Tem 30 2018

AKP medyasında emaille 'yazar kovma' dönemi

2013'te Gezi olaylarının patlak vermesiyle birlikte Yeni Şafak Gazetesi'nden köşe yazarlığı yapmaya başlayan Merve Şebnem Oruç, kendisine gönderilen bir e-maille kovuldu.

Twitter hesabından karşılaştığı muameleyi duyuran Oruç, "Yolculuk böylece son buldu..." ifadesini kullandı.

Oruç, son yazısını 29 Temmuz Pazar günü kaleme almış ve Türkiye ile ABD arasındaki Rahip Andrew Brunson krizini yazmıştı.

Son yazısında Oruç, Pence'nin ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence için büyük bir önem arz ettiğini şu satırlarda iddia etmişti:

"Beyaz Saray’da geçireceği süreyi de etkileyecek olan Kongre seçimleri Trump için hayati öneme sahipken, halihazırda Evanjelistlerin Prensi olan Başkan Yardımcısı Pence için Brunson meselesi, küçük bir Haçlı Seferi başlatacak kadar önemli."

Oruç'un yazısının ilgili kısmı şöyle:

"Papaz Brunson konusu, Erdoğan ve Trump’ın ilk kez yüz yüze ve baş başa görüştüğü ve Başkan Yardımcısı Mike Pence’in de devamında onlara katıldığı 16 Mayıs 2017 tarihli Beyaz Saray görüşmesinde gündeme gelmişti. Önce Trump Brunson konusunu Erdoğan’a açmış, ardından Pence de bir kez daha tekrarlamıştı. O günkü ziyaretin Türkiye açısından birinci gündemi, ABD liderliğindeki DAEŞ’le mücadele koalisyonunun Rakka operasyonunu kiminle yapacağı olduğu için, Brunson konusu Türk medyasında da ikincil bir konu gibi yer buldu. Beyaz Saray basın bülteninde dahi yer verilen Brunson konusu, o günden önce Türkiye’de neredeyse hiç konuşulmayan bir konuydu.

O günden bugüne Brunson’ın serbest bırakılması, neredeyse Fethullah Gülen’in iadesinden bile daha çok konuşulur hale geldi. Sadece buradan dahi anlıyoruz ki, Trump yönetimi için Brunson önemli, ve durum “Papaz bahane” yaklaşımından daha farklı bir ilgiyi hak ediyor.

Trump’ın tweet’lerinde ısrarla Brunson’ın “ne kadar iyi bir Hıristiyan ve harika bir aile babası” olduğunu vurgulaması, ABD için kritik öneme sahip Kongre ara seçimleri yaklaşırken, Evanjelist ağırlıklı dindar Hristiyan seçmenine yönelik ciddi bir mesaj taşıyor. Beyaz Saray’da geçireceği süreyi de etkileyecek olan Kongre seçimleri Trump için hayati öneme sahipken, halihazırda Evanjelistlerin Prensi olan Başkan Yardımcısı Pence için Brunson meselesi, küçük bir Haçlı Seferi başlatacak kadar önemli. Bunu bugüne kadar fark etmeyenler, Pence’in Türkiye’nin davet edilmediği ve yaptırımla tehdit edildiği “Uluslararası Din Özgürlüğü” toplantısındaki konuşmasındaki ‘dramatik’ cümlelerine bakarak anlayabilirler.

Cuma akşamı ABD’li yetkililerin yaptığı söylenen “Türkiye büyük bir fırsat kaçırdı,” ifadeleri doğruysa, medyamızın aksine Ankara’nın Brunson’ın Trump ve Pence için ne kadar kritik önemde olduğunu gayet iyi bildiği, papaz konusunu Türkiye’nin uzun süredir ABD gibi müttefiklerinden istediği ‘eşit ilişki’ kurmak için değerlendirdiği düşünülebilir. Örneğin, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun da Haziran’da dile getirdiği “FBI’ın 20’den fazla eyalette FETÖ’cülere yönelik soruşturma başlatmak üzere olduğu” bilgisi hala askıda tutulurken Türkiye de Brunson meselesine eşit yavaşlıkta yaklaşıyor olabilir."