Tim Lowell
Kas 05 2017

Uyuşturucu baronunun avukatına suikastin perde arkasında ne saklı?

31 Ekim 2017 gecesi saat 10.30 sularında, bir  grup arkadaş Bakırköy’de Cümbüş Sokak’ta bir restorana gitmişlerdi.

Avukat Kutbettin Kaya lavaboya gitti ve  çıkışta, gazetelerin yazdığına göre, yarı otomatik bir silahla başına beş kurşun sıkıldı.

Kaya ambulans hastaneye varmadan hayatını kaybetti. Suikastçisi ise restorandan koşarak çıktı ve dışarda bekleyen bir araca bindi. Kimliği belirlenemedi.

Aynı günün sabahı Kaya’nın, Türkiye’nin en güçlü uyuşturucu baronlarından biri olan müşterisi İstanbul’da mahkemede, yeraltı dünyasındaki en büyük rakibinin; ABD Başkonsolosluğu’nda çalışan Metin Topuz’la, Gülen hareketine yardım etmek için görüştüğünü söyledi.

Orhan Ünhan, Metin Topuz’un, İranlı eroin kaçakçısı Naji Şerif Zindaşti ve ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi (DEA) yetkilileri arasında hapiste bir görüşme ayarladığını söyledi. Zindashti bu sırada 2009 yılındaki uyuşturucu suçlarından dolayı hapisteydi ve DEA, onu, bir takım önemli laiklik savunucularına karşı şahitlik yapması karşılığında serbest kalmak için anlaşmaya ikna etmişti.

Ancak Zindashti’nin yetkililerle uzun yıllara dayanan iki taraflı işbirliğini Gülen hareketine bağlamaya çalışarak, Ünğan şu anki yargıya yaltaklanmaya ve kendisi de bir pazarlık koparmaya çalışıyor olabilir.

Bu davada Ünğan, 2014 yılında. Zindaşti’nin 19 yaşındaki kızının ve onun şoförünün öldürülmesi emrini vermekten yargılanıyor. Olay, Türk uyuşturucu çetelerine ait iki ton eroinin, Avrupa’ya taşınırken Yunanistan’da yakalanmasından bir hafta sonra gerçekleşmişti.

Türk basını Zindaşti’nin DEA’ya, uyuşturucu çetesinin yakalanmasında yardım ettiğini yazmıştı.

Ünğan daha önceki bir duruşmada, suikastin başka uyuşturucu kaçakçıları tarafından düzenlendiğini söylemişti.

Bu cinayetlerden iki ay sonra, cinayetleri gerçekleştirdikleri düşünülen iki adam, İstanbul’da bir restoranda vurularak öldürüldü.

Zindaşti’nin aynı zamanda geçtiğimiz yıl Dubai’de, İranlı bir gangsterin bir uyuşturucu cinayetine karışmasına sebep olduğundan şüpheleniliyor. 

Kaya ise 2009 yılında, Terazi kod adlı bir gizli tanığın ifadesiyle, Ergenekon davası sırasında tutuklanmıştı. Zindaşti daha sonra Terazi’nin kendisi olduğunu iddia etti.

2012 yılında Kaya, uyuşturucu baronlarını hapisten çıkarmak için rüşvet almak ve yargıyı etkilemeye çalışmak suçlarından yeniden tutuklandı. Yine Zindashti gizli tanıklık yapmıştı.

Bu kan davaları nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Atlantik Okyanusu’nun diğer yanında ürkütücü bir etkiye sahip olacakları kesin: ABD’li yetkililer Topuz’u uyuşturucuyla savaş konusunda bir kahraman olarak görseler de; Topuz’un Gülenci yetkililerle işbirliği yaptığına dair iddialar, Türk yetkililerin Topuz’a karşı davasında yeni mühimmat görevi görebilir.