Kürt ellerinde bir İtalyan seyyah: Lucio Visinoni

İtalyan müzisyen, seyyah Lucio Visinoni insanlığı ve dünyayı tanımak için bisikletle ülke ülke geziyor. Türkiye’ye ikinci defa gelen seyyah bir süredir Kürt illerinde konaklıyor. Diyarbakır, Ağrı gibi şehirleri gezen Visinoni, öğrendiği ve dillendirdiği Kürtçe şarkılarla halkın sevgisine mahzar oluyor. En çok beğendiği sanatçıları sıralayan Visinoni, Aram Tigran, Ciwan Haco,  Şivan Perwer, Mehmet Atlı, Mem Ararat, Ahmet Kaya, Barış Manço gibi isimleri zikrediyor. Çok sevdiğini belirttiği Mevlana’yı ise ruhani hocası olarak tarif ediyor.

Kendisini “ebedi bir ruh” olarak tarif eden 30 yaşındaki gezgin İtalya’nın kuzeyindeki Varese’de doğdu. Ancak Milano ve İsviçre arasında bulunan Cocquio isimli bir köyde büyüdü. Çocukluğundan beri babasının küçük çiftliğinde ve köy ortamında yaşayan seyyah burada bir yandan çalıştı öbür yandan da sanatsal işlerle ilgilendi. Sanata merakı ve eğilimiyle 10 yaşında müzikle uğraşıp şarkılar ve şiirler yazmaya başladı.

seyyah

Lucio’nun dediğine göre daha o zamanlar başladığı bazı şeyleri de bir daha bırakmadı. Meditasyonlar, mistisizm ilgisi, felsefe, psikoloji, sanat ve sürekli yeni insanlarla tanışma gibi eylemler bunlardan bazıları... Zamanının çoğunu doğada geçiren genç seyyah ormanları, dağları ve özellikle şelaleleri çok seviyor. Bunda babasının çiftliğinin bulunduğu o köyde geçen çocukluğunun da etkili olduğunu belirtiyor. Doğada ve sanatla geçirdiği her demde kendisini  çocukluğundaki gibi güvende ve mutlu hissediyor.

Lucio’nun İtalya’da olduğu dönem müziğe ve farklı insanlarla tanışmaya olan hevesi, onu birçok farklı müzik grubunun içinde aktif rol almaya itti. Onlarla beraber sahnede çok sayıda konser veren seyyah müzisyen, özellikle geleneksel şarkıları çok seviyor. Hatta bu yüzden büyükannesi “Lona” ile beraber bir proje yapmış ve söz konusu projede Lucio ile büyük annesi, beraber  geleneksel İtalyan şarkılarını derleyip söylemişler. Bunun kendisi için hala çok heyecan ve mutluluk verici bir adım olduğunu söylüyor.

Belki içindeki yeni yerler, yeni insanlar keşfetme arzusuyla İtalya’da daha fazla durmayan Lucio bisikletine binip yola çıkar. Bisikletle önce tüm İtalya’yı gezmeye başlar, ardından yolu Balkanlara düşer. Oralarda da epey gezdikten sonra Arnavutluk’a varır, derken oradan da Yunanistan ve Kıbrıs’a çıkartma yapar. Gezdiği, gördüğü yeni yerler, tanıştığı yeni kültürlerle heybesini epeyce doldurur ve nihayet Türkiye’ye de giriş yapar. Ve seçtiği yolda ilerlerken 2 yıl boyunca tam 13.000 kilometrelik yolu bisikletle kateder.

Yollarda seyahat sırasında yaşadıklarını anlatan genç gezgin yolculuğunu ve yolculuğa devam ettiğini “Gittiğim her yerde çoğu zaman çadırımda uyuyordum. 16 ay boyunca bisikletle seyahat ettim. Ama şimdilerde yani Kasım 2020'den beri otobüsle veya otostopla seyahat ediyorum” şeklinde anlatıyor.

Bugün hala gittiği her yerde müzik yaparak ve şarkı söyleyerek para kazanıyor. Gezmeye karar vermesinin sebebini ise “insanlığın yüreğiyle tanışmak” şeklinde tarif ediyor ve hikayesini duyanlara da “Başka kültürlerle tanışın, maceralar yaşayın. Dua ve şükran içinde yaşamak çok güzel. Her yerde bir sürü inanılmaz macera yaşadım. Ve yaşadıklarıma dair her zaman bir seyahat günlüğü yazarım” şeklinde tavsiyelerde bulunuyor.

Türkiye’de yaşadıklarını da anlatan Lucio, özellikle camileri çok sevdiğini söylüyor. Bunun yanında, Türkiye’de de sürekli dua ve meditasyonlar yapmaya devam ediyor. Ve pratiklerine sufi geleneklerini, Sufi müziğini ve şarkılarını katmayı çok seviyor.

Kendisi Yunus Emre ve Mevlana gibi isimlerin eserlerini de okumuş. Mevlana’yı “büyük ruhani hoca” şeklinde tarif ediyor. Ayrıca Lucio, Türkiye’de, ona bazı sufi- ruhani şarkıları öğreten bir Sufi müzisyen ile de tanışmış. Ondan öğrendikleriyle Sufizme olan ilgisini diline, müziğine de taşıdı. Lucio, Sufi şarkılarını da özellikle doğada çalıp söylemekten hoşlanıyor.

İlk olarak 2019 yılında Türkiye'ye gelen İtalyan seyyah o dönem 3 ayını burada geçirdi. İkinci gelişinde ise rotayı Mezopotamya’ya çevirdi ve şu anda ise Ağrı Dağı’nın eteklerinde yolculuğuna devam ediyor. Seyahatlerinde ve yolculuklarında Türkiye’nin her yerinde pek çok sayıda Türk ve Kürt arkadaşı edindi. Doğu’nun inanılmaz derece güzel ve ilginç, Kürt halkının da çok canayakın, sıcak olduğunu vurguluyor.

Kurduğu arkadaşlıklardan çok sayıda Türkçe ve Kürtçe şarkılar öğrenen seyyah müzisyen özellikle Barış Manço'yu çok seviyor. Kürt müzisyenlerden en beğendiklerini ise “Aram Tigran, Ciwan Haco,  Şivan Perwer, Mehmet Atlı, Mem Ararat, Ahmet Kaya” olarak sıralayan Lucio, onların şarkılarını da çalıp söylüyor. “Artık Avrupa müziği yok, sadece Türkçe ve Kürtçe şarkılar var çünkü onların gerçekten farklı ve sihirli ritimleri, farklı enerjileri var. Ve bu kültürün daha da derinlerine inmek istiyorum” diyerek hislerini, ilgisini açıklıyor.

Şu ana kadar başta İstanbul olmak üzere Ankara, İzmir, Çanakkale, Antalya, Mersin, Adana, İskenderun, Hatay, Mardin, Diyarbakır, Van, Doğubeyazıt, Dersim gibi şehirleri gezen çılgın seyyah, daha diğer şehirlerin de kendisini beklediğini ekliyor.

Kürtlerin kendisini çok sevdiğini aktaran Lucio, “Kürtler beni çok seviyor ve takdir ediyor. Çoğu zaman çaldığımda, etrafım benimle beraber şarkı söyleyen insanlar tarafından sarılıyor. Özellikle yaşlıların Kürtçe şarkı söylememi dinlemesi benim için harika oluyor. Benimle şarkı söylüyorlar, eğleniyor, hisleniyor ve yaşadığımız ortak hislerle beni çok seviyorlar. Ve insanlar her zaman beni evlerinde karşılıksızca misafirperverlikle ağırlıyorlar, bana sofralarından yemekler veriyorlar” cümleleriyle de deneyimlerinin, karşılaşmalarının onu ne kadar iyi şekilde tatmin ettiğini aktarıyor.

Gezdiği yerlerdeki sorunların da farkında olduğunu aktaran genç seyyah, Kürtlerin çektikleri acıların bilincinde olduğunu söylüyor. Barışın tesisi için evrene sürekli dua ettiğini aktaran genç seyyah, şu mesajı veriyor:

“Kürtlerin acı çektiği sorunları da biliyorum. Hepimiz kardeşiz. Özgürlük ve barış için ben de çalıyorum ve dua ediyorum. Biz harika varlıklarız. Mutlu olmak için doğduk. Hayata, tüm dünyaya, evrene gerçekten minnettarım. Hayatımı manevi bir şekilde yaşıyorum. Kendimizi olduğumuz gibi kabul etmeyi sevmeyi öğrenmek, uygulamak her zaman önemlidir. Sabırlı olmak önemlidir ve biz evrenin tüm zamanına sahibiz. Bence gerçekten sevdiğimiz şeyi yapma cesaretine sahip olmak, ruhun yolunu takip etmek, kalbimizi derinden dinlemek, kendimize ve diğer insanlara saygılı olmak, köklerimizi güçlendirmek çok önemli.”

Kendisini müziğin, evrenin ritmine bırakan genç seyyah, insanlığın kalbine olan yolculuğuna devam edeceğini söylüyor.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.