May 13 2018

'Medya seçim kazandırır mı? Bu gidişle AKP'ye kaybettirecek'

Yasama, yürütme ve yargı erklerinin yanında, dördüncü kuvvet olarak anılan medyanın kitlelerin kanaatlerini oluşturmadaki rolü yadsınamaz. Ancak bu etkinin sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği de bir diğer tartışma konusu.

Misal, medyanın bir partiye seçim kazandırma ya da kaybettirme gücü var mı? 

Bu güç her ne kadar somut olarak ölçülemiyorsa da, özellikle baskıcı iktidarların medyayı kontrol altında tutmak için türlü yöntemlere başvurduğu aşikar. Türkiye'de 2013 Aralık ayından bu yana, medyaya büyük bir abluka uygulanmakta. 150'den fazla gazeteci cezaevinde, yüzlerce medya organı kapatıldı ve halkın iktidar medyası dışında habere erişimi neredeyse yok edildi. 

Türkiye ile bu açıdan benzerlik gösteren bir diğer ülke de Malezya. 

mahathir muhammed

Seçimlerden zaferle çıkan Mahathir Muhammed 92 yaşında

Bu ülkedeki seçimlerin sonuçlarını dikkatle izleyen gazeteci-yazar Fehmi Koru, 92 yaşında yeniden seçimlerden zaferle çıkan eski Başbakan Mahathir Muhammed'in geçmişteki 22 yıllık iktidarı boyunca medyayı zapturapt altına aldığını hatırlatıyor. 

Son seçimlerde koltuğunu kaybeden Necip Rezzak'ın da muhalif medyayı sistematik bir biçimde yıldırma çabası içinde olduğuna değinen Koru, her iki liderin bu gayretinin ters teptiği görüşünde. 

"Medyaya hakimiyetleri ikisine de pişmanlık getirdi" yorumunu yapan Koru, siyasal iletişimci Ali Saydam'ın 8 Mayıs tarihli yazısındaki şu satırları alıntılıyor:

"... Birileri bunları Cumhurbaşkanına anlatmalı' tadında kaleme alınmış ve bir yerinde 'Bu sütunlarda az yazmadık, Cumhurbaşkanı yalnız bırakılmamalı diye' cümlesi de bulunan yazı.

Konuya ilişkin satırları şöyle Ali Saydam’ın:

'Güç kirlenmesinin en büyük göstergelerinden biri de medyada sahici olmayan hâkimiyettir. 1950 seçimlerinde medyaya silme CHP hâkimdi. DP kazandı… 1983 seçimlerinde medyanın kahir çoğunluğu biraz da Evren ve şürekâsının yayılmacı baskısı ile MDP ve HP yandaşı bir çizgidelerdi. ANAP kazandı. 2002 seçimlerinde yüksek tirajlı olmayan bir iki yayın organı dışında medyanın tamamı Sayın Cumhurbaşkanımızın ve AK Partinin karşısındaydı ve AK Parti kazandı…'

Sizlere yabancı gelmeyen tespitler olmalı gerçeğin böylesine çarpıcı biçimde yansıtılması…"

Saydam'ın, "Bu bağlamda medyanın, özellikle TV’lerin sadece Sayın Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarını yayınlamaları muhalefete pek fazla şans tanımamaları ne kadar doğrudur ve bu tutum, vaat-ikna sürecine mi hizmet eder, yoksa güç kirlenmesine mi, ya da mağduriyet yaratarak muhalefete mi yarar; iyi değerlendirmek gerekir…" uyarısına dikkat çeken Koru, "Bu akılla seçim kaybedilebilir" yorumunu yapıyor.

İktidar yanlısı medya çalışanlarının Erdoğan ve AKP savunuculuğunda sınır tanımadıklarına ve kanal kanal gezerek, muhalifleri 'yerin dibine batırma' işlevlerini fazlasıyla yerine getirdiklerine değinen Koru, satırlarına şöyle devam ediyor:

"İleride bu günleri medya-siyaset ilişkisi açısından ele alacak araştırmacıların 24 Haziran seçimleri öncesi dönemden hayli başarılı örnekler çıkaracaklarına inanıyorum.

Ali Saydam’ın yazısından, onların bu çabasının ters tepebileceği endişesini çıkardım. Bu kadar yoğun, yaygın ve şiddetli tarafgir yayınların seçim kazandırmayabileceği endişesi…

“Seçim kaybedilebilir” endişesi…

Malezyalı yazarın dokundurmalarından benzer durumun onun ülkesinde öyle bir sonuç verdiğini çıkarıyorum."

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz