'Mavi Vatan ölüme mahkûm' - İlhan Uzgel

Doğu Akdeniz’de hidrokarbon enerji kaynaklarının araştırılması ve deniz hakimiyeti konusunda Yunanistan ile kriz yaşayan ve AB’ye yapılan çağrılarla yaptırımlara maruz kalması istenen Türkiye’nin dış politikasının temelini oluşturan Mavi Vatan doktrini tartışılıyor. Oruç Reis gemisinin bölgeden çekilmesiyle Doğu Akdeniz’de tansiyonun düşmesi ve Ankara ile Atina arasında yıllar sonra istikşafi görüşmelerinin başlayacak olması Türkiye’nin Mavi Vatan doktrininin akıbetine ilişkin yeni soru işaretleri doğurdu.

Duvar yazarı İlhan Uzgel, Türkiye’nin dış politikasında iki doktrinin gündeme geldiğini, ilk olarak Komşularla Sıfır Sorun doktrininin çöktüğünü, aynı şekilde Mavi Vatan’ın da aynı akıbete uğramak üzere olduğuna dikkat çekiyor.

Mavi Vatan’ın kapsamlı bir güvenlik ve dış politika stratejisi sunmak yerine, deniz yetki alanlarının gerekirse donanma aracılığıyla korunmasını öneren, dar bir siyaseti savunduğunu belirten Uzgel, “Mavi Vatan doktrinini savunanlar, geçmişten tanıdık olan, bütüncül bir Batı ile Türkiye arasındaki mutlak karşıtlık olduğu fikrinden hareket ediyorlar. Batı’nın, Türkiye ile bitmeyen bir hesabı olduğunu, bunu Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve güney Kıbrıs’ın tezlerine destek vererek, Suriye’de ise bir Kürt devleti kurdurarak görmeye çalıştığını varsayıyor. Batı’nın bu politikalarına karşı da diplomasiyi değil askeri gücü kullanmayı savunuyor. Mavi Vatan, Batı sistemi içinde bulunan ve NATO üyesi olan Türkiye’nin kuvvet kullanamayacağı bir mücadelede, donanmayı yani askeri güç kullanımını öneriyor. Doktrinin en büyük açmazlarından biri bu” ifadelerini kullanıyor.

Uzgel, Mavi Vatan doktrininin ikinci zayıf noktasının doktrini geliştirenlerle uygulayıcı hükümetin farklı ideolojik zeminde hareket etmesi olduğunu belirtiyor.

Bu durumun Komşularla Sıfır Sorun'dan farklılık gösterdiğini ifade eden Uzgel, “Zaten Mavi Vatan Doktrinini ortaya atan ve savunanlar arasında da Avrasyacı ve ulusalcı ayrımlar mevcut. Dolayısıyla, doktrini ortaya atanlar, uygulama için, doğrudan kendi dünya görüşlerini tam olarak paylaşmayan AKP yönetimine muhtaçlar. Sonuçta, bu doktrinin ömrü AKP ve Erdoğan’ın iç ve dış siyasetteki ihtiyaçlarına bağımlıydı” diyor.

Mavi Vatan’ın diğer zayıflıklarına dikkat çeken Uzgel, şunları aktarıyor:

“Anti-emperyalist bir mücadele yürütüldüğünü savunurken ve Avrasyacı bir çizgiyi benimserken, tam bir yalnızlık içinde kalması, Rusya ve Çin gibi aktörlerin hiçbirinin diplomatik olarak arkasında bulunmaması. Özellikle Rusya Doğu Akdeniz’deki deniz alanları konusunda derin bir sessizliği tercih etti.

Doktrin ile ilgili bir başka sorun ise siyaseten, Türkiye’nin yapacağı hamlelerin karşılığının olacağının öngörülememesidir. Askeri tatbikat, donanmayı bölgeye gönderme, Navtex ilanı ve Libya ile deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşması Türkiye’nin kullanabildiği araçlardı. Yunanistan, hem de yanına ABD, resmen AB ama tekil olarak Fransa’yı, Mısır’ı, İsrail, BAE’yi alarak aynı araçları kullandı, hatta Mısır ile sınırlandırma anlaşması imzalayarak, bir bakıma Türkiye’yi zor durumda bıraktı. Türkiye’nin Libya ile yaptığı anlaşmayla örtüşen bu sınırlandırma karşısında Türkiye son dönemde keşfettiği ‘yok hükmünde’ söylemi dışında bir şey yapamadı. Yapılacak fazla bir şey de yoktu, bu ihtimal belli ki pek öngörülemedi.”

Erdoğan yönetiminin Yunanistan ile “ön koşulsuz” görüşmeye hazır olduğunu açıklamasının Mavi Vatan’dan sessizce çark etmenin önemli bir aşaması olduğunu belirten Uzgel, şöyle devam ediyor:

“Eğer hükümet medyasının iddia ettiği gibi bütün bu gerilim Yunanistan’ı masaya oturtmak için yaşandıysa, yani bilinçli bir strateji ise bu da Türkiye’nin dış politikada düştüğü durumu gösterir. Türkiye için diplomatik başarı çıtası Yunanistan ile masaya oturabilmek ise bu, kitaplara geçecek bir çöküş olur. Eğer Yunanistan ile Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanları istişkafi görüşmelerde gündeme gelirse, bu durumda Mavi Vatan tamamen terk edilmiş olacak. Mavi Vatan’a dair bütün tezler tamamiyle çökecek.

Yunanistan ile istişkafi görüşme, Macron ile uzlaşma ve füze alımı iddiaları Mavi Vatan’dan uzaklaşmanın işaretleri.

Türkiye’nin AKP yönetiminde İhvancılara dayanarak bir nüfuz alanı kurma ihtirasından sonra, daha savunmacı bir güdüyle başlayan, içte kurduğu ittifakın bir uzantısı olarak uygulamaya çalıştığı Mavi Vatan da aynı sona doğru gidiyor.”


Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz