Ergun Babahan
Mar 21 2018

'Yeni devlet'in gazetesi olarak Hürriyet

Sirkeci’den yedek parçacı olarak çıkan Aydın Doğan uzun yıllardır bir kenarda sıranın kendisine gelmesini bekleyen ilk ortağı ve meslektaşı Erdoğan Demirören’e teslim etti anahtarı.

Recep Tayyip Erdoğan, Hürriyet hamlesiyle kendisi hakkında ‘Muhtar bile olamayacak’ manşeti alan bir kaleyi yıkmış oldu. 

Bu satış, Türkiye’de medyanın resmi ölüm ilanıdır çünkü Demirören yönetimindeki Hürriyet’in akibeti Milliyet ve Vatan’dan farklı olmayacaktır. 

Satış, Hürriyet’in ölüm sürecini hızlandıran bir işlem olmuştur sadece.

1980’li yıllarda önemli bir olayın ardından devlet Hürriyet gazetesine çok özel fotoğraflar servis ettiğinde, rakip gazete yöneticileri büyük tepki göstermişti.

Menfur bir suikaste kurban giden, dönemin Hürriyet Yayın Yönetmeni Çetin Emeç bu eleştirilere, ‘‘MİT, büyük kardeş-küçük kardeş ayırımı yapar’’ cevabı vermişti…

Evet, Türkiye’nin o dönem bütün gazeteleri, bugünkü deyimle medyası hep devlet güdümünde olageldi. Bunu bir tek, yayına başladığı ilk yıllardan banka sahibi olduğu döneme kadar Sabah biraz kırabildi ama Hürriyet, devletin her zaman en gözde gazetesi oldu. Devlet, mesajını hep Hürriyet üzerinden verdi, toplumu onun haber ve yorumlarıyla yönlendirmeye çalıştı.

Tirajı yüksek, dağıtım ağı güçlü, yazarları etkili bir gazeteydi. Özellikle Ertuğrul Özkök yönetiminde bu etkinliği daha da arttı. 

Özkök, Hürriyet’i Aydın Doğan’ın çıkarları-devletin talepleri ve okurun istekleri arasındaki zorlu üçgende bir orkestra şefi gibi yönetmeyi başardı. 

Sabah’ın batma noktasına geldiği dönemde reklam pazarında oluşturduğu hakimiyetle üstünlüğünü iyice perçinlemişti. 

O dönem, sadece Hürriyet’in pazar değeri 1.2 milyar dolardan fazlaydı...

Bu üstünlüğünü tek hakim kalarak sürdürme çabasına girmesi, rakiplerini sürekli yok etme arzusu içinde olması, Aydın Doğan için sonun başlangıcını hazırladı aslında.

Dinç Bilgin’in ardından kısa bir dönem Sabah’ın patronu olan Turgay Ciner’i devre dışı bırakan hamleleriyle güçleniyorum zannederken iyice zayıfladı çünkü giderek güçlenen Recep Tayyip Erdoğan karşısında yapayalnız kaldı.

Aydın Doğan’ın Hürriyet’i satmak zorunda kalması, İlhan Cihaner’in ‘‘CHP şu an sahip çıktığı devletin, kurduğu devlet olduğunu zannediyor’’ sözünü anımsattı bana.

Hürriyet’in satılması, eski devletin medyadaki etkisinin tamamen sıfırlanması anlamına geliyor. Eski devlet Kemalist ve sekülerdi, şekil ve yaşam olarak Batıcı idi; Yeni Devlet, Erdoğancı, İslamcı ve Doğucu…

Hürriyet, bir gazeteden fazlasıydı. Çok partili Cumhuriyet döneminin sözcüsüydü: Devletin izin verdiği oranda çok sesliliğe açık ama iş tehlikeye girdiği an darbe destekçisi olmakta tereddüt etmeyen bir gazete. 1960 Darbesi’nin de, 1917 müdahalesinin de, 28 Şubat’ın da, 27 Nisan Muhtırası’nın da gözü kapalı destekçisi oldu.

Devletin ‘düşman’ gördüğü isimlerin ceza kesici büyük abisiydi aynı zamanda: Bu kimi zaman Yılmaz Güney, kimi zaman Orhan Pamuk, kimi zaman Ahmet Kaya, Akın Birdal, Osman Baydemir veya Hrant Dink oldu. 

Açılım zamanı Selahattin Demirtaş’a saz çaldırdı ama devlet düdüğü çalınca Tahir Elçi’nin öldürülmesine varan yola taş döşemekten geri durmadı.

Son dönemde ağırlıklı olarak düşman hep Kürtlerdi. 

Bu sorun olmadı çünkü, Kürtler eski ve yeni devletin hep ortak düşmanı olarak kaldı ve Hürriyet ‘Türkiye Türklerindir’ şiarından hiç vazgeçmedi. Avrupa Birliği’ne üyelik hayalinin gerçek sanıldığı günlerde bile...

Dinin, devletin en büyük düşmanı görüldüğü dönemde ‘Basılan kaçak Kur’an kursları’ haberlerinin değişmez adresiydi. Bu büyük mücadeleyi, CHP, İstanbul sermayesi, devletin Kemalist kadrolarıyla birlikte kaybetti, yenildi.

Hürriyet’in satışı Kemalist devletin teslim bayrağı çekmesi, sesini kesip oturması demektir. 

Moskova’da devrimi kızıl bayraklarla anan komünistler gibi, geçmişe takılıp yaşayan bir kuşak onlar. Kemalizm’in altın çağının geri dönmesini bekleyerek tükenen bir kesimin sözcüsü.

Hürriyet herşeye rağmen, az çok bağımsız kalmaya çalışan kimi isimlerin son limanıydı. Bu liman artık yok. Hürriyet’in devletle derinden bağlantılı kalemleri ve çalışanları rahattır çünkü değişen patronun sadece ismi. 

Devlet, onları korumaya devam edecektir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar