Ara 11 2017

'Lozan ve Kudüs AKP'li seçmen saflarını sıklaştıracak'

 

Lozan Anlaşması'nın güncellenmesi tartışması ve ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması konuları, iç siyasette tıkanmışlığı açmanın birer aracı haline dönüşebiliyor.

Özellikle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın tarihi anlaşmazlıkları güncel bir mesele haline getirip AKP seçmeni arasındaki safları sıklaştırma aracı olarak kullanması, siyasetinin belkemiği unsurlarından biri.

Artıgerçek yazarı Yetvart Danzikyan da, Türkiye'de seçmenin bir bölümünün bir yönüyle efsaneye dönüşmüş komplo teorilerini satın almaya teşne olduğu görüşünde.

"Batı, petrol çıkarmamızı engelliyor" "Lozan 2013'te bitiyor ve artık kendi petrolümüzü çıkarabileceğiz" gibi iddiaların bir kısım seçmende makes bulduğuna değinen Danzikyan, "Tüm otoriter rejimler gibi içeride ve dışarıda sıkışınca tarihsel meseleleri gündeme getiriyor ve sağ/milliyetçi seçmene yeni “hedef”ler sunuyor. Bu çıkışın ardından hala 500 yıl öncesinin “fetih” dünyasında yaşayan ve yaşatılan seçmenlerin bir bölümü için Yunanistan artık –yeniden- bir “meselemiz”in olduğu bir ülke haline gelecek ve bu meseleyi ancak Erdoğan’ın çözeceği algısı bir kez daha dolaşıma sokulacaktır" yorumunu yapıyor.

Şehir efsanelerinden destek devşirme ve tarihsel anlaşmazlıkları siyasi kazanıma dönüştürme girişiminin otoriter rejimlerin karakteristiği olduğunu düşünen Danzikyan, Batı Trakya'da Erdoğan'ın ortaya attığı başmüftülük seçimi meselesinin Lozan'da geçen bir husus olmadığını hatırlatıyor.

Zira başmüftülük konusu Türkiye ile imza edilen Atina Anlaşması'nda bulunuyor ancak Yunanistan bu anlaşmayı uygulamıyor bile.

Prof. Turgut Tarhanlı'nın bu konudaki görüşüne de yer veriyor Danzikyan:

Tarhanlı, Lozan’ın sadece Yunanistan ile Türkiye arasında imzalanan bir anlaşma olmadığını, çok uluslu bir anlaşma olduğuna da hatırlattı. Tarhanlı bu anlaşmanın bir “barış” anlaşması olduğuna da dikkat çekerek bu tip anlaşmaları tartışmaya açmanın barışı ve “sınırı”da tartışmaya açmak anlamına geleceğini söyledi.

Türkiye'nin müftülük meselesine odaklanırken, Ermeni toplumun hakları ile ilgili adım atmadığına değinen Danzikyan yazısını şöyle sürdürüyor:

Türkiye’de Ermeniler de epeydir patriklerini seçemiyorlar. Seçim için oluşturdukları Müteşebbis Heyet ve kilise hukukuna göre seçilen Patrik Kaymakamı’na İstanbul Valiliğinin rezerv koyduğu haberleri son üç aydır basında yazılıyor. Türkiye Ermeni Patrikliği’nin 2016 Ekim ayında Patrik Mutafyan’ın hastalığının “geri dönülemez” olduğunu ilan etmesinin, Mutafyan’ın makamını “boş” ilan etmesinin üzerinden 1 yıl geçti. Herhangi bir gelişme yok.

Heybeliada Ruhban Okulu hala kapalı. Ekümenik Patrik Bartholomeos’un açıklamasına göre patrik bu konuyu ne zaman açsa Cumhurbaşkanı Erdoğan da “Atina’da cami yok’ diyormuş.(Bkz. “Yarını Yaşayan Adam-Besim Tibuk” kitabı, röportajı gerçekleştiren Fatih Vural)