Medya bu seçimle ilgili yayınlarıyla kendi mahvını da hazırlıyor…

Yeryüzünde piknik alışkanlığında bizim kadar ileri başka bir millet olduğunu sanmıyorum. Havalar biraz ısınsın, birden bire denize yakın yerlerde sahiller insanlarla dolar, kırlık yerler bile kalabalıklarla şenlenir.

Güzel bir adetimizdir piknikler…

Geçenlerde bir tatil günü böyle bir piknik alanından geçtim; geçerken de ertesi gün oranın manzarasının nasıl olacağını aklımdan geçirmeden edemedim.

Piknik yapmayı sevdiğimiz kadar gün boyu yaptığımız çöplerimizi toplayıp uygun yerlere koymayı ve çevre temizliğine dikkat etmeyi de sevsek aslında iyi olacak.

Kalabalıkların bulunduğu yerler piknikçiler tarafından terk edilip ıssızlaştığında geride büyük bir çöp yığıntısı kalması mukadder…

Medyamız bu günlerde piknik sonrası görüntüsünde

Bu hafta sonu yapılacak seçime günler kala okuduğum gazetelerde karşıma çıkan haber ve yazılar ile gözüme çarpan televizyon programlarından görüntüler, bana, pikniklere tanık olduğumda aklımdan geçenleri düşündürüyor.

Ertesi günü…

Yığılan çöpleri…

Herhalde bugüne kadar sayısız seçime gözlemci olarak tanıklık etmişimdir, 23 Haziran öncesinde olduğu kadar, hiçbir seçimde böyle bir hisse kapıldığımı hatırlamıyorum.

Partilerin kampanyalarında kullandıkları flamalar, afişler ve çeşitli basılı malzemelerin çöpleri olur elbet, adayların birbirleri hakkında söyledikleri de insanlar üzerinde mide bulandırıcı etki bırakabilir; ancak medyadan etrafa kirlilik taşmasına şu günlerde olduğu kadar pek tanıklık edilmezdi.

Kirliliğin etkileme ve yayılma gücü de fazla. Pikniğe gidip de arkasında çöp bırakmama titizliği gösterenler, nasıl başkalarını görerek bir süre sonra temizlik hassasiyetlerini terk ederlerse, şimdi olan da bu. Giderek her yere yayılıyor kirlenme.

Örnek isteyen bir zahmet en yakın bayiye gidip bugün çıkan gazeteleri alsın ve eğilim ayırt etmeksizin hepsini manşetlerinden köşelerine kadar gözden geçiriversin.

Zahmete katlanmak veya parasını çarçur etmek istemeyenler de, internet üzerinden erişilebilen gazetelerde benzer bir gezintiye çıkabilirler.

Görecekleri manzara yazdıklarıma hak verdirecektir.

İlgi alanıma girmediği için Twitter ve FaceBook gibi sosyal medya platformlarının aynı amaçla kullanımlarını ele almıyorum; fakat orada da durumun bildiğimiz klasik medyadan daha geride olacağını sanmam.

Piknik kirliliğini temizleyecek birileri sonuçta bulunuyor. Temizlik işçileri söylene söylene o görevi yerine getiriyorlar.

Siyasetin medyaya yansıyan kirliliğini arkadan kim toparlayacak?

Medya kendi mahvını hazırlıyor

Yıllar önce bir davetle güzel bir havada Berlin’e gittiğimde, etkinliğin yapılacağı salonun içerisinde yer aldığı her tarafı yemyeşil geniş park alanından geçerken, mihmandarımız, “Bizimkiler, bu parkı piknik amacıyla çok kullandılar, yalnız arkalarında sürekli çöp bıraktıkları için Almanlar önce bu konuda uyarılarda bulundular, dinlenmediğini görünce de burada piknik yapmayı yasakladılar” demişti.

O olayı da hatırladım.

İstanbul’un önemli bir kent olduğunu biliyorum, ama Türkiye’den de önemli olduğunu bilmiyordum. Önemi, seçimin tekrarlatılmasından da belli oluyor zaten. Medyanın kendini kirletmeyi de göze alarak yaptığı yayınlar da kentin önemiyle ilgili; kendi taraftarı oldukları parti ve aday kaybetsin istemiyorlar. Ancak sonuçta, adaylardan yalnızca biri ipi göğüsleyecek ve belediye başkanı olacak.

Seçilen ve belediye başkanlığı koltuğuna oturan, bir gün öncesine kadar hakkında medyada yapılan tezviratları unutacak mı? Yoksa, tezviratlar ve çevre kirliliği seçimden sonra da mı devam edecek?

AK Parti’nin medyaya yaklaşımının olumsuz olmasını etkileyen, iktidar olana kadar gazeteler ve televizyon kanallarından insafsız saldırılara maruz kalmalarıydı; hiç değilse ben öyle olduğunu sanıyorum. Bugünlerle mukayese edildiğinde çocukça kalıyor o saldırılar, ama yine de etkisini siyasiler üzerinde bıraktı.

Bugünlerde yaşananlar da etki bırakacaktır.

Medya kamikaze saldırılarıyla kendi mahvını da hazırlıyor.

[Kamikaze Japon askeri uçaklarını kullanan pilotların kendilerine verilen ‘Gerekirse öleceksiniz’ talimatını yerine getirmek için hedeflere kendilerini ve uçaklarını da feda edecek şekilde saldırmaları anlamına geliyor. Bizim medyanın yaptığı da bu. Hem kendilerine hem de yararlandıkları meslek alanına zarar vermek göze alınarak yapılıyor saldırılar.]

Keşke bu günler hiç yaşanmamış olsaydı.


Bu yazı Fehmi Koru'nun kişisel blogundan alınmıştır.