'Çıngıraklı yılan' lakaplı gazeteci 'Cihangir çetesi'nin tüm sırlarını anlattı

Sivri dili ve renkli kişiliği nedeniyle dostlarının 'çıngıraklı yılan' dediği deneyimli gazeteci Tuğrul Eryılmaz'ın hayatını anlatan, "68'li ve Gazeteci" kitabını Asu Maro imzasıyla yayınlandı.

Hürriyet Gazetesi'nden Çınar Oskay'a konuşan Eryılmaz, 'Cihangir çetesi' olarak tanımladığı kesimle ilgili küçük sırları da açık ettiği röportajında, kitabının adının 'Çıngıraklı Yılan' olmasının önerildiğini ancak İletişim Yayınları'nın, (adı) "Zaten yeterince hafif, daha fazla hafifletme" diyerek bu ismi koyduğunu söyledi. 

1968 yılında hayatı 'yumuşak' olarak tanımlayan Eryılmaz, "1969’da başladı kıyametin 
kopması. Çok çabuk aşırı siyasileştik. Birey olmanın, genç olmanın havasına giremeden bu çöktü üzerimize. 1970’e gelindiğinde olay tamamen hiyerarşik olmuştu. Kendi geçmişimden utanmasam şunu diyeceğim: Neredeyse Stalinist olduk! Halbuki Batı diye başlamıştık" yorumunu yaptı. 

Bu durumun nedenini açıklarken, "kültür tabii. Sandığımız kadar Batılı değiliz. Bunu önyargısız söylüyorum, ne iyi ne kötü. Ya biz Ortadoğuluyuz, onu keşfediyorsun. Bir lanet! Bir türlü olamıyorsun bir şey. 18-19 yaşındayız; eğlenmekten, sevmekten utanmak, gizli yapmak kadar kötü bir şey olabilir mi! Ama koşullar çok ağırdı. Ankara Siyasal’a girdim, komandolar polis eşliğinde bastılar okulu. Ancak bir araya gelerek karşı durabiliyorsun" sözleriyle o günlerdeki atmosferi özetledi.

O yılların Ankarası'nı, "Hiçbir şey olmasa Gençlik Parkı’na gidip mini golf oynardık ya! Diskotek vardı. Modern, As Diskotek, Gazanfer... Genç bir adam, kadın için çok önemli. Bir tek orada öpüşebiliyorsun, karanlık!" sözleriyle anlatan Eryılmaz, o yıllarda çok sayıda ev partisi verdiğini ancak bugün vermeye cesaret edemeyeceğini ifade etti. 

Doğu Perinçek ile ilgili anılarını ise şöyle anlattı Eryılmaz: 

"Kurtarılmış bölge’ lafını ilk Doğu Perinçek’ten duydum. Uğur Mumcu’yla aynı zamanlarda asistanlık yapmış olabilirler. O zaman “Hangisiyle yürümek istersin” diye sorsalar ben bile Doğu Perinçek’i tercih ederdim. Onunla 15 yıl çalışan insanlar bile (geçirdiği evrimi) çözemiyor. Her şeyi yapalım ama Mao’cuları çözmek gibi bir derdimiz olmasın derim ben!"

Eryılmaz,  tarihçi İlber Ortaylı için, "İlber’i seveceksin, ciddiye almayacaksın" ifadesini kullanırken, Ertuğrul Özkök içinse, "Biraz silik bir öğrenciydi. İyi çocuktur aslında. Yeniden tarih yazıyor, bu beni biraz şaşırtıyor. Rolling Stones vs., yok böyle bir şey. Olmaması ayıp da değil de... Masanın karşı tarafına geçti. O zaman ona karşı sert olmak zorundayım. Güçlüden korkacaksın, bitti! Orada artık kibarlık yok. Yoksa adam akademisyen; ben doktoramı bitiremedim, o bitirdi. Biraz kıskançlık da var tabii!" diye konuştu. 

Mahir Çayan için, "Gizli değil, Modern Disko’da (görmüştüm onu). Yanında da sonradan evleneceği Gülten Çayan vardı. “Bana bak, gidip sağda solda anlatma Mahir’i diskotekte gördüm diye” dedi. Esprili bir tavırla... Vallahi hiç kimseye söylemedim! En azından o dönemde" derken, Deniz Gezmiş'le ilgili şu anısını paylaştı:

"İstanbul Hukuk’taydı. Arada gelir, 'Oğlum çok şanslısınız, herkes solcu burada. Gelip nefes alıyoruz' derlerdi. İki kez yatarken başıma su döktü. İlkinde şaşırdım, ikincide bir şey demeden terk ettim orayı. Tabii! “Bunlar burjuva, daha temiz. Bunların yatağında yatacağım” derdi. Hep bir mizahımız oldu bizim. Hep hayata kahretmedik abi, sonradan arabesk oldu millet! 'Faşistler Siyasal’ı basacak' diye haber geldi. Bizden herkes mitingde, Deniz yukarıda yatıyor. 'Ya Deniz' dedim, “Baya kalabalık bir grup Dikimevi, Dörtyol’dan geliyorlarmış. Nasıl bir önlem alalım?' 'Bomba atarız' diye başladı, sonra 'Salak, ne yapıcaz, kaçıcaz!' dedi. Hayatta aldığım en güzel derslerden biridir.

Eryılmaz, aşırı zenginleşen gazetecilerle ilgili, "Ne yapalım teknen varsa, yalıda, villada oturuyorsan! Ben hep şüphelenirim böyle gazetecilerden. İster kıskançlık de, ister başka bir şey... Bunun doğru olmadığını ve çok ayıp ettiklerini düşünüyorum mesleğe" yorumunu yaptı.

Radikal Gazetesi'ndeki yıllarını ise şöyle anlattı Eryılmaz:

"Bence en iyisiydi. Çok doğru insanlar seçmemesine rağmen Mehmet Y. Yılmaz bu işi götürdü. Bugün onu suçladığım konu şudur: Mehmet, gözün doymadı, bıraktın buraları. Milliyet’ti, Hürriyet’ti, gittin. Senin de Radikal’in kapanmasında suçun vardır. Sen kurmuşsun ya! Radikal hâlâ çıkıyor olabilirdi. En azından o kadar çabuk kapanmazdı."

Eyüp Can'ın Radikal'deki tarzı için, "Sonra Eyüp Can geliverdi. Vallahi bize de benzemiyordu. Başka türlü bakıyor hayata. Garip bir şey oluyor gazete. Ne kadar ikincil şeyler konuşuluyor... Dilin tutmuyor, kavga bile edemiyorsun! Efendi bir adamdı ama iyi bir gazeteci olduğunu hiç düşünmedim" görüşünü dillendiren Eryılmaz, bir gazete sahibi olsa kimleri çalıştıracağı ile ilgili şunları söyledi:

"Patron: Mehmet Y. Yılmaz. Genel Yayın Yönetmeni: Hasan Cemal. İsterlerse yer değiştirebilirler, o kadar karışmam. İki yazıişleri müdürü yapardım; kadın-erkek dengesi için. Biri millete kan kustursun diye Nazan Özcan, diğeri Bahadır Özgür. Gerisi tamamen kadın: Nurcan Akad, Lale Tayla, Yazgülü Aldoğan, İpek Çalışlar... Ankara’ya hiç kuşkusuz Çiğdem Toker! Güldal Kızıldemir, Semra Somersan, Mehveş Evin... 
Bir tane hetero erkek koymazdım! "

Nokta'da bazı gazetecilerin ayağını kaydırdığı iddiasına ise, Eryılmaz şu yanıtı verdi:

"Ya o da ayak kaydırmak mı Allahını seversen, hak ettiğim yere geldim! Benim bütün hastalığım şu: Otorite sevmiyorum kardeşim. Bu da bir ruh hastalığı, farkındayım. Murat Belge’nin benim açımdan şanssızlığı, belli bir siyasal görüşün ve grubun önderi durumunda olmasıydı. 

Birikim’ canım, kim olacak başka? Kuramsal meseleleri çok ciddiye alan bir adam. Bu, bir gazetecinin en nefret ettiği şeydir. Ben yıllarca neler çektim. Ayşe Hür, Ayşe Kadıoğlu, Ahmet İnsel... “Ay Allahını severseniz... Ay bu kuramsal çerçeveyi daha aşağıda çizseniz de insanlar şöyle bir okumaya başlasa... Ayol dört paragraf okumaz insanlar, ne olur!” İletişim bu kitabı basarken, “Bastığımız en hafif kitap” dedi. “Olsun” dedim, “hiç değilse iki tane fazla satarsınız”.

'Cihangir çetesi'nin liderliği ile ilgili Eryılmaz, "Yıldırım Türker, Deniz Türkali, Murat Çelikkan... Onlardan ödüm patlar benim, onlar çete. Her şeye hâkimler Cihangir’de. Beni sokağa çıkarmazlar. Çok uyanıklar, hiç liderlerinin olmadığını iddia ediyorlar. Bence gizli beyin Yıldırım. (Faaliyetleri) onu bunu beğenmemek!" derken, basına en büyük zararı Asil Nadir'in verdiğini savundu ve ekledi:

"Asil Nadir. Çok ciddi paralar vererek insanları böldü. Gazeteci çok zengin olmaz. Bana istedikleri kadar kızsınlar. Para herkesi bozar. Sendikacıyı da entelektüeli de..."

Röportajın tamamını buradan okuyabilirsiniz