İktidarın, Meclis'ten bütçe kaçırma, harcamaları karartma, borçlanmayı ikiye katlama planı

1 Ekim’de yeni yasama yılına başlayan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) art arda torba yasa teklifleri yağdıran Erdoğan ve AKP Grubu’nun gerçek niyeti Plan ve Bütçe Komisyonu’nda verilen önergelerle yasa tekliflerine son anda eklenen maddelerle açığa çıktı.

Önce 46 maddelik enerji sektörüne yönelik yasa değişikliği teklifini Erdoğan’ın talimatıyla meclis başkanlığına veren AKP grubu hemen sonrasında da Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda değişiklik teklifini gündeme getirerek muhalefetin tepkisine rağmen Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan AKP+MHP oylarıyla geçirdi.

Enerji sektörüne yönelik değişikliklerle kömür, demir, linyit, altın, gümüş, bor, petrol, doğalgaz vb. yeraltı zenginlikleri için Maden Holding A.Ş. adı altında yeni bir yapılanmaya gidilerek tüm maden arama, ruhsat, çıkartma, işleme işlemleri bu kuruluş çatısı altında toplanırken, Maden Holding de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başında bulunduğu Türkiye Varlık Fonu’na devrediliyor.

Ayrıca Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile Boru Hatlarıyla Taşımacılık A.Ş. (BOTAŞ) yasalarında da değişikliğe gidilerek, petrol ve doğalgaz arama, sondaj, işleme, taşımacılık, Sıvılaştırılmış Doğalgaz (LNG) sondaj ve taşımacılığı konusunda her iki kuruluşa Kamu İhale Kanunu’ndan (KİK) muafiyet ve istisnalar getiriliyor. Bir başka düzenlemede ise belediyelerin maden arama faaliyetlerinde çıkarılan hafriyatlarla ilgili olarak şirketlerden ruhsat, hizmet, hafriyat döküm alanları vb. adlar altında ücret talep edemeyecekleri öngörülüyor. Böylece son seçimlerde önemli bölümü muhalefete geçen belediyelerin gelir elde edebilecekleri alanlar kısıtlanıyor.

Maden ve enerji alanındaki bu düzenlemelerle Cumhurbaşkanı Erdoğan ve başında bulunduğu TVF) bu konuda tek söz sahibi ve yetkili konumuna gelirken, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda yapılan değişikliklerle de bütçe harcamaları karartılarak meclisin incelemesi, denetimi dışına çıkartılıyor. Ayrıca 2020 yılı için bütçe yasasında iktidara tanınan borçlanma yetkisi de iki katına yükseltiliyor.

Yasa uyarınca bütçe kanunun da yer alan borçlanma yetkisinin aşılması durumunda hükümetin TBMM’ye ek bütçe yasası sunarak ilave harcama yetkisi alması gerekiyor. Ancak komisyonda AKP tarafından verilen önerge ile COVID19 salgınında artan kamu harcamaları gerekçesiyle yasanın arkasından dolaşılarak 2020 bütçesindeki 154 milyar TL’lik borçlanma yetkisi iki katına, 308 milyar TL’ye yükseltiliyor. Plan ve Bütçe Komisyonu’na iktidar tarafından verilen bilgiye göre, salgın nedeniyle yapılan borçlanma tutarı ekim ayı itibarıyla 240 milyar TL’ye ulaşmış ve meclisin bütçede iktidara tanıdığı yetki aşılmış durumda.

Diğer taraftan AKP’li üyeler tarafından aynı yasada değişiklik için verilen son dakika önergesi de sert tartışmalar ardından AKP+MHP oylarıyla kabul edildi. Buna göre artık proje ve harcama bazlı bütçeden, performans bazlı program bütçesine geçilecek. 2021 bütçe yasa tasarısı TBMM’ye gelmeden yapılan bu değişiklikle özellikle şehir hastaneleri, köprü, tünel, otoyol, havaalanı gibi Kamu-Özel İşbirliği Projeleri (KÖİ), bu projelere verilen hazine garantileri ve yapılan ödemelerin bütçe harcamaları üzerinden izlenmesi, denetlenmesi güçleşecek.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, AKP’nin son dakika önergesiyle yasa teklifine eklediği düzenlemeye sert tepki göstererek, “Fonksiyonel bütçe çıkarılıyor. Yani mali saydamlık ortadan kaldırılıyor. Bundan sonra şehir hastanelerine, köprülere verilen paraları bütçede göremeyeceğiz, denetlemeyeceğiz. Bütçede karartmaya gidiliyor.” dedi.

İktidar her alanda ekonomideki defolarını örtmeye, denetimden kaçırmaya çalışırken, açıklanan plan ve programlar da kendi içinde tutarsız, çelişkili ve inandırıcılıktan yoksun hale geliyor. Son olarak Yeni Ekonomik Program’ın (YEP) ardından 2021-2023 dönemi üç yıllık Orta Vadeli Mali Plan da (OVMP) yayınlandı. Yasa uyarınca en geç 15 Eylül’e kadar resmi gazetede yayınlanması gereken OVMP 20 günü aşan rötarla kamuoyuna açıklandı.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın 29 Eylül’de açıkladığı YEP’in 2021-2023 hedefleri, yoğun tartışmalara yol açmıştı. Açıklanan hedeflerin bazıları daha bugünden geçersiz hale gelirken, son olarak çöken öngörülere 2020 ve üç yıllık YEP dönemi ortalama dolar kuru beklentisi de katıldı.

Programda yıllık ortalama dolar/TL kuru tahmini 2021 için 7,68, 2022 için 7,88, 2023 için 8,02 olarak belirlendi. Ancak 8 Ekim itibarıyla dolar/TL 7,94'ü aşarak yeni bir rekor kırarken, 2022 tahmini şimdiden aşılmış oldu, 2023 tahmininin aşılmasına ise birkaç kuruş kaldı. 2020 yılsonu için 6,91 TL olarak YEP’te yer alan dolar kuru hedefi ise tamamıyla çökmüş halde.

Dolayısıyla OVMP’de yer alan bütçe ve diğer mali hedeflerin de tutması olanaksız hale gelirken, 2021 bütçe yasası hesaplamalarında 7,68 TL olarak esas alınan yıllık ortalama dolar kuru bugünden aşılınca, yeni bütçe de henüz meclise sunulmadan tüm ödenek, gelir, harcama, bütçe açığı hedeflerinin ciddi ölçüde sapacağını söylemek yanlış olmaz.

OVMP’ye göre, 1 trilyon 346 milyar 139 milyon TL olması öngörülen 2021 bütçesinin açık hedefi 244 milyar 993 milyon TL. Ancak 2020 bütçesinde 138,9 milyar TL’lik yılsonu açık hedefinin şimdiden iki katına yaklaştığı dikkate alındığında, 2021, 2022 ve 2023 yılları için öngörülen bütçe büyüklükleri, gelir ve gider tutarlarıyla açık hedeflerinin de tutturulması olanaksız görünüyor. OVMP’de 2022 bütçesinin 1 trilyon 455 milyar 960 milyon ve bütçe açığının 248 milyar 450 milyon TL olması öngörülüyor. 2023 yılı içinse 1 trilyon 573 milyar 398 milyon TL olarak hesaplanan bütçenin 244 milyar 308 milyon açık vereceği OVMP’de yer alıyor.

Mevcut ekonomik koşullarda salgın nedeniyle ertelenen vergi ve SGK prim ödemeleri için tanınan sürenin 1 Ekim’de dolmasıyla, ertelenen ve güncel vergi ödemelerinin birlikte yapılması zorunluluğu karşısında iş dünyası, şirketler, KOBİ’ler ve küçük esnaf iktidardan yeni bir vergi ertelemesi, vergi affı ya da vergi borçlarının yeniden yapılandırılması beklentisi içerisindeydi.

Üstelik yeni bir yapılandırma yanında ertelenecek vergi borçları için de ilk ödemelerin en erken 6 ay ya da bir yıl sonra başlatılması, gecikme ve ceza faizlerinin silinmesi talepleri yaygın bir şekilde dillendiriliyor.

Buna karşılık OVMP’de vergilerde sadeleştirmeye gidilmesi, vergi istisna ve muafiyetlerinin azaltılması veya tümüyle kaldırılması yanında üç yıllık plan döneminde ‘vergi affına gidilmeyeceği’ vurgulanıyor.

Dolayısıyla OVMP ile iktidar vergi barışı ya da vergi affı-yapılandırma adıyla bugüne kadar değişik zamanlarda yapılan uygulamaların bu OVMP döneminde olmayacağı ilan ederek, vergi affı beklentilerine kapıları kapatıyor.

Ancak OVMP’deki bu yaklaşım, işletmelerin, şirketlerin, KOBİ’lerin, küçük esnafın içinde bulunduğu ağır sorunlar, ödeme güçlüğü dikkate alındığında pek de gerçekçi görünmüyor. İktidar eninde sonunda yeni bir vergi affı ya da vergi barışı adı altında düzenlemeye gitmek zorunda kalacak. Aksi halde tahakkuk eden ve edecek vergilerin tahsili mümkün olmayacağı gibi, uygulanacak ceza ve gecikme faizleriyle mevcut vergi borçları daha da altından kalkılamaz, ödenemez hale gelecek.

OVMP’de 2021-2023 dönemi sonunda bütçe açığının GSYH’ye oranı yüzde 3.5 olarak hedeflenirken, verimsiz harcama alanlarının tasfiye edileceği kaydediliyor. Mali disipline kararlılıkla devam edileceği vurgulanırken, önümüzdeki döneme yönelik bazı detaylara da yer veriliyor. Bunlar arasında Devlet Malzeme Ofisi’nin (DMO) kamunun merkezi satın alma kurumuna dönüştürülmesi, vergi denetimini uzaktan yapacak yeni bir sistemin kurulması yer alıyor.

OVMP hedeflerine göre, DMO, ülke kalkınmasında ihtiyaç duyulan kamu alım politikalarını destekleyen uluslararası ölçekte bir merkezi satın alma kurumuna dönüştürülecek. İlaç, aşı, tıbbi cihaz başta olmak üzere, sağlık alanında katkı sağlayacak ileri teknoloji yatırımlarına DMO tarafından alım garantisi verilecek. Yeni OVMP döneminde kamu yatırımlarındaki öncelik sıralaması ise tarım, turizm ve savunma sanayi şeklinde. Vergi işlemlerinde uzaktan denetim ve risk bazlı incelemelerin yaygınlaştırılması için de Risk Analizi Değerlendirme ve Araştırma (RADAR) sistemi kurulacak.

Tıpkı YEP’te olduğu gibi OVMP’de de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne (CHS) geçiş sonrası hazırlanan üçüncü mali planın hedef ve öngörülerinin tutması ekonominin gerçekleriyle örtüşmüyor. Bu yüzden de iktidar bir yandan OVMP ile gelecek üç yıla yönelik kamu maliyesi hedeflerini, devletin mali yapılanması ve kamu harcamalarıyla ilgili planı yasa gereği mecburen ilan ederken diğer yandan bütçe şeffaflığını, kamu kaynaklarının harcanmasını meclisin ve kamuoyunun denetiminden kaçırarak, düzenlemeleri son dakika değişiklikleriyle yasalaştırıp, karartma yoluna gidiyor.

AB Komisyonu’nun Türkiye Raporu’nda yer alan yolsuzlukların yaygınlaştığı, kamu harcamaları ve ihalelerin şeffaf olmadığı, denetim mekanizmalarının ortadan kaldırıldığı eleştirilerine sert tepki gösteren iktidar, diğer yandan attığı bu adımlarla, torba yasa değişiklikleriyle AB’nin tespitlerini teyit ederken, kendi kendisini tekzip ediyor.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.