Yektan Türkyılmaz: Mafya devlet içi savaşın uzantısı haline geldi

Suç dünyasının tanınmış isimleri Sedat Peker ve Alaattin Çakıcı arasındaki güç mücadelesi, başta Peker olmak üzere suç örgütü liderlerinin siyasileri aleni bir şekilde tehdit etmesi, yayınladıkları videolarla işledikleri suçları ifşa etmesi ve yargının tüm bu olup biteni sıradan vatandaş gibi seyretmesi, siyaset-mafya ilişkisinin boyutunun ve mafyanın bu kadar görünür olmasına olanak sunan siyasi atmosferin de sorgulanmasına neden oluyor.

Berlin Forum Transregionale Studien'de araştırmacı Yektan Türkyılmaz, Konuşa Konuşa'da yeni bir boyut kazanan devlet mafya ilişkisini yorumladı ve, "Mafya içinde kimi gruplar siyasi parti gibi davranıyor" yorumunu yaptı.

"Kudretsiz bir devlet mafyayı kullanmaya çalışırken kendisi manipülasyona açık hale geliyor" tespitinde bulunan Türkyılmaz, "Yeni tür mafyanın konumlanışı, devlet içinde savaşan kesimlerin tarafı olmak şeklinde" görüşünü dillendirdi.

Türkyılmaz'ın açıklamalarının satır başları şöyle:

İşin magazin boyutunu sildiğimiz zaman geriye şu kalıyor: Mafya devlet tarafından kullanılan bir şey olmanın ötesinde, mafya diye tanımlanan kişiler devletten şikayetçi, devletin nasıl işlemesi gerektiği konusunda fikir sahibi. Kimi gruplar bildiğiniz bir siyasi parti gibi davranıyor. 

Türkiye'nin her tarafından kimi grupların bayağı örgütlü taraftarları var. Mafya, eskisi gibi, devletin bir kliğinin, istihbaratının, polisinin, askerinin ya da bir partisinin uzantısı gibi sokaklarda faaliyet gibi gösteren bir grup olmaktan çıkıp, bayağı devlet ortağı, devletin nasıl işlemesi gerektiği konusunda fikir sahibi, devlet siyaseti konusunda önerileri olan bir yapıya evrildi.

15 Temmuz'dan sonra Türkiye'deki rejimle ilgili ilgimi çeken devletin iç savaşı. Devlet kendi içinde savaşan bir hale gelmişti. Devlet hiçbir zaman mermer, yekpare bir bütün zaten hiç olmamıştı ancak artık birin diğerini esas düşman olarak gördüğü, cemaatle savaşta bunu gördük, en tepesinden en aşağıya savaş ve çatışma halinde olan bir devlet sistemi var karşımızda.

Yeni tür mafyanın konumlanışı, önceden bildiğimiz mafyanın konumlanışından bu noktada esastan ayrılıyor. Devlet içinde savaşan daha sonra da didişen kesimlerin - savaştan kastım cemaat ve Recep Tayyip Erdoğan arasındaki savaş ve daha sonra da Erdoğan'ın tek adamlığını korumak için kurduğu rejim ittifakı içindeki didişme- bunların tarafı olarak konumlanıyor mafya. 

Bizim bugün mafya savaşı diye gördüğümüz, sosyal medyada takip ettiğimiz şey bize rejim içerisinde ne olup bittiğine dair çok önemli bilgiler sunan bir vakaya dönüşüyor.

Şu anki tablo, kudretli bir devletin mafyayı araç olarak kullanıldığı dönemin sona erip, kudretsiz bir devletin mafyayı kullanmaya çalışırken kendisinin manipülasyona açık hale geldiğini görüyoruz.

Ne dediğimi biraz daha somutlaştırırsam, bu tartışmada geçen isimlere baktığınız zaman -Erdoğan, Bahçeli, Albayrak, Süleyman Soylu, AKP'li kimi milletvekilleri ve daha nice isimler var. Devletin en tepesindeki isimler.

Alaattin Çakıcı tehdit eder bir tonda, 'devletin esas sahibi benim' demişti. Sedat Peker'in de, Erdoğan'ın davetlerinde, yakın zamanda beraber çekilmiş fotoğrafları var.

Gerçekten kurumsal bir devlet yapısının olduğu herhangi bir ülkede, (mafya olaylarının) yarısı kadar ortalığa saçılması durumunda o otoritelerin yerlerinde durabilmesi zor olurdu.

Şu ana kadar yayınlanan ifşa ve itiraf videolarında çok sayıda cinayet var, devlet görevlileriyle çok açık ilişkilerinin delilleri var. Şunu da ekleyeyim. Cemaatle ilişkileri var. Kimse buna dokunmak istemiyor ancak cemaatin de bu işlerin bir parçası olduğunu söylemek gerekiyor. Sedat Peker'in ilerlemesinin bir kısmı da cemaat örgütlenmesinin devlet içinde çok güçlü olduğu bir döneme denk düşüyor. Bir dönem cemaatçilerin de içinde olduğu bir hikaye var.

Tüm bu çatışmalar, devlet içindeki aktörlerin ne kadar hızlı konum ve ittifak değiştirdiğine ilginç bir örnek bu. (Çakıcı-Peker arasındaki çatışmada) 8 Mayıs'ta sanırım Çakıcı-Peker arasında bir telefon görüşmesi olduğu haberleri sızdırıldı. Anlaşılan bu bir yumuşama değil aslında. Bu şu demekti: Çakıcı'nın en yukarıda olduğu kabul edildikten sonra, bir sulha ulaşılması durumu söz konusu. 

Rejim içindeki bloklar arasındaki kapışmada, Bahçeli tekrar tekrar rejim içindeki gerilimlerde kazanan tarafın arkasındaki isim oluyor. Bahçeli'nin başarılı olmasının temel bir sebebi de, devletin en tepesinin kendisine duyduğu yaşamsal ihtiyaç. En tepe kendisini ne kadar kırılgan hissediyorsa, Bahçeli'nin önemi ve manevra kabiliyeti o kadar yükseliyor. Bunun en ilginç örneğini 31 Mart yerel seçimlerinden sonra yaşadık. Bahçeli'nin iktidar bloğu içinde yeni bir eşik oldu bu. Hatırlayacaksınız, Bahçeli yerel seçimler sonrasında, ilk kez artık AKP içerisinde kendisine ittifak kurabilecek hale geldi. Bahçeli kendi pozisyonuna AKP içerisinde taraftar bulabildi. Bu, Bahçeli'nin manevra kabiliyetinin daha da artması demek. 

© Ahval Türkçe