Oca 08 2018

Gazeteci tanık olabilir mi?

2017'ye girerken polis, olağanüstü önlemler aldı Türkiye'de. Bir çok ilçede kutlama yapmayı da yasakladı. Taksim'e girişlerde birden fazla polis kontrol noktasından geçip üstlerinin bir çok kez arandığını ifade edenler oldu.

Polis, Olağanüstü Hal şartları altında uzun bir süredir 'Huzur Operasyonu' adı altında ülkenin pek çok kentinde binlerce polisle arama, kimlik kontrolü veya diğer çeşitli uygulamalarla varlığını sıklıkça hissettiriyordu.

Avrupa'da ise IŞİD saldırıları geçen yıllarda yaşanmasına rağmen herhangi bir yasak veya Türkiye'deki gibi bir sıkı polis kontrolü altında girilmedi yeni yıla.

Bu durum Türkiye'de tartışılan ilk konuları arasında oldu yeni yılın. Gazeteci Cüneyt Özdemir'in 'polise teşekkür' paylaşımı da öfke ile karşılandı.

Artı Gerçek yazarı Ragıp Duran, 2018'in hiç iyi başlamadığını belirttiği yazısında ilk gün okuduğu Özdemir'in tweetini eleştiriyor yazısında. Ve bu tweete kendi sosyal medya hesabından verdiği yanıtı da paylaşıyor.

Bu paylaşımına gösterdiği tepkinin ardından Duran'ı, Özdemir ile ilgili gördüğü bir başka haber de öfkelendirmiş.

"3 Ocak tarihli yandaş gazetelerde kahramanımızın bir başka başarısı haber konusu olmasaydı bu tweet hatırlatmasına hiç girmeyecektim" diyor. Ve soruyor:

"Polise teşekkür eden yurttaş meğerse bununla yetinmemiş, Savcılığa gidip Fetullah Gülen konusunda ifade verip yüce yargıya yardımcı olmuş.

Bu iki tutum gazetecilikle ne kadar bağdaşıyor? 

Gazeteciliğin ruhuna, doğasına uygun mu?"

Duran, Özdemir üzerinden gazeteciliğin sınırlarını bir kez daha hatırlatıyor yazısında. Gazeteci 'tanık' olmalı mı sorusuyla başlıyor.

İki ayrı kaynak paylaşıyor bu tartışma için:

KAYNAK 1

KAYNAK 2

Ardından Robert Fisk'in görüşlerinin önemli olduğu hatırlatmasında bulunuyor. Washington Post'un Türkiye muhabiri,  Jonathan Randal'ın geçmişte yaşadığı bir 'tanıklık vakası'ndan söz ediyor. Randal, Yugoslavya'da muhabir olarak çalıştığı dönemde sonrasında soykırımla suçlanan siyasi ve askeri liderlerle söyleşiler yapmış ve yayınlamış bir isim.

Randal'ı Uluslararası Ceza Mahkemesi de tanık sıfatıyla duruşmaya çağırıyordu. O da gitmek istemiyordu, ilke olarak bir gazetecinin herhangi bir mahkemede tanıklık yapmasını doğru bulmuyor. Duran, Randal ile arasında uzun bir görüşme geçtiğini vurgulayarak okuyucularına meselenin iki boyutunu aktarıyor:

  • Gazeteci haber yapar gidip Savcıya ya da Mahkemeye doğrudan katkıda bulunmaz. Savcı ya da Mahkeme, gerek görürse gazetecinin yayınlamış olduğu bilgileri dosyasına ekleyebilir. Gazeteci, görevi gereği, toplumda çok farklı kesimlerle tanışır, görüşür, onlardan bilgi alır, haber, yorum ya da söyleşiler yayınlar. Gazeteci, kimi zaman, devlete ve yasalara göre yasadışı ya da gayrımeşru olarak tanımlanan kişilerle de görüşür. Ama gazeteci, polis ya da savcı olmadığı için, gidip söz konusu zanlıyı ya da suçluyu yakalamaz, yakalatmaz. Ondan aldığı bilgileri haber yapar. Bu arada diğer tüm haber kaynaklarında olduğu gibi, söz konusu zanlı ya da suçlu bir kişi de olsa, onu da korumak zorundadır. Bu kişinin yakalanmasını sağlayacak bilgileri yayınlamaktan kaçınır. Kuşkusuz bu ve benzeri durumlar için bir istisna var: Gazetecinin, haber amaçlı olarak ilişkide olduğu zanlı ya da suçlu, kamu güvenliği açısından acil ve yakın bir tehlike oluşturuyorsa, gazeteci, susarak, bazı bilgileri saklayarak, suç ortaklığı yapmaz. Örneğin, kısa bir süre sonra bir havaalanında büyük bir bombalı saldırı olacağını söyleyen kişi ile görüşen gazeteci, bu bilgiyi hızlıca doğruladıktan sonra, derhal güvenlik görevlilerine iletmeli. Keza, ''Yarın karımı öldüreceğim'' diyen bir kişi de, gazeteci tarafından, haber kaynağı olduğu gerekçesiyle korunması gereken bir kişi değildir.     
     
  • İkinci boyut, özellikle Randal'ın üzerinde durduğu mesele: Gazeteci, kim olursa olsun, haber kaynağına güven vermeli. Bir zanlı ya da suçlu ile söyleşi yapıyorsunuz, iş bittikten hemen sonra gidip adamın/kadının yerini-yurdunu, söylediklerini polise veriyorsunuz. Olmaz! Çünkü bu polisin görevi, gazetecinin değil.

Duran, gazetecinin tanık olarak çağırılması durumunda, şu cevabı vermesi gerektiğini söylüyor:

"Ben bütün gördüklerimi, topladığım bilgi ve yorumları, haber ve söyleşilerimde yazdım, yayınladım. Bunlar arşivlerde mevcut ve kamuya açık bilgilerdir. Okur, araştırmacı ya da Savcı, isteyen herkes bu bilgilere ulaşabilir. Yazdıklarım dışında Savcılığa verilecek ek bilgim yoktur. Davetinizi bu nedenle reddetmek durumundayım."

Bunun ötesinin gazeteciye zarar vereceğini, haber kaynaklarını tüketeceğini geçen günlerde Cüneyt Özdemir'in Fetullah Gülen aleyhine yaptığı tanıklığı hatırlatarak paylaşıyor yazısında Duran.

Ve Özdemir'in yıllar önce ABD'ye gidip Gülen ile yaptığı söyleşisiyle ilgili savcılığa 'tanık' sıfatıyla verdiği ifadeyi eleştiriyor. Şöyle devam ediyor Duran:

Gülen'in cevabı şık olmasa da, suç oluşturmuyor:  STV'deki bir dizi hakkındaki şikayet konusunda, Gülen bizzat ilgileneceğini söylemiş.

Kanal D'deki bir dizi hakkındaki olası bir şikayet konusunda büyük bir ihtimalle Aydın Doğan da aynı cümleyi sarfedebilirdi. Doğan için suç değilse Gülen için de suç değil bu açıklama.

Toparlıyorum. Şu üç soru önemli:

  1. Savcılığa ifade veren kişi, bunu kendi yayınladığı söyleşide de belirtmiş mi?
  2. Belirtmişse, ne diye gidip Savcılığa tanık olarak, özel olarak ifade veriyor? Savcılık söyleşi metnini, TV söyleşisi ise kaseti bulur kullanırdı.
  3. Belirtmemişse, o zaman ve bugün, Gülen'in bu ifadesini suç ya da kusur olarak algılamışsa, neden söyleşisinde belirtmemiş?

Sonuç olarak, gazeteci olduğunu söyleyen bir kişi, 150'ye yakın meslekdaşı yazıları ve görüşleri nedeniyle hapislerde iken, çalıştığı kurumda en az 10 kişi yine görüşleri nedeniyle işten çıkarılmışken, hapse girmemek ya da işinden olmamak için olsa gerek, gidiyor polislere teşekkür ediyor, Savcılığa tanık olarak ifade veriyor: ''Ben sizdenim, ben de sizin karşı olduğunuz kesime karşıyım'' mesajını veriyor iktidara.

Mesleğimiz için Ahmet Şık gibi bir rol model varken, bunun yaptığını görmezden gelemeyiz, affedemeyiz.  

İnsan Kaynaklarına önerim: Televizyoncu ya da gazeteci kadrosundan çıkarın bu kişiyi. İçişleri Bakanlığında ya da Adalet Bakanlığında Basın Halkla İlişkiler ya da İspiyoncu kadrosu yok mu?

https://www.artigercek.com/gazeteci-misin-sen-yoksa-1