Nalan Yazgan: 'Lübnan'da Türkiye-Katar merkezli üçüncü bir eksen oluşmaya başladı'

Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta 4 Ağustos tarihinde, Beyrut Limanı'nda meydana gelen patlamadan bu yana geçen süre içinde Lübnan yaralarını sarmaya çalışırken, bu büyük felakete bir de hükümet krizi eklendi.

Evsiz kalan yüz binlerce kişi başının çaresine bakmaya çalışıyor. Lübnan hem ekonomik, hem de psikolojik açıdan yıllarca kendine gelemeyebilir. Patlamanın molozları bile temizlenebilmiş değil. Ülkeyi terk etme imkanına sahip olanlar çıkmaya başladı.

Konuşa Konuşa'da Gülten Sarı'nın konuğu uzun yıllardır Lübnan'da yaşayan ve çalışan gazeteci Nalan Yazgan. Yazgan ile Lübnan'daki hükümet krizini, Beyrut'u kötürüm bırakan liman patlamasını ve halkın dinmeyen öfkesini konuştuk.

Yazgan'ın açıklamalarının satır başları şöyle:

"Lübnanlılarda çok büyük bir öfke var. Altı yıl boyunca Beyrut gibi bir şehrin ortasındaki limanda, 2 bin 750 kilo amonyum nitrat bir depoda tutuluyor. Bu deponun tam yanında da havai fişek deposu var. Burada kapı monte etmek için gelenler kaynak kullanıyor tüm bu patlayıcıların arasında. Bu o kadar büyük bir ihmaller zinciri ki...

Yöneticilerin ülkeyi yönetemediğini açık bir şekilde görüyoruz ancak bunun cezasını Lübnan halkı çekiyor. 17 Ekim'de başlayan gösterilerden iki ay sonra Başbakan Hariri istifa etmek zorunda kalmıştı. Sonra Hasan Diyab'ın başbakanlığında teknokratlardan oluşan bir hükümet kurdu. 20 kişilik bir bakanlar kurulu ile yeni hükümeti oluşturdu. Bu hükümeti suçlayamayız patlamanın sorumlusu olarak. Çünkü altı yıldır orada tutulan bir patlayıcı maddeden bahsediyoruz. İnsanlar hesap sormak istiyor.

Patlamanın sabahında ülkenin dışişleri bakanı istifa etmişti. Patlamadan sonra iki bakan daha istifa etti. Lübnan kanunlarına göre, bakanlar kurulunun üçte biri istifa ederse hükümet düşüyor. Diyab istifa etmek istemese de bir şekilde istifaya zorlanmış oldu. Daha sonra bakanlar kurulunu topladı ve hükümet istifa etti. Yeni bir hükümet kuruluna kadar görevlerini devam ettirecekler. Hükümetlerin istifası da çözüm değil. Hükümetler çok zor kuruluyor. Her dört yılda bir seçim yapılması gerekiyor ancak Lübnan'da son dokuz yıldır seçim yapılamadı.

Seçimden sonra da dokuz ay boyuncu hükümet kurma görüşmeleri devam etmişti. Yeni bir hükümet kurulması çok uzun bir süre alacak. Lübnan'da Meclis bir ay tatile girdi çünkü Meclis binası kullanılamayacak durumda. Hükümet boşluğu da halk için hiç iyi olmadı. 

Lübnan'da kimse sorumluların hesap vereceğini düşünmüyor, buna inanmıyor. Lübnan dış müdahalelere çok açık bir ülke. Biraz da o yüzden bu durumda. Lübnan daha önce, iki eksen arasında kalmıştı. İran ve S. Arabistan ile ABD'nin olduğu bir eksen arasında sıkışmış durumdaydı. Patlamadan sonra diğer ülkeler de Lübnan'ın yardımına koşuyormuş gibi görünüyor ancak hepsinin bir ajandası var. Bir şekilde nüfuz alanını genişletmeye çalışıyor. Görünüyor ki Lübnan'da üçüncü bir eksen oluşmaya başladı. Bu da Türkiye-Katar ekseni. Patlamadan 40 saat sonra Fransa Cumhurbaşkanı Macron Beyrut'a geldi. Hemen 24 saat sonrasında da Türkiye'den bir heyet geldi. Bir şekilde herkes nüfuz alanını genişletmeye çalışıyor. Şu an, Fransa ile Türkiye arasında Libya'da, Akdeniz'de gördüğümüz güç mücadelesi Lübnan'da da devam ediyor."