Medyanın yazmaktan sıkılmadığı klişe: 'Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonu' - Faruk Bildirici

Bilenler bilir, eskiden gazeteler kupon verirken birkaç kupon yerine geçen kuponları önce “Dev kupon” diye adlandırdılar, zamanla o yetmedi, “Süper kupon” çıkardılar, sonra o da yetmedi, “Herkül kupon” çıkardılar.

Polis operasyonu haberlerinin büyüklük anlatısı da o yedek kuponlara benziyor; büyüklük ve önemi anlatmak için sürekli el yükseltmek zorunda kalıyorlar.

Eskiden polis operasyonları “büyük operasyon” diye yazılırdı haberlerde. O yetmedi, “Asrın operasyonu”, “milyonluk operasyon”, “film gibi operasyon”, “helikopterli operasyon” gibi klişeler geldi. Sonra o da yetmedi, yıllar içinde “tarihi operasyon” lafı icat edildi.

Bakıyorum, bugünlerde “tarihi operasyon” da yetmiyor; “Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonu” tanımına geçildi. Artık polis operasyonu haberlerinde tarihle değil, Cumhuriyet tarihi ile yarışa girildiğine tanık oluyorum.

“Cumhuriyet tarihinin akaryakıt bağlantılı en büyük vergi kaçakçılığı operasyonu” başlıklı haberler birkaç gündür, internet siteleri, gazeteler ve televizyonlarda yayımlanıp duruyor.  Bu haberin yayımlanmadığı medya kuruluşu kalmadı neredeyse. 

Haberde “İstanbul merkezli eş zamanlı 50 ilde ‘Silici’ kod adlı operasyon gerçekleştirildiği”, 170 akaryakıt istasyonu olmak üzere toplam 242 noktada operasyon yapıldığı, 220 şüphelinin gözaltına alındığı belirtiliyordu. Beş yıl içerisinde 608 milyon litre akaryakıt sistemden silinerek kaçırılan vergi miktarı 15 milyar TL’yi buluyordu. “Akaryakıt istasyonlarına oyun görünümlü korsan otomasyon sistemi kurarak satılan akaryakıt verilerini sistemden silen “örgütün” merkezi Konya’daki iki otomasyon şirketiydi.

İçişleri Bakanlığı açıklamasına dayanıyordu bu haberler. “Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonu” adlandırması da bakanlığa aitti. Ama neye göre bir büyüklükten bahsedildiği belli değildi.

Kayıtlardan silinen akaryakıt miktarı mı, kaçırılan vergi mi esas alınmıştı böyle bir adlandırma yapılırken? Yoksa eşzamanlı operasyon yapılan kent ve gözaltına alınanların sayısı mı? Bu açıkça ifade edilmemişti.

Oysa bir haberde gerçekten “Cumhuriyet tarihinin en büyüğü” diyebilmek için İçişleri Bakanlığı’nın somut verileri de açıklaması gerekir. Ancak Cumhuriyet tarihi boyunca yani yaklaşık yüz yıldır polisin yaptığı akaryakıt ve vergi kaçakçılığı operasyonlarıyla ilgili bilgilerle birlikte karşılaştırma yapılabilir.

Daha önceki operasyonlarla ilgili bilgi olmadan böyle “Cumhuriyet tarihinin en büyüğü” açıklaması yapılması, inandırıcılığı azaltıyor; polis operasyonunu büyük gösterme çabasından öteye gidemiyor.

Aslına bakarsanız, bir polis operasyonuyla ilgili olarak adlandırmayı İçişleri Bakanlığı’nın yapması da tuhaf. Doğrusu, İçişleri Bakanlığı ya da emniyet yetkililerinin, bu tür açıklamalarda operasyonla ilgili somut bilgileri aktarmakla yetinmesidir. Gazeteciler, açıklamadaki verilere bakarak “en büyük” ya da “ikinci büyük” olduğuna karar vererek haber oluşturur.

Eğer İçişleri Bakanlığı açıklamasında “Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonu” adlandırması yapılıyorsa da gazetecilerin, haberi olduğu gibi yayımlamak yerine “Neden” sorusunu sorması, en büyük olduğunu gösteren verileri bakanlıktan istemesi ya da daha önceki operasyonları araştırması, bu verileri de habere eklemesi gerekir. Ama maalesef “Cumhuriyet tarihinin akaryakıt bağlantılı en büyük vergi kaçakçılığı operasyonu” haberinde böyle bir sorgulama, araştırma yapılmamıştı.

Bu kadar iddialı haberi görünce ben dayanamadım, biraz arşiv karıştırdım. Çok da uğraşmam gerekmedi. Geçen yıl yapılmış bir “Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonu” haberi buldum. Anadolu Ajansı’nın 6 Mart 2020 tarihinde geçtiği haber, Hürriyet ve Milli Gazete’nin internet sitelerinin de olduğu çok sayıda medya kuruluşunda “Bakanlık açıkladı! Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonu” başlığıyla yayımlanmıştı:

“İçişleri Bakanlığı, emniyet birimlerince Konya ve Mersin'deki operasyonlarda 5,2 milyon litre kaçak akaryakıt ele geçirildiğini bildirdi. Söz konusu operasyon, Cumhuriyet tarihinin tek seferde en fazla kaçak akaryakıtın ele geçirildiği operasyon olarak kayıtlara geçti.”

Görüldüğü gibi, o zaman da polis, “Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonu”nu yapmış. Geçen yıl “tek seferde en fazla akaryakıt” ele geçirilmiş, bu yıl ise “akaryakıta bağlı vergi kaçakçılığı” yakalanmış.

İki haberin “Cumhuriyet tarihinin en büyüğü” olmaları dışında ikinci ortak yanı, ikisinde de herhangi bir firma ya da gözaltına alınan kişi isminin bulunmaması. Bu kadar “büyük” operasyonlar olmasına rağmen tek bir isim verilmemesi enteresan.

Madem bu kadar büyük ve “tarihi” operasyonlar söz konusu, medyanın açıklanmayan o isimlerin peşine düşmesi, operasyon sonrasında neler olduğunu ve da araştırması gerekir. Fakat gazeteler, internet siteleri, İçişleri Bakanlığı açıklamasını yayımladıktan sonra bu operasyon haberlerini takip etmiyor, öylece bırakıyor çoğunlukla.

Birkaç gündür “Cumhuriyet tarihinin en büyük akaryakıta bağlı vergi kaçakçılığı operasyonu” haberinin de peşine düşülmedi. Bir tek Sabah’ın internet sitesinde “Silici operasyonunun ayrıntıları ortaya çıktı” haberi gördüm. Merakla baktım, nasıl bir ayrıntı bulunmuş, açıklamaya ne tür bir bilgi eklenmiş diye. Heyhat, ayrıntı denilen KOM ekiplerinin bir büroda yaptıkları arama görüntüleriydi. Yine bir isim ya da yeni bir bilgi yoktu.

İnsan ister istemez sorma gereği hissediyor; gazeteciliğin işlevi bakanlık açıklamalarını olduğu gibi yayımlamakla mı sınırlı? İçişleri Bakanlığı ve polis, her seferinde “Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonu” diye açıklama yapacak, gazeteciler de bunu hiç sorgulamadan, araştırmadan aynen yayımlayacak, öyle mi?

 Hem “Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonu” haberleri, akaryakıt kaçakçılığı ile de sınırlı değil. Bir bakın arşivler, polisin “Cumhuriyet tarihinin en büyük sigara kaçakçılığı operasyonu”, “Cumhuriyet tarihinin en büyük tarihi eser kaçakçılığı operasyonu”, “Cumhuriyet tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu” haberleriyle dolu.

Anladığım kadarıyla ne emniyet güçleri “Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonu” açıklamalarından vazgeçiyor; ne de medya bu haberleri yayımlamaktan sıkılıyor. Bu mudur gazetecilik?

 

Bu yazı Faruk Bildirici'nin blogundan alınmıştır