Zülfikar Doğan
Mar 21 2018

Kaderini siyaset belirledi

Türkiye’de “ana akım” olarak nitelendirilen en büyük medya grubu olan Doğan Medya Grubu’nun (Doğan Yayın Holding - DOHOL) Demirören Medya Grubu’na satıldığı haberleriyle birlikte Türkiye medya tarihinde bir dönem sona erdi.

Birkaç haftadan bu yana medya kulislerine yansıyan satış söylentilerinin kesinleştiği ve tarafların D&R Kitap-CD mağazaları zinciri dışındaki medya kuruluşlarının satışı için 1,2 milyar dolara “el sıkıştıkları” bilgisi, her iki taraftan ismi açıklanmayan üst düzey yetkililerce teyit edildi ve resmi açıklamanın Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılacağı kaydedildi.

Doğan Medya Grubu Onursal Başkanı Aydın Doğan, 1979 yılında Ercüment Karacan’dan Milliyet Gazetesi’ni satın alarak adım attığı medya sektöründe 40’ıncı yılına girmek üzereyken, “en eski ve duayen medya patronu” unvanını terk ederek sektörden çekildi.

Milliyet’in ardından 1994 yılında Erol Simavi’den Hürriyet gazetesini satın alarak sektördeki etkinliğini ve yatırımlarını büyüten Doğan, özel televizyon kanallarının devreye girmesi sürecinde, Doğuş Holding’in patronu Ayhan Şahenk ile ortaklaşa Kanal D’yi kurarak televizyon yayıncılığına uzandı.

Önce Doğan Medya Grubu ardından Doğan Holding ve nihayet Doğan Yayın Holding olarak unvan değiştiren yapılanmayla yazılı, görsel, işitsel, dijital, internet vb. medyanın her alanındaki kuruluşlarıyla büyüdü.

Aydın Doğan

Aydın Doğan, süreç içerisinde dört kızını ve ilk damadı Mehmet Ali Yalçındağ’ı holding yönetiminin ve medya şirketlerinin başına getirerek aile şirketi konseptinde yoluna devam etti.

Doğan medya grubu ve Aydın Doğan, gelişim süreci içerisinde başlangıçta sadece gazete patronu olarak girdiği sektörde, Anavatan Partisi (ANAP) ve Turgut Özal ile başlayan “işadamı medya patronu” dönüşümüne ilk anda geri planda kalırken, sonraki süreçte hızla sektördeki değişime uyum sağlayarak siyasi iktidarlarla ilişkilerini geliştirdi.

Özal’ın Hürriyet gazetesi sahibi Erol Simavi ile giriştiği çatışmada İngiltere’den Türkiye’ye getirerek sektöre soktuğu Asil Nadir, Türkiye’deki geleneksel medya yapılanmasını iktidar destekli şekilde dağıtmaya girişince Aydın Doğan da saf tutması gerektiğini görerek adımlarını buna göre atmaya başladı.

Nadir’in Haldun Simavi’den Günaydın Gazetesini satın alarak girdiği sektörde, Güneş gazetesini satın alarak yoluna devam etmesi, ardından yerel medyayı etkinleştirme yatırımları, Altın Rehber projesi, Polly Peck ile elektronik, gıda vb. alanlarda da yatırımlara girişmesi sektörün yerlileri olan Simavi ve Doğan’ı birleştirdi.

Özal’ın “2,5 gazete kalacak” yaklaşımıyla medyayı kontrolüne alma çabaları sonrasında İzmirli Yeni Asır’ın patronu Dinç Bilgin İstanbul’a gelerek ulusal medya olma adımını attı ve Sabah gazetesini çıkarttı.

Ahmet Özal - Cem Uzan ortaklığıyla sınır ötesinden yayın yapmaya başlayan Magic Box, ilk özel televizyon olarak o günün yasalarına aykırı şekilde devreye girdi. Sonrasında Uzan Grubu, Star ve Teleon ile özel televizyon alanında ANAP destekli büyümeye başladı.

İktisat Bankası sahibi Erol Aksoy’un Show TV’yi kurması giderek yeni medya patronlarının hemen hepsinin aynı zamanda bankacı olması Aydın Doğan’ı da gidişata uyum sağlama, rakipleriyle aynı silahlarla mücadele etmeye yönlendirdi.

Siyasi iktidarlarla yakınlaşma ve işbirliği doğal olarak beraberinde karşılıklı alışverişi, pazarlıkları ve tavizleri de getirdi. Bu durum kimi zaman grubun yayın politikasını kimi zaman gazete ve televizyon yönetimlerini, yazarları haberciliği de etkiledi.

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) yasasında medya sahiplerinin kamu ihalelerine girişini yasaklayan maddenin kaldırılması için hazırlattığı değişikliği üçlü koalisyon hükümeti döneminde TBMM’den geçirterek, özelleştirme ihalelerine girme yolunu kendisine açan Doğan, bu girişimleri etik bulmayarak eleştiren isimlerle yolları ayırdı:

Umur Talu, Nilgün Cerrahoğlu, Şahin Alpay, Duygu Asena, Zeynep Oral, Yalçın Doğan, Yalım Eralp, Bedri Koraman ve Turhan Selçuk’un Milliyet ile ilişkisi kesildi.

O döneme kadar medyasını kullanarak Milliyet Pazarlama (Mil-PA) üzerinden Koç Grubu’nun otomobillerini pazarlayarak ciddi finansman sağlayan Doğan, önce İş Bankası’nın iştiraki Dışbank’ı satın aldı. Ardından da kendi Bankası Alternatif Bank’ı kurarak rakipleriyle konumunu eşitledi.

Aydın Doğan, artık banka sahibi medya patronları arasındaydı. Medya dışı alanlara yatırım yaparak iktidarlarla ilişkiler geliştirip, kamu olanaklarıyla büyüyüp güçlenme tercihini öne çıkarttı. Çelik Halat, Ditaş Oto yedek parça yatırımları ve özelleştirme kampanyasından İş Bankası ile ortaklaşa Petrol Ofisi’ni satın alarak, medya dışı alanlarda büyümesini sürdürdü.

Büyüdükçe siyasi iktidarlarla olan paylaşımları ve bağlantılarını genişleten Aydın Doğan; Tansu Çiller, Mesut Yılmaz hükümetleri döneminde siyasi gücünü de büyüttü.

Zaman zaman iktidarların yanı sıra, medyadaki ve ticari ilişkilerdeki rakipleriyle kavgaya tutuşan Aydın Doğan’ın Uzan Grubu, Bilgin Grubu, Ciner Grubu ile tutuştuğu medya savaşlarının gerisinde gerçekte iktidarlar üzerinde etkinlik ve kamusal güçten pay alma mücadelesi yatıyordu.

Siyasi iktidarlarla yakınlaşma ve işbirliği doğal olarak beraberinde karşılıklı alışverişi, pazarlıkları ve tavizleri de getirdi. Bu durum kimi zaman grubun yayın politikasını kimi zaman gazete ve televizyon yönetimlerini, yazarları haberciliği de etkiledi.

2001 ekonomik krizinden Alternatif Bank’ı Anadolu Endüstri Holding’in patronu Tuncay Özilhan’a satarak fazla etkilenmeden kurtulan Aydın Doğan’ın, medyadaki hemen diğer tüm rakipleri bankaları yüzünden medyalarını da kaybettiler.

Cem Uzan İmarbank ve Adabank, Dinç Bilgin Etibank, Erol Aksoy İktisat Bankası, Mehmet Emin Karamehmet Yapı Kredi, Pamukbank ve İnterbank’a el konulmasıyla birlikte medya kuruluşlarını da Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na ( TMSF) terk etmek zorunda kalırken, Aydın Doğan aksine bu süreçten medyasını güçlendirerek çıktı.

Hürriyet ve Milliyet’in yanı sıra, tirajı bir dönem 1 milyona kadar çıkan Posta, Meydan, Gözcü gibi çok satan gazeteler çıkartan, sonradan kapattığı, Radikal, Finansal Forum gibi gazetelerle entelektüel yayıncılık ve ekonomi medyasına uzanan Doğan, 2002’de AK Parti’nin iktidara geliş sürecinde TMSF’den Uzanlara ait Star TV’yi satın aldı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve öncesinde Refah Partisi İstanbul İl Başkanlığı döneminden tanıştığı Tayyip Erdoğan’ın iktidara gelmesinden sonra ise Aydın Doğan’ın AK Parti ile ilişkileri önceki iktidarlara nazaran kötüleşme sürecine girdi.

Erdoğan’ın Siirt’te okuduğu şiir yüzünden aldığı mahkûmiyet ve siyasi yasak cezasını, o dönemde Hürriyet’in Genel yayın Yönetmeni olan Ertuğrul Özkök’ün “Artık muhtar bile olamaz” manşetiyle vermesini, Erdoğan hiçbir zaman unutmadı.

İktidara geldiği andan itibaren AK Parti ile Doğan Medya Grubu sıklıkla kavga halinde oldu. Erdoğan “Biz manşetlerle gelmedik, manşetlerle gitmeyiz” diyerek, Aydın Doğan’a ve gazetelerine karşı hep sert tutum takındı.

Emin Çölaşan, Bekir Coşkun gibi yazarlar Erdoğan’ın şiddetini daha fazla çekmeme yaklaşımıyla çıkarıldı. AK Parti’ye yakın Kanal 7’nin anchormanı Ahmet Hakan, Hürriyet’e transfer edildi. Taha Akyol Milliyet’ten Hürriyet’e kaydırıldı.

O dönemde Erdoğan’ın uçağına binebilen Hürriyet Ankara Temsilcisi Enis Berberoğlu Genel Yayın Yönetmenliğine getirilerek Ertuğrul Özkök köşe yazarı yapılıp, pasifize edildi. Doğan Grubu’nun en muhalif gazetesi olan Radikal kapatıldı.

TÜSİAD Başkanı olan Aydın Doğan’ın büyük kızı Arzuhan Doğan Yalçındağ da Erdoğan’ın hedefindeydi. TÜSİAD, Erdoğan tarafından dışlandı, sürekli tepki gördü, eleştirildi.

Rekabet Kurumu (RK) TMSF’den Star TV’yi satın alan Aydın Doğan’ı medyada kartelleşme gerekçesiyle Star’ı ve gazetelerinden bazılarını satmaya mecbur bırakınca; 2011 yılında Star’ı Doğuş Medya Grubu’na, Milliyet ve Vatan Gazetelerini de Demirören Grubuna satmak zorunda kaldı.

Buna rağmen Erdoğan, Aydın Doğan ve medya grubunu silkelemeye devam etti. Hemen her seçim dönemi öncesinde Doğan grubunu hedef tahtasına oturtarak eleştirdi, hedef gösterdi, Hilton arazisi için Aydın Doğan’ın kendisine gelip ricacı olduğunu açıkladı. Kendisinin “doğma büyüme Kasımpaşalı olduğunu, kimseye boyun eğmediğini” seçim meydanlarında dile getirdi.

Doğan Grubu şirketleri adeta Maliye Müfettişlerinin sürekli mesai yaptıkları defterlerini didik didik ettikleri kurumların başında geliyordu. Sonunda 2008’de Petrol Ofisi üzerinden 3 milyar 755 milyon liralık vergi cezası kesilen Doğan, yıllarca bu vergi cezasından kurtulmak için çaba gösterdikten sonra nihayet Maliye ile uzlaşmak zorunda kaldı. Ardından da Petrol Ofisi’ni Avusturyalılara satarak elden çıkarttı.
 

aydın doğan

 

2009 yerel seçimleri, 2011 genel seçimleri, 2014 yerel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri, 2015 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde meydanlarda Erdoğan’ın sürekli vurduğu hep üzerine gittiği isimlerin başında Aydın Doğan ve Doğan Medya grubu ilk sıralarda yer aldı.

2002’de iktidara geldiğinde 2001 krizi nedeniyle el konulan çok sayıda medya kuruluşunu TMSF bünyesinde ve elinin altında bulan Erdoğan için bu durum aynı zamanda kendi medyasını oluşturmak açısından da önemli olanakları içeriyordu.

İlk olarak TMSF Sabah gazetesi ve ATV’yi Erdoğan’a yakın işadamı Ahmet Çalık’a sattı. Çalık’ın Halkbank ve Vakıfbank’ın sağladığı kredi ve Katarlılarla ortak aldığı Turkuvaz medyanın başına Erdoğan’ın damadının kardeşi Serhat Albayrak getirildi.

TMSF’nin el koyduğu Uzan’a ait Star gazetesi ise önce Alaaddin Kaya’ya ardından da Rixos’un sahibi Fettah Tamince-Ethem Sancak ortaklığına satıldı. Daha sonra Tamince çekildi ve Star gazetesi Ethem Sancak’ın ES Medya’sına geçti.

Çukurova Grubu’na ait Akşam, Güneş gazeteleri ve Skytürk haber kanalı yine Ethem Sancak’a satıldı. Karamehmet’in Show TV’si Turgay Ciner’e Digitürk ise Katarlı beIn Medya’ya ihalesiz olarak satıldı. Ne kadara satıldığı hâlâ bilinmiyor.

17-25 Aralık sürecinin ardından Ahmet Çalık medyadan çekildi ve Sabah, ATV, A Haber hükümete yakın müteahhitlerin oluşturduğu ortaklıkla Kalyon İnşaat önderliğinde Zirve Medya Grubu’na satılarak el değiştirdi.

İhlas Grubu ve Türkiye gazetesi, Albayrak Medya Grubu ve bünyesindeki Yeni Şafak, Ülke TV, Kanal 7 ile birlikte AK Parti medyası ve iktidara destek olan medya grupları genişledi. TRT’nin de ilavesiyle hükümetin kontrolündeki resmi ve özel medya alanı iyice büyümüş durumda.

Doğan Medya Grubu dışındaki Doğuş, Ciner gibi gruplar iş bağlantıları, madencilik, enerji, inşaat, altyapı ihaleleri nedeniyle devletle yoğun işler paylaşan medya kuruluşları konumunda. Son olarak Nergis TV (NTV) bünyesindeki NTV Spor Kanalı da satıldı.

Dolayısıyla sürekli Erdoğan’ın hedefinde olsa da ana akım medya içerisinde henüz tam olarak iktidar kontrolüne girmemiş gözüken Doğan Medya Grubu’nun da direncinin kırıldığı, açıklanan satış anlaşmasıyla açıklık kazandı.

Aydın Doğan’ın 2019’daki üç seçim öncesinde tekrar meydanlarda hedef gösterilmekten yılgınlığa düştüğü, üzerine gelinmesini istemediği ve sektörden tümüyle çekilme seçeneğini tercih ettiği anlaşılıyor.

2013 yılında, grubun amiral gemisi ve Türkiye medyasının en köklü gazetesi Hürriyet’e, Erdoğan’ın Başbakanlığı dönemindeki Başbakanlık sözcüsü Akif Beki’yi alarak Erdoğan hiddetini dindireceğini düşünen ve yeni bir deneme yapan Aydın Doğan, Erdoğan-Davutoğlu kopuşunda, Davutoğlu ekibinden gelen Beki’nin çözüm olmayacağını görünce onu da göndermek zorunda kaldı.

Bu kez Yeni Şafak’tan Abdülkadir Selvi ile yanaşma denemesine girişildi ancak satış kararının ortaya koyduğu gibi Selvi de çözüm olmadı.

Medya kulislerine yansıyan haberlere göre Aydın Doğan’ın yöneticilerine “dayanacak gücüm kalmadı” dediği ileri sürülüyor. 1,2 milyar dolarlık satış anlaşmasıyla grubu devralan Erdoğan Demirören-Yıldırım Demirören’in ise “görünürdeki” alıcılar olduğu, arkalarında iktidara yakın başka işadamları ya da sermaye gruplarının olduğu kanaati yaygın.
 

Aydın Doğan

 

Milliyet-Vatan’ı satın aldıktan sonra, yayın çizgilerini iktidar yanlısı bir yöne çeviren Demirören, medya grubunun başına İhlas Grubu’nun Türkiye Gazetesi’nden Mehmet Soysal’ı getirdi. Milliyet’te yayınlanan “İmralı Tutanakları” haberinden sonra Demirören’i arayarak azarlayan Erdoğan, Demirören’i ağlatmıştı.

Diğer yandan daha önce Aydın Doğan’ın Star TV’yi TMSF’den satın aldığı dönemde “kartelleşme ve rekabetin önlenmesi” gerekçesiyle satışa zorlayan karar veren Rekabet Kurumu’nun; şimdi Demirören Grubu için Milliyet ve Vatan’a ilave olarak Hürriyet, Posta gazetelerinin, Kanal D ve CNN Türk’ün çok sayıda dergi, radyo ve süreli yayının alımı sonrasında aynı yönde kartelleşme kararı verip vermeyeceği merak konusu!

Özerk Düzenleyici Kurum statüsündeki RK’nin doğal olarak sorumluluk alanına giren bu konuda rekabeti sağlayıcı, medyada tekelleşmeyi önleyici yönde karar vermesi gerekiyor. Ancak kurumun iktidara direnemeyeceği ve satışa göz yummak zorunda kalacağı açık görünüyor.

2019 seçimlerini MHP ile Cumhur İttifakı kurarak siyasi açıdan ve seçmen yönünden güvenceye alma adımı atan Erdoğan ve AK Parti, Demirören’ler üzerinden gerçekleşen medya operasyonu ile muhalefetin sesinin nispeten duyulabildiği önemli medya kanallarını kontrole almış görünüyor.

Doğan Medya Grubu,  bünyesinde Kanal D, CNN Türk, Tv2, Dream TV, Dream Türk, Hürriyet, Posta, Fanatik, Hürriyet Daily News, Doğan Burda Dergi, Doğan Egmont, Dergi Pazarlama ve Planlama (DPP) ve Türkiye’nin iki büyük dağıtım şirketinden en büyüğü olan YAY-SAT bulunuyor.

Çok sayıda internet haber portalının yanı sıra Doğan İnternet Yayıncılığı - MedyaNet’i de bünyesinde barındıran Doğan Medya Grubu emlak, otomotiv vb. alanlarda da dijital yayın portallarının sahibi.

Doğan Yayın Holding’in 31 Aralık 2017 sonu itibarıyla kesinleşmemiş bilançosuna göre aktif varlıkları 10 milyar TL düzeyinde. Öz kaynakları yaklaşık 3 milyar TL olan medya grubunun bünyesinde yaklaşık 9 bin çalışan istihdam ediliyor.

Türkiye’deki en büyük 40 medya kuruluşunun sahipleri; Doğan, Doğuş, Demirören, Ciner, Albayrak, Turkuvaz/Zirve/Kalyon, İhlas ve ES Medya şirketleri… Bu şirketlerin Doğan Medya dışındakilerin hemen tamamına yakını “iktidara yakın ya da iktidar medyası” olarak nitelendirilen gruplar.

Dolayısıyla Doğan Medya dışarıda tutulduğunda geriye kalan Sabah, Türkiye, Takvim, Güneş, Akşam, Star, Milliyet, Vatan, Yeni Şafak gazeteleri ve kısmen Habertürk hükümete yakın gazeteler. CNN Türk’ün haricindeki ATV, A Haber, SHOW TV, Star TV, NTV, Ülke TV, 24 TV, TGRT,  gibi ulusal kanallar ve haber kanalları da hükümete yakın ya da kontrolünde.

Yazılı medya dışında en büyük etkinliğe sahip televizyonlarda en büyük izleyici payı yüzde 12,04 ile Turkuvaz/Zirve/Kalyon Medya Grubuna ait.  

 

Aydın Doğan

 

Doğan Medya’nın televizyon etkinliğindeki izlenilirlik ve pazar payı yüzde 10,82 ile ikinci sırada. Devlet denetimindeki TRT kanalları, televizyonda yüzde 11, Doğuş Medya Grubu televizyonları ise Türkiye’deki televizyon izleyicisinin yüzde 10,15’ine sahip.

Yazılı basında ise iktidar yanlısı gazetelerin kamu kurumlarınca topluca satın alındığı ya da abone olunduğu, bu yolla tirajlarının yüksek gösterildiğine yönelik iddialara karşın, 4 büyük medya grubu yazılı basında yüzde 59’luk pay sahibi.

Bu sıralamada Doğan yüzde 22 ile (Hürriyet, Posta, Hürriyet Daily News, Fanatik) ilk sırada yer alırken Turkuvaz (Sabah, Takvim) yüzde 15 ile ikinci sırada Esmedya (Star, Akşam, Güneş) yüzde 12 ile üçüncü sırada ve Estetik Medya (Sözcü, AMK) yüzde 10 payla dördüncü sırada. Doğan Haber Ajansı (DHA) da özel haber ajansları içerisinde ilk sırada yer alıyor.

Reklamcılar Derneği’nin en son açıkladığı 2017 yılı medya reklam raporuna göre geçen yıl medyanın toplam reklam pastası 10,7 milyar TL (3 milyar dolar) oldu. Bunda televizyonlar yüzde 48 payla ilk sırada yer alırken, dijital yayın platformları reklam pastasından yüzde 26 pay aldı. Yazılı basın ise yüzde 12 ile reklamlardan üçüncü sırada pay aldı.

Doğan Grubu’nun reklam pastasındaki payı, televizyonlarda birinciliğin hükümete yakın Turkuvaz Medya/Zirve/Kalyon Grubunda olması nedeniyle gerilemiş durumda.  Yazılı basında da reklam gelirlerinin hızla azaldığı, kamu bankaları ve kurumlarının reklamlarının ağırlıkla hükümete yakın medya kuruluşlarına yönlendirildiği biliniyor.

Diğer yandan resmi ilanların dağıtımından sorumlu Basın İlan Kurumu,  “Ticari sır” gerekçesiyle resmi ilanların ve kamu reklamlarının paylaşımına ilişkin verileri açıklamıyor.

Doğan Medya Grubu’nun satışıyla birlikte Türkiye medyasında bir dönem tamamıyla kapanırken, önümüzdeki dönemde işsiz gazeteciler arasına yüzlerce yeni ismin katılması, zaten asgari düzeydeki muhalif seslerin ise tümüyle kesilmesi söz konusu.