yi hem de Nimruş'u zayıflatmasını ümit eden Fethi Başağa tarafından teşvik edildiğini ve böylece başkent Trablus'un kontrolünü Türkiye ve Trablus'daki milislerle silahlı çatışma çıkması durumunda Suriyeli paralı askerlerin desteğiyle ele geçirebileceğine inandığını da belirtiyor. 

Çatışmanın özünün, "artık ana oyun kurucu olarak kabul edilen Türkiye'ye kimin daha fazla sadakat gösterdiğiyle ilgili olduğunu da aktaran Miraş, Cüveyli'nin projeye katılmasıyla, Türkiye'nin iç çatışmaları kontrol altına aldığını” da ifade ediyor.  

Miraş açıklamalarının sonunda, "Bu çatışmanın daha önce mümkün olmayan ittifakların ortaya çıkması açısından daha fazla sürpriz üretme olasılığı yüksek. Dünün düşmanlarının bugünün dostları olabiliyor, çünkü güç denklemi şu anda oldukça akışkan hale geldi" diyor. 

Yine de, bazı gözlemciler siyasi bir çözüm için devam eden diyaloglar masasında daha iyi bir temsil için çalışan ve çözümden sonra kişisel kazanımlar sağlamayı amaçlayan, bu çatışmayı bir dizi Libyalı Müslüman Kardeşler'in şu anda Misrata, Libya ve İstanbul’da yürüttüğü yoğun toplantı ve istişarelerle ilişkilendiriyor.

Libya siyaset ve medya kaynakları, siyasal İslamcı örgütlerin ve UAH'ye sadık silahlı grupların liderlerini bir araya getiren bu toplantıların, yakın zamanda egemenlik koltuklarının dağılımına ilişkin müzakere turlarının yapılacağı Fas'taki Buznika istişareleri ve İsviçre'deki Montrö toplantılarına hazırlanmayı amaçladığını söylüyor.

Bu bağlamda kaynaklar, İstanbul’un iki gün önce Ali el-Sallabi'nin de katıldığı yoğun toplantılara tanıklık ettiğini ve toplantının yeni bir başkanlık konseyi ve hükümeti seçmek için önümüzdeki hafta İsviçre'de yapılması planlanan istişarelerden kaynaklanabilecek herhangi bir acil duruma çözüm bulmak için yeni eylem planları geliştirmeye adandığının altını çiziyor.

Kamal al-Miraş'a göre, “Muhammed Sawan ve Ali al-Sallabi gibi isimler tarafından temsil edilen Libya Müslüman Kardeşleri, Katar'ı diğer gruplara rağmen Nimruş ve Libya Devrimciler Operasyon Odası'nı desteklemeye zorluyor, ancak Türk cumhurbaşkanı, gelecekte Libya'da Türk çıkarlarına ulaşmaya en yakın grup olarak halen Fethi Başağa'nın mevcut durumunu destekliyor.”

Bu bağlamda Miraş, Türkiye'nin başkentin kontrolü için silahlı bir çatışma olması durumunda Başağa'yı askeri olarak desteklemek için Trablus'taki Suriyeli paralı askerlerini kullanma olasılığını dışlamıyor ve böylece Başağa'nın Cumhurbaşkanlığı Konseyi'ni kontrol etmesini sağlamaya ve uluslararası toplumu bir oldu bittiye razı etmeye çalıştığını da öne sürüyor.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.