Neden Ahval'de yazıyorum?

Ahval’den teklif aldığımda yeni, bağımsız ve mesleki standartları yüksek bir uluslararası yayın organı olması ihtimalini sevdim.

Yaratması muhtemel okur kitlesi için yazmaya başladım.

Çoktandır o okur kitlesi için yazıyorum.

Bütün dünyada medya etiği zayıfladı, tarafsız ve sağduyulu habercilik ve yayıncılık gitgide az bulunur hale geldi.

Propaganda, ajitasyon ve dedikodu arttı.

Benim alanım olan sinemaya da büyük ölçüde sansasyonel ya da yüzeysel yaklaşımlar ve kakofoni egemen oldu. Böyle bir ortamda nerede ve neden yazdığımız kadar hangi okur kitlesine hitap ettiğimiz de önemli bir mesele haline geldi.

En azından benim film eleştirisi yazmaktaki temel motivasyonum doğru okur kitlesine hitap edebilmek. Sinema sanatının bir kitle iletişim aracı olarak da işlevine ve gücüne inanan Ahval, yayın politikasıyla bana bu olanağı sunuyor.

Ne okuduğunu, niye okuduğunu bilen, rastgele okumayan, okumak için dikkatle yazar ve yayın organı seçimi yapan, belirli değerlere sahip, bilinçli bir okur kitlesine hitap etmeyi önemsiyorum.

Ahval okurlarının böyle bir kitle oluşturduğunu düşünüyorum.

Sanat ve sanatçı kadar canlı haklarına ve doğaya saygılı, kültürlü olduğu kadar eşitlikçi ve özgürlükçü okurlar…

Bu da benim daha hevesli, daha dikkatli, sözün ağırlığını taşıyarak, eleştirinin sorumluluğunu üstlenerek yazmama vesile oluyor. Ahval’i okumayı tercih eden okurlar için gösterime giren filmler,  özellikle Türkiye sinemasının yeni ve nitelikli yapımları arasından öne çıkanları hakkaniyetle ve özenle değerlendirmeye gayret etmemi sağlıyor.