Tem 11 2018

'Erdoğan gazeteci kovması için Aydın Doğan'ı aradı'

Gazeteci-yazar Mehmet Y. Yılmaz, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP hakkında yazdığı eleştirel yazılar yüzünden Erdoğan'ın, o dönem ki Doğan Medya Grubu'nun sahibi Aydın Doğan'ı arayarak kendisinin kovulmasını istediğini açıkladı. 

T24'ten Hazal Özvarış'ın sorularını yanıtlayan Yılmaz, 'Resepsiyonu Kuran-ı Kerim ile açmak' başlıklı yazısının ardından 'kovma ricası' içeren telefonun geldiğini ve Hürriyet'teki yazılarının azaltılmasının ardından yazılarına ara verildiğini ifade etti. 

2017 yılı Eylül ayına kadar eleştirel yazılar yazabildiğini ve kimsenin bir şey demediğini aktaran Yılmaz, sonrasında yazı işlerinin uyarısıyla yazısında düzeltmeler yaptığını kabul etti. 

Yılmaz, karşılaştığı sansür ve baskıyı şöyle anlattı:

"Bu ifade çok ağır, bunu yumuşat” diye yayın veya yazı işleri müdürünün uyarısıyla düzelttiklerim olmuştur. Onun dışında ben bildiğimi yazdım ta ki 7 Eylül’e kadar. O tarihte de 30 Ağustos resepsiyonundaki Genelkurmay Başkanı’nın eşinin başını örtmesiyle ilgili tartışmalar üzerine bir yazı yazdım. O yazı üzerine Aydın Doğan’ı Tayyip Erdoğan'ı aradı. Ve ben onun öfkesini yatıştırmak için yazılara ara vermiş oldum. Ama bir daha da başlayamadım."

Erdoğan'ın, Doğan'ı aradığında kendisinin Kur'ana karşıymış gibi lanse edildiğini dile getiren Yılmaz, işten çıkarılmasının talep edildiğini, Aydın Doğan'ın bu durum karşısında çok üzüldüğünü ve kendisinin de Doğan'ı teselli ettiğini kaydetti. 

Mehmet Y. Yılmaz, 2017 yılındaki 30 Ağustos resepsiyonunun ardından yazdığı yazıda resepsiyonu şu satırlarla eleştirmişti:

SARAY’daki 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarından iki görüntü kaldı.

 Birisi, Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın, Cumhurbaşkanı önünde bel bükmesi, diğeri Genelkurmay Başkanı’nın eşinin başını örtmesi.

 Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın tutumu, Türkiye’nin nereye gitmekte olduğunun bir göstergesi.

 O da biliyor ki artık yargı bağımsız değil, tek patron var ve o tek patrona bağlılığını göstermek kendisi için daha hayırlı olacak.

 Onun için ondan ABD’li yüksek yargıçlar gibi davranmasını beklememek gerek, çünkü konumu onlar gibi değil.

 Genelkurmay Başkanı’nın eşinin başını örtmesi konusuna gelince: O sırada Kuran–ı Kerim okunuyor ve buna inanan bir kadının başını örtmesi son derece normal bir durum.

 Anormal olan şey, bir milli bayramın kutlaması için verilen resepsiyonda Kuran–ı Kerim okunması.

 Milli bayramlar, adı üzerinde her türlü inançtan bağımsız olarak kutlanması gereken ve bize aynı tarihi ve ortak geçmişi paylaşan bir millet olduğumuzu hatırlatan günlerdir.

 Bu millet içinde dini İslam olmayanlar da var. Bakmayın “Nüfusunun yüzde 99’u Müslüman” denmesine. Kaldı ki öyle bile olsa geride hâlâ yüzde bir kalıyor, bu bayram onların da bayramı.

 Ve böyle bir bayramı dini törene çevirmek tartışılması gereken bir tutum.

 Günün birinde Cumhurbaşkanlığı’na bir Hıristiyan ya da Yahudi seçilse, ki seçilebilir, anayasal bir engel yok buna, töreni papaz ya da haham mı yönetecek?

 Cumhurbaşkanı inancı gereği 30 Ağustos vesilesiyle şehitlerin ruhuna Kuran–ı Kerim okutmak isteyebilir, bu da normal.

 Bunun yeri cami olmalıydı, 30 Ağustos resepsiyonunun verildiği salon değil.

 Bu ülkenin Anayasa’sı, cumhuriyeti “laik ve sosyal hukuk devleti” olarak tanımlıyor.

 Laik bir devletin törenleri de laik olur. Dini ritüellere, dini gösterilere yer yoktur.