Can Teoman
Kas 29 2017

Hükümet, Man Adası ve Swift’ten Kılıçdaroğlu belgelerini isteyecek mi?

Birçok  ülkedeki tanınmış isimlerin vergi kaçırmak için vergi cenneti ülkelerde açtığı gizli hesapların ortaya saçılmasına neden olan Paradise Papers’ın (Cennet Belgeleri) Türkiye’ye yansımaları ağırlaşıyor. 

Söz konusu belgelerin etkisiyle Avrupa Birliği’nin hazırladığı ‘kara liste’nin bu aybaşında açıklanacak olması ve AB Parlamentosu’nda bu listedeki ülkelere finansal yaptırım uygulanmasına yönelik tekliflerin sertleşmesi konuyu artık sadece bir iç siyaset meselesi olmaktan çıkarıyor.

Türkiye’nin kara listede yer alacağına ilişkin spekülasyonlar sürerken, konu artık piyasalar açısından bir endişe kaynağı olmuş durumda. 

Kulislerde bu durumun Reza Zarrab davasının ardından Türkiye’nin karşılaşacağı ikinci öngörülemeyen dış-ekonomik risk olarak ortaya çıkıp çıkmayacağı sorgulanıyor. Bir bankacılık kaynağı şunları söylüyor:

‘‘Vergi cennetleriyle ilgili konu bizim de gündemimizde. Geçen hafta Bloomberg, Türkiye’nin kara listeye alınacağını yazdı. Sonra dün, Türkiye’nin bu konuda bir taahhüt mektubu ilettiğini ve AB’nin kara listesinden son anda çıkarıldığını aynı kaynaktan okuduk.

Ama iç siyasette de konuya paralel bir tartışma yürüyor ve bazı soru işaretleri hala ortada. Burada ne olur, konu ne kadar siyasi alanda kalır, ne kadarı ekonomiye yansır bilemem. 

Fakat AB’nin Türkiye’yi finansal yaptırım için olası bir kara listeye almasının etkisi henüz fiyatlara yansımış değil. Ne dolarda ne faiz ve borsada böyle bir riski fiyatlamadı piyasalar. 

Türkiye kara listeye alınırsa muhakkak bir etkisi olacaktır. Öncelikle  ne görmemiz gerekli. Yine de bu konuda siyasetten gelen son açıklamalar biraz moral bozuyor. Dolar 3.90’a gevşedi tutunamadı, yükseldi.’’

Geçtiğimiz haftalarda Başbakan Yıldırım’ın oğullarına ait Malta’daki gizli şirketler ve hesap bilgilerinin ortaya çıkmasına neden olan Paradise Papers belgeleri Cumhuriyet Gazetesi tarafından yayınlanmış,  Başbakan gazeteye 500 bin liralık manevi tazminat davası açmıştı. 

Gazetede yayınlanan belgeler ışığında TBMM’ye HDP ve CHP tarafından verilen iki ayrı araştırma önergesi, AKP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedilmişti.
Hafta sonundan bu yana ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakın isimler gündemde. Ana muhalefet Partisi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dört gün arayla yaptığı son iki konuşmasında özellikle Erdoğan’ın çevresiyle ilgili iddiaları açıkça dillendiriyor. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hafta sonundaki ‘Yurt dışında param olduğunu ispatlasın istifa ederim’ restinden sonra, Kılıçdaroğlu son olarak dün de Erdoğan ailesinden bazı isimlere ait Man Adası’na yollanmış SWİFT dekontlarını gösterdi. 

Cumhurbaşkanının Avukatı Ahmet Özel belgelerin sahte olduğunu belirterek savcılığa teslim edilmesini istedi. Ancak Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları SWİFT ve Man Adası’nı Türkiye’nin gündemine sokmuş durumda.

Merak edenler için söyleyelim; SWİFT, Türkiye’deki EFT’nin devletler arasındaki karşılığı. Man Adası ise İngiltere ve İrlanda arasında 84 bin nüfuslu 568 kilometrekare büyüklüğünde bir ülke. 

Gökçeada’nın iki katı büyüklüğündeki bu adada herhangi bir üretim yok. Sadece uluslararası alanda şirket ve kişilerin vergi planlamalarına ve kendi ülkelerine daha az vergi ödemelerine aracılık eden şirketleri kurmasına yardımcı yasaları var.

Adadaki onbinlerce hesap karşılığında alınan komisyonlar nedeniyle kişi başı gelir 50 bin dolar düzeyinde (Türkiye’nin 5 katı). 

Ülkenin  vatandaşları halen İngiliz vatandaşı olarak kabul ediliyor. Ancak Man Devleti, BREXIT oylamasına katılmadı. Bu yüzden İngiltere-Avrupa ayrılığından sonra AB sınırları içinde kalması bekleniyor. 

1997’de OECD’nin yayınladığı ilk vergi cenneti listesinde yer alan ülke ‘vergisel bilgi değişimi’ni kabul ettiği için 2010’da yayınlanan OECD listesinde ‘Beyaz Liste’de gösterildi.

Beş gün önce Bloomberg’de yayınlanan habere göre de Man Adası’nın AB’nin yeni kara listesinde olması beklenmiyor. Ancak bu durum Man Adası’nda halen gizli hesaplar olduğu ve vergi kaçırmaya istekli olanların burada hesap açtığı gerçeğini değiştirmiyor. Man Adası bu işlemleri yine yapıyor ama gerektiği taktirde bu bilgileri açıklıyor.

Telefonla ulaştığımız ve vergilendirme konusunda da uzman olan eski bir Sermaye Piyasası Kurulu yöneticisinin bu aşamada verdiği bilgiler ise ilgi çekici. Siyasette istifa restleşmesine kadar uzanan konuyu şöyle yorumluyor.

‘‘Kemal Kılıçdaroğlu bir takım belgeler gösteriyor, Cumhurbaşkanı’nın avukatı yalanlıyor. Oysa konunun içinden çıkmak son derece basit. 

Merkez Bankası ve Türkiye’deki bankalar uluslar arası para transferini sağlayan bu sistemin üyesi. SWİFT’in 28 ülkede ofisi var. En uygun olduğunu düşündükleri bir tanesine belgenin orijinal olup olmadığını sorsalar resmi olarak cevaplanır. 

Bir SWİFT dekontunun orijinali zaten onların belgeleri arasında vardır. Eğer söz konusu parasal işlem gerçekleştiyse onlar bu belgeyi zaten kaydetmiştir. 

Bu belge SWİFT tarafından doğrulanamıyorsa o parasal işlem hiç olmamıştır. 

Diğer taraftan Man Adası konusu da öyle. Bu devlet zaten bilgi paylaşımını kabul ediyor. Bunu ben soracak değilim. Yetki Maliye Bakanlığı’nda. Türkiye Cumhuriyeti Maliye Bakanlığı Man Adası devletine başvurup burada ‘şu isimli Türk vatandaşlarına ait şirket ve banka hesapları var mı?’ diye sorsa cevabı anında gelir.’’

Emekli SPK yetkilisinin de belirttiği, bilgi değişimine ilişkin son anlaşma bu yılın Şubat ayında gerçekleştirildi. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 50 ülke devletler arasında vergisel bilgi değişimini onayladı. 

Ekim ayında ise Paradise Papers skandalının patlak vermesiyle konu AB gündeminin zirvesine taşındı.  6 Kasım’daAB  Maliye Bakanları arasında düzenlenen zirvede en sert çıkış Fransız Maliye Bakanı Bruno Le Maire’den geldi. 

Toplantı öncesi gazetecilere, ‘‘Vergi kaçakçılığını bitirmekte kararlıyız. Kurallara uymayan ülkelere yaptırım uygulanmalı’’ diyen Le  Maire toplantıda da, ‘‘Kara listeye giren ülkelere Dünya Bankası ve IMF tarafından kredi verilmesin’’ önerisi getirdi. Teklif  bir karara bağlanmadı.

Öte yandan 2012’de açıkladığı bir raporda Türk vatandaşlarının ülke dışındaki gizli hesaplardaki parasını 152 milyar dolar olduğunu gündeme getiren  İngiliz yarı devlet kuruluşu OXFAM (Uluslararası Vergi adaleti kuruluşu – Orijinal adı Oxford Fakirlikle Mücadele Komitesi’nden geliyor), AB’nin hazırlanacak kara listesiyle ilgili 28 Kasım’da bir açıklama yaptı ****. 

OXFAM’ın internet sitesinde yer alan açıklamada, ‘AB’nin yeni kara listesinde 4 AB üyesi olmak üzere en az 35 ülke olması gerekli. Ancak politik faktörler bunu etkileyebilir’ denildi.
Özet olarak, henüz vergi cennetleri üzerinden vergi kaçırma olayı Türkiye için yeni bir Reza Zarrab davası olabilir mi? Bu soru önümüzdeki günlerde netleşecek. 

Ancak, vergisel alanda şeffaflık artıp gizli hesaplar ortaya döküldükçe hem finansal düzenlemeler hem de siyasi-sosyal çalkantılar artacağa benziyor. 

Özellikle de kamuda mali açık verip bunu kapatmak için geniş halk kitlelerine vergi zammı yapan Türkiye gibi ülkelerde.