'McKinsey ve paydaşlık: Bir tür yeni parola'

ABD merkezli ancak uluslararası danışmanlık şirketi McKinsey'in, Türkiye ekonomisinin karar mercilerinde rol oynayacak aktörlerden biri haline getirildiğinin ortaya çıkması üzerindeki tartışmalar devam ediyor.

Sözcü Gazetesi yazarı Çiğdem Toker, McKinsey ile birlikte popüler olan bir terime dikkat çekiyor: Paydaşlık.

Bu terimin 2001 ekonomik krizi sonrası IMF ve Dünya Bankası “reformları”yla günlük hayata yerleştiğine işaret eden Toker, "Paydaş bir tür parola gibi. Bu kelimeyi duyduğunuz yerde, şirket çıkarlarının çaktırmadan kollandığı önemli bir kamu hizmeti ve buradan dağılan/dağıtılan ciddi büyüklükte bir bütçe kaynağı olduğundan emin olabilirsiniz" diye yazıyor.

Ardından da bu tanımlamanın kendisine ait olmadığını, McKinsey'nin “analiz ve uzmanlık” desteğiyle hazırlanmış “Türkiye Sağlık Sektörüne Bakış” kitapçığının girişinde yer aldığına dikkat çeken Toker, TOBB'un raporundaki ilgili bölümü de aktarıyor:

"Bu rapor, sektörün önde gelen isimlerinin yanı sıra McKinsey & Company gibi danışmanlık şirketlerinin analiz ve uzmanlık destekleriyle TOBB Sağlık Kurumları Meclisi tarafından hazırlanmış ve yayımlanmıştır. TOBB Sağlık Kurumları Meclisi, özel sağlık hizmet sağlayıcılarının ve düzenleyici makamların yöneticilerinden oluşmaktadır. Meclis, bu raporun tüm sektör paydaşları ve ilgili taraflar için faydalı olacağını ummaktadır." 

Bu raporda, halk sağlığı lehine olmayan, özel sağlık hizmetleri ve pazar payının analiz edildiği kapsamlı bir değerlendirmenin bulunduğuna dikkat çeken Toker, tespitlerini şöyle sürdürüyor:

"Rapor, özel sağlık hizmetlerindeki büyük artış ve pazar payındaki gelişmelerden söz ederek bitiyor. Bol bol şehir hastanesi güzellemesi cabası. McKinsey'ye Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi içinde biçilen yeni rol, şirketin Ankara bürokrasisindeki köklü tarihini hatırlama fırsatı verdi.

Kamu yönetiminde McKinsey'ye “Gel, biraz da şuraya bak” denilmeyen yer yok gibi. Tabii bu hizmetler karşılıksız değil. Tıpkı Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndaki son görevi gibi şirketin Sağlık Bakanlığı'na daha önce verdiği hizmetin tutarını ve hangi para birimi üzerinden ödeme yapıldığını da bilmiyoruz."

Raporun içeriğine dair detayların ardından, Toker, Sağlık Bakanlığı'nın hastanelere talimat göndererek, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın tasarruf tedbirleri kapsamında “mamul mal alımı” ile “gayrimenkul büyük onarım giderleri” kalemindeki ödenekleri bloke ettiğini kaydediyor.

Toker, yazısını şu satırlarla noktalıyor:

"2018 yılsonuna kadar “hasta, çalışan güvenliğini riske atmayacak olan işlerin ihalesine çıkılmaması (…), yatırım harcaması yapılmaması” isteniyor. Sektör temsilcileri ihalelerin durduğunu, maliyetin hesaplanamadığını, ödeme takvimlerinin uzadığını ve yatırımlar durduğu için firmaların iflas aşamasında olduğunu söylüyor.

Ankara'nın Sıhhıyesi'ndeki tarihi binasından çıkıp Bilkent Şehir Hastanesi müteahhidine kiracı olmayı tercih eden Sağlık Bakanlığı, yakında sektör temsilcileriyle bir toplantı yapacakmış. Sonuçları buradan ayrıca değerlendiririz."

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz