Şub 25 2018

‘Sürü psikolojisi’ yalan haberlere inanmamızı mı sağlıyor?

Sosyal medya  maalesef  doğru olmayan pek çok haber içerebiliyor.  Peki, gerçek olmadığını bilsek dahi sırf dünya görüşümüzle örtüştüğü için bazı haberlere neden inanıyoruz?

Uzmanlar, dünya görüşümüzü paylaşan kalabalıklardan uzaklaştığımızda daha objektif olabileceğimizi paylaşıyor...

Psikologlar, yalan habere inanma tandansını "sürü psikolojisiyle" ilintili olduğu görüşünde. New York Üniversitesi’nde Sosyal Psikoloji, Algı ve Nöroloji Profesörü olarak görev yapan Jay van Bavel, 20 Şubat 2018 tarihli “Trends in Cognitive Sciences” (Bilişsel Bilimlerde Trendler) adlı bilim dergisinde yayınlanan makalesinde “Bilhassa sosyal kimliğimiz, bir şeye inanmamızı ya da onu reddetmemizi sağlıyor’’ tezini ileri sürüyor.

 Bavel, “fake news” olarak adlandırılan yalan haberlere, bazı insanların doğru olmadığını bildiği halde inanmasının nedenini de bu varsayımdan kaynaklandığını paylaşarak, şunu kaydediyor:

“Çünkü bu haberler, kendi dünya görüşüyle örtüşüyor. Zira birey olarak takdir edilme isteği, söz konusu bilginin doğrulundan çok daha önemli.’’

Nöroekonomi olarak bilinen bilim dalı değer yargılarımızın nasıl oluştuğunu anlamaya giderek daha da yaklaşıyor. Nörobilim, ekonomi, psikoloji, mühendislik gibi birbirinden farklı alanları bir araya getiren disiplinlerarası bir bilim dalı olan nöroekonomi, verilen kararlar ile aynı anda insan bünyesinde gerçekleşen biyolojik süreçler arasında bir bağlantı kurmayı planlıyor.

Bavel’e göre: “Bizim için önemli olan ve dünyada bize yardımcı olan şeyleri seçiyoruz. Bu seçim, sabah okuduğumuz gazeteden kahvaltıda ne yediğimize kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.”

“Kimliğe dayalı inanç modeli” adını verdiği bu durumun etkilerini anlatan Bavel sözlerine şöyle devam ediyor:

“Seçtiğimiz taraf, bizim bir aidiyet duygusu kazanmamızı sağlıyor. Aynı zamanda kendimizi değerli olarak hissetmemize yardımcı oluyor. Bu aidiyet duygusunun iyice pekişmesiyle dünyayı algılama şeklimiz de değişiyor. Bu durumda çok güvenilir ve saygın bir haber kaynağının yazdıkları bile, eğer başka bir gruba aitse bizim için fazla bir önem arz etmeyebiliyor. Araştırmacı gazetecilik ve yüksek habercilik standartları gibi unsurlar da bu noktada pek işe yaramıyor.”

Uzmanlara göre kişi, "sürünün dışında" bırakılarak tek başına bilgi edinmek ve değerlendirmek zorunda kalırsa, bakış açısında farklılıklar oluşabiliyor.

Bazı ülkelerde yargı sisteminin bir parçası olan bağımsız jüri üyeleri seçilirken, hiçbir grup, parti ya da sosyal oluşuma üye olmamasına özen gösteriliyor. Bu kişiler, dava konusunu ve ilgili şahısları her türlü ön yargıdan yoksun ve grup baskısından bağımsız olarak değerlendirip karar verebiliyor.

‘’Eğer her yalan haberin bir fiyat etiketi olsaydı ve insanlar her haber için belirli bir miktar para ödemek zorunda olsaydı, ince eleyip sık dokurlardı. Yani bir haberi alıp kullanmadan veya yaymadan önce doğruluk payını titizlikle sorgularlardı,” diyor Bavel.