Maradona hayatını kaybetti: Arjantinlilerin 'Tanrı'sı, tarihin en büyüklerindendi...

Futbol efsanesi Diego Armando Maradona, 60 yaşında geçirdiği kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetti.

İlk önce Arjantin basınından durumunun kritik olduğuna dair haberler basına yansıyan Maradona'nın ölüm haberi, AFP Sports başta olmak üzere birçok medya kurumu tarafından doğrulandı.

60 yaşındaki Maradona, son olarak beyin ameliyatı geçirmiş ve damarından pıhtı alınmıştı. Maradona hayranları ameliyat sırasında da operasyonun yapıldığı kliniğin önünde toplanarak ünlü futbol adamına destek olmuşlardı.

Napoli'yle İtalya'da şampiyonluk yaşayan hatta Napolililer'in 1990 Dünya Kupası'nda İtalya yerine Arjantin'i tutmasını sağlayan Maradona, ülkesiyle Meksika'daki 1986 Dünya Kupası'nı da kaldırmıştı.

Turnuvada İngiltere'ye attığı iki gol futbolseverler tarafından hala unutulmayan Maradona bu gollerden birini eliyle atmış, gol geçerli sayılınca da maç sonu konuyla ilgili olarak "O benim değil, Tanrı'nın eliydi" demişti.

Saha içindeki müthiş futbol yeteneği tartışılmaz bir isimdi. Ancak özel hayatı ve uyuşturucu bağımlılığı onun yıllar boyu eleştirilmesine neden oldu. 

Aile bağları çok güçlü olan Maradona, ilk hedefi olan annesine ev alabilmek için futbola hırsla sarıldı. 

Gücü, hızı ve üstün tekniği ile durdurulması çok zor bir isimdi. 

Kamuoyu gelmiş geçmiş en iyi futbolcu konusunda Brezilyalı Pele ile onun arasında gidip geliyordu. Son yıllarda bu ikiliye Lionel Messi de katılmıştı. YouTube çağından önce futbol oynamasına rağmen Maradona bu tartışmada her zaman en güçlü isimlerden biri olarak taraftar bulmaya devam etmişti.

Diego Armando Maradona 30 Ekim 1960'da Arjantin'in başkenti Buenos Aires'te dünyaya geldi. 

İtalyan kökenli bir baba ve Hırvat kökenli bir anneni oğlu olan Maradona, Arjantin'de fakir mahallelerinden birinde büyüdü. Yedi kardeşi vardı.

Futbola olan büyük yeteneği keşfedildiğinde çok küçüktü. Sekiz yaşında yerel takımlardan Estrella Roja'ya, bir yıl sonra Los Cebollitas'ın altyapısına girdi. Kendini kısa sürede ispatladı. 

1975'te birinci lig takımlarından Argentinos Juniors'a transfer oldu, ilk maçına 1976'da çıktı. Arjantin Birinci Lig tarihinin en genç oyuncusu unvanını aldı. Beş sezon oynadığı Argentinos Juniors'ta her sezon gol kralı oldu. 167 maçta 115 gol attı ancak takımını şampiyonluğa taşıyamadı. 

Hayatının ilk büyük hayal kırıklığını Arjantin'in ev sahipliğini yaptığı 1978 Dünya Kupası kadrosunda yer alamamasıya yaşadı. 18 yaşındaydı ancak ülke sınırlarını aşan bir üne kavuşmuştu. Teknik direktör Luis Menotti ise daha deneyimli isimleri tercih etti.
Arjantin'ün dünya şampiyonluğuna ulaşması bu büyük yeteneği kadroya almayan Menotti'ye tepkileri azalttı. 

1979'da ise Dünya 20 Yaş Altı Dünya Kupası'nda Arjantin'in kaptanlığını yaptı. Şampiyonlukta büyük pay sahibi oldu. Ancak turnuvanın oyuncusu İspanya'dan Juan Carlos Rojo seçildi. Rojo bile bu ödülü Maradona'nın hak ettiği konusunda hemfikirdi.
Maradona 1981'de hayallerinin takımı Boca Juniors'a transfer oldu. 500 bin dolara gerçekleşen bu transfer Arjantin tarihine geçti.

İlk sezonunda 17 gol attı ve şampiyonluk sevincini tattı. 

O yıllarda ordu tarafından yönetilen Arjantin'de büyük bir ekonomik kriz vardı. Maradona bir ulusal değer olarak görülüyordu. Boca taraftarları onun ülkede kalması için büyük kampanyalar başlattılar. Ancak Boca'nın, Avrupa'nın dev kulüplerini peşinde koşturan Maradona'yı elinde tuttması mümkün değildi. 

Hayallerinin takımında yalnızca bir yıl oynayabilen Maradona, o dönem için bir rekor olan 2,5 milyon dolar bonservisle İspanyol devi Barcelona'nın yolunu tuttu. 

Arjantinli yıldız, Hollandalı Cruyff ve Neskenss'ten sonra Katalan ekibinin kadrosuna kattığı en büyük isim olarak tanıtıldı. Barcelona'nın şampiyonluk özlemini dindirecek futbolcu olarak görülüyordu. 

Camp Nou'ya Barcelona formasından önce Arjantin formasıyla çıktı. 1982 Dünya Kupası'na İspanya ev sahipliği yaptı. Arjantin'de bu kez Maradona da kadrodaydı. İlk Dünya Kupası deneyimi pek parlak geçmedi. 

Son şampiyon Arjantin turnuvanın açılış maçında Belçika'ya 1-0 mağlup oldu. Maradona'nın iki gol attığı ikinci maçta ise Tangocular, Macaristan'ı 4-1 yendi. El Salvador galibiyetiyle ilk gruptan çıktı. 

Ancak bir sonraki turda önce İtalya, ardından da Brezilya mağlubiyetleri Arjantin'in veda etmesine neden oldu. Özellikle İtalyanlar ancak attıkları tekmelerle Maradona'yı durdurabildi. FIFA, Maradona'ya yapılan aşırı sertlikten sonra yıldız oyuncuların korunmasıyla ilgili çalışmalarına başladı. 

Günümüzün yıldızlarına uygulanan korumadan yoksun olan Maradona sinirine yenik düştü. Brezilyalı Batista'ya attığı tekme sonrasında kırmızı kart gördü ve turnuvayı erken kapattı. 

Barcelona'daki ilk maçlarında kendini ispatladı ama karaciğer iltihabı nedeniyle sahalardan üç ay uzak kaldı. Marodana'nın yokluğunda Barcelona şampiyonluk yarışının uzağında kaldı. Katalan ekibi o yılı dördüncü sırada tamamladı. 

Formasına kavuştuktan sonra ise Barcelona'da ilk kupa sevincini Real Madrid'e karşı kazanılan Kral Kupası ile yaşadı. 
Katalan ekibindeki ikinci yılına da şanssızlıkla başladı. Atletico Bilbao'lu Andoni Goikoetxea'nın tekmesiyle bileğinden sakatlandı ve sahalardan yine uzak kaldı. Barcelona o sezonu, Bilbao'nun bir puan arkasında ikinci sırada tamamladı. 

Sezon sonunda Bilbao ile oynanan Süper Kupa finalinde çıkan kavga ise Maradona'nın bordo-mavili forma ile son maçı oldu. 
Barcelona Başkanı Nunez ile sorunlar yaşayan Maradona, sürpriz bir şekilde Napoli'nin yolunu tuttu.

Güney İtalya'da bir kral gibi karşılandı. Napoli'ye tarihinin ilk lig şampiyonluğunu ve UEFA Kupası sevincini yaşattı. 1989-90'da Napoli'ye ikinci şampiyonluğunu getirdi. Napoli'de kariyerinin zirvesine yükseldi ve efsane oldu. 

Bir kulüp takımını dünyanın en önemli liginde neredeyse tek başına şampiyonluğa taşıyan Maradona, 1986 Dünya Kupası'nda da Arjantin'i zirveye çıkardı, Meksika'daki turnuvada şampiyonluk kupasını havaya kaldırdı. 

Çeyrek finalde İngiltere'ye eliyle attığı gol, Dünya Kupası'nın unutulmaz anları arasına girdi. Daha sonra yaptığı açıklamada 'O el Tanrı'nın eliydi' dedi. Aynı maçta İngiltere'ye attığı diğer gol ve Belçika maçındaki golü, inanılmaz yeteneklerinin en güzel örnekleriydi.   

1990 Dünya Kupası'nda ise Arjantin finalde Almanya'ya tartışmalı bir penaltı golüyle kaybetti. Kimsenin şans vermediği Arjantin takımı yine Maradona'nın sayesinde finale kadar yükselmişti. 

1991'de İtalya'da çıktığı bir lig maçı sonrasında doping kontrolünde kokain kullandığı ortaya çıktı. Arjantin'e dönüşü sırasında da havalimanında uyuşturucu ile yakalandı ve gözaltında alındı. 

Bu olaydan sonra sırasıyla Sevilla ve Newell's Old Boys formaları giydi. Bir süre teknik direktörlük yaptıktan sonra futbola iki yıl sonra yeniden döndü. Boca Juniors formasıyla 37 yaşında yeşil sahalara veda etti. 

Kokain kullanımı, kalp rahatsızlığı ve aşırı kiloları nedeniyle uzun süre hastanede yattı. 

2000 yılında FIFA tarafından Pele ile birlikte yüzyılın futbolcusu seçildi. Ödülünü aldıktan sonra Pele'nin ödülünü almasını beklemeden salonu terketti. Bir gün sonra yaptığı açıklamada "Kendi bedenime karşı saygısız olsam da işime devamlı saygılıydım, bu yüzden de dünyanın en iyisi benim" ifadesini kullandı. 

Maradona'nın teknik direktörlük kariyeri pek parlak geçmedi. Arjantin Milli Takımı'nı iki yıl çalıştırdı, 2010 Dünya Kupası'nda Tangocular bekleneni veremedi. 

2011-12 sezonunda ise Birleşik Arap Emirlikleri'nin El-Wasl takımını çalıştırdı. 

Son dönemde hastalıklarla boğuşan Maradona, çok sayıda operasyon da geçirdi. 25 Kasım 2020'de geçirdiği kalp krizi nedeniyle hayata gözlerini yumdu.