Mar 22 2018

Doğan satışına gazeteci tepkileri: 'Tabuta çakılan son çivi'

Türk medya tarihinde önemli bir eşik olarak görülen Doğan Medya Grubu’nun iktidara yakın Demirören Grubu’na satışı gündeme bomba gibi düştü.

Aydın Doğan, "artık 80 yaşını geride bırakmış bulunuyorum. Geldiğim bu aşamada, kendi isteğimle, yayıncılık mesleğime nokta koymaya karar verdim" diyerek bir veda mesajı yayınladı. Doğan Grubu'nun satışına gazetecilerden de tepki geldi.

Gazeteci Ayşenur Arslan, “Bunun siyasi karşılığı önemli. Seçime doğru tek ses isteyen iktidarın bu operasyonla birlikte medyadaki kontrolü tiraj açısından bakıldığında yüzde 90’a çıkıyor. Düşünebiliyor musunuz?" dedi. Arslan, Aydın Doğan’ın medyadan çekilmek için “mecbur kaldığını” belirterek, satış yapılmasa Doğan'ın cezaevine girmesinin söz konusu olduğunu söylüyor:

"Öyle bir noktaya geldi ki eğer gitmezse, satmazsa, medyadan çekilmezse 28 Şubat davasıyla cezaevine girmesi söz konusuydu. 28 Şubat sopasını gösterdiler. Aydın Doğan da anladı, mesajı aldı.."

Artı Gerçek yazarı Mehveş Evin, Doğan Grubu üzerinde bir süredir iktidarın söz sahibi olduğunu ima ediyor yazısında. Evin, buna rağmen Doğan Grubu'nun satışının geçmişteki yayınlarla ilgili olduğunu söylüyor:

"Mesele, Aydın Doğan’ın bir türlü tam biatçılar listesine girememesi -ne yapsa, 28 Şubat, “Eller kaosa kalktı” manşetlerini ve yakın geçmişteki Başkanlık eleştirilerini affettiremez."

Doğan Grubu'nu bundan sonra bekleyen süreci ise şöyle aktarıyor Evin:

İlk başta “arkadaşlar işimize aynen devam ediyoruz” denecek, ancak kısa zaman içinde bir oradan, bir buradan gazetecilerin atılma haberlerini duyacağız. Zamanla bunlar sıradanlaşacak, daha büyük tensikatlar gelecek. Seçim sürecine girildiğinde “operasyon” tamamlanmış olacak.

Hürriyet dünyasının kimi ünlü yazar, yönetici ve televizyoncularına birşey olacağını sanmam. Onlar zaten şekilden şekle girmenin kompetanı, kraldan çok kralcılık yaparak var oluyorlar. Doğan Grubu’nun Demirören’e satılması, herhangi bir patron değişikliği değil. Sabah’ın Turkuvaz’a geçmesi kadar köklü bir değişimin, kalan son rekabet kırıntısının sonlanmasının, dağıtımla da birlikte medya gücünün tek elde toplanmasına işaret ediyor. 

Asıl hasar, tıpkı Putin Rusyası’sında olduğu gibi merkez medyanın artık resmen, tamamıyla iktidarın eline geçmesi. Artık 10 değil 15 gazetede birden aynı başlığı okuyacak, TV kanallarında aynı propagandalara maruz kalacaksınız.

Cumhuriyet yazarı Tayfun Atay, yazısında iki grup arasında mukayesede bulunuyor. İkisinin iki ayrı simge olduğunu belirtiyor Atay:

"Seküler toplum kesimine odaklı medyanın iktidar karşısındaki hali pürmelalini anlamlandırma yolunda iki ana simgeden biriydi Doğan… Diğeri de Demirören'dir…

Doğan, başlangıçta çok diklendiği, sonra sonra üzerine amansızca gelindiğinde de dik durmaya çalıştığı bir iktidar karşısında “hizaya çekilme”nin simgesi… Demirören ise ta en baştan o iktidar karşısında “esas duruş”un simgesi…

Esas duruş artık tek seçenek."

Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu ise Doğan Grubu'nun satışı için, "tabuta çakılan son çividir" ifadesini kullanıyor. DW Türkçe'ye konuşan Sabuncu, Doğan Grubu'nun son 5 yılının endişeyle geçtiğini ve bu endişelerin merkezinde ise 28 Şubat sürecindeki duruşları nedeniyle tutuklanma ihtimalleri olduğunu söylüyor.

Sabuncu, şöyle devam ediyor:

Elleri çok bağlıydı, gazetecilik yapma konusunda endişeli bir süreçleri vardı.  Tam AKP medyası olmuş denemezdi, bu haksızlık olur ama iktidarı kızdırmamak için daha dikkatli gidiyorlardı. Ama hala insanların doğru haber için baktığı bir mecraydı. Dünkü operasyonla beraber  Doğan Grubu’nun medyadan çıkması çok önemli bir kayıp oldu. Tamamen iktidarın hakim olduğu tek sesli bir noktaya geldik.

Ama Cumhuriyet var, Cumhuriyet’in bundan sonraki misyonu çok daha önemli olacak. Kimse umutsuzluğa kapılmasın, Cumhuriyet haber vermeye devam edecek. Doğan Grubu’nun savrulduğu nokta, tabuta çakılan son çividir.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin gazeteci kökenli Milletvekili Barış Yarkadaş ise mecliste yaptığı konuşmada iktidarı hedef alarak, "bir cinayet işlediniz beyler" dedi.

Yarkadaş, konuşmasında Rekabet Kurumu'nu da göreve çağırdı:

Dün gece sosyal medyayı da istediğiniz gibi sansüre uğratacak düzenlemelerin adımlarını attınız, bu kanunla özgürlükleri kafese kapattınız. Ama size bu da yetmiyor, interneti kafese kapattığınız gün Aydın Doğan'ın gazete ve televizyonlarını da kendinize yakın olan Demirören Grubuna satın aldırdınız... Ve böylece medyanın yüzde 70'i tek bir kişinin eline, AKP iktidarına yakınlığıyla bilinen Demirören'in eline geçti...

AKP'yi destekleyen yayın organlarının oranı yüzde 90'a ulaştı. Burada özgürlükten bahsedemezsiniz, bu düzenin adı "tek adamın tek sesli düzeni"dir.

Basında yarattığınız tekelleşme, halkın haber alma ve kamuoyunun özgürce oluşma hakkını ortadan kaldıracaktır. Gazetelerin dağıtım ağı tek bir partinin eline geçmiştir, bu da muhalif yayınların halka ulaşmasını engelleyecektir. Yarattığınız bu medya ortamı yüzünden binlerce gazeteci daha işsiz kalacaktır. Tekelleşme haberin ve gerçeğin ölümü demektir. Bir cinayet işlediniz beyler, size bu cinayeti iktidarı kaybetme korkunuz işletiyor! İktidarı kaybetme korkunuz yüzünden işlediğiniz bu cinayetle tarih önünde anılacaksınız ve suçlu olarak yaftalanacaksınız.