Akif Beki'nin 'troliçe' benzetmesi yaptığı AKP'li kadın yazar kim?

Karar Gazetesi kısa bir süre önce bir duyuru ile mali kriz içinde olduğunu, AKP içinden kimi isimlerce iş dünyasına gazeteye reklam ve ilan verilmemesi yönünde baskı yapıldığını duyurdu.

Akit Gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak da bu duruma tepki göstererek, Karar Gazetesi'ne yapılanı haksızlık olarak niteledi.

Ancak kimi AKP'li yazarlar, Karar Gazetesi'nin sürüklendiği mali krizi memnuniyetle karşılayan yazılar kaleme alınca, Akif Beki de, "Karar’ın, üzerindeki baskı ve ambargoyu ifşa eden zorunlu açıklaması kimisini sevinçlere gark etti, veda busesi zannettiler" tepkisini gösterdi.

Beki, aykırı hiçbir sese tahammül edemeyen bu yaklaşımı eleştirdiği 14 Kasım tarihli yazısında, "Kapanacakmış da önden mazeretini hazırlıyormuş gibi göstermeye bayıldılar. ‘Hadi inşallah’ diye zevkten dört köşe beklemeye koyuldular, heyecanlarını saklayamıyorlar. Bu sinsilik bile nasıl bir suçluların telaşı içinde olduklarını ele vermiyor mu" tepkisini gösterdi.

Karar Gazetesi'nin düşürüldüğü krizi memnuniyetle karşılayan o yazarlara, "Demezler mi, e hani fikrine güvenen fikir hürriyetinden korkmazdı, ne oldu o özgüvene!..." sorusunu yönelten Beki, satırlarını şöyle sürdürdü:

"Gazetesine güvenen, basın özgürlüğünden korkar mı? Sırf, bir gazeteden kurtulma serabı gördüğü için zil takıp oynar mı?

Durduğu yerin sağlamlığına inanan, eleştiriyi yok etmeye, ayrı telden çalan her mecrayı imhaya, tek bir aykırı ses bile bırakmamaya yeltenir mi?

Serbest tartışma, çoğulculuk, fikir çeşitliliği ve demokratik rekabet havarisi geçinen, bütün medyayı avucunun içine alacak bir tekelleşmeye çanak tutar mı? Tek sesliliğe götürecek bu medya kartelinin inşasında paralı amelelik yapar mı, gözü kapalı savunur mu? Tekelden ayrışmayı, başına buyruk takılmayı fitne, fesat, proje diye itibarsızlaştırır mı?

‘Ne menem bir ruh halidir yahu bu’ dememe kalmadı, kraliçeden gizli komut geldi.

Çenemi boşuna yormamamı söylüyor. Fuzuli’den bir beyitle de destekliyor buyruğunu.

Şöyle diyor beyit: “Eylesen tutiye talim-i eda-yı kelimat, sözü insan olur amma özü insan olmaz...”

Deşifre edersek bizim kraliçe, şifreyle demek istiyor ki... Papağana kelimeleri kullanmayı öğretsen, insan evladı gibi konuşmayı ezberletsen de sözü insan olur ama özünde insanlık ne arar, nasibinde yok ki alsın vermek istediğini...

Emir kulu militanlara, fanatik kurşun askerlere ne desen boş yani.

Aklını kimseye el koydurmamanı, iradeni kimseye devraldırmamanı, hiçbir otoriteye körü körüne biat etmemeni, hiçbir rejime sorgusuz sualsiz bağlılık bildirmemeni haykırırken de aslında tekmil tekrarı veriyordur çığırtkan amigolar.

Ne dediklerini biliyor olsalar önce kendi akıllarına mukayyet olmaları, önce kendi iradelerini kaptırmamaları gerekmez miydi?"

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz