Erdoğan, Pompeo'dan Menbiç için 'seçim müjdesi' bekliyor

Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Washington'a geleceği ve 4 Haziran tarihinde ABD'nin yeni dışişleri bakanı Mike Pompeo'nun konuğu olacağı 29 Mayıs tarihindeki ABD Dışişleri Bakanlığındaki basın toplantısında ABD Sözcüsü Heather Nauert tarından ilk kez teyit edildi.

Nauert aynı zamanda bir zamandır farklı AKP hükümeti yetkilileri tarafından Menbiç üzerinden iki ülkenin anlaştığına dair söylenen açıklamaları da reddederek, 'Türk hükümeti ile hiçbir anlaşmamız yok' çıkışı yaptı.

Bu çıkış önemli idi zira 'hiçbir anlaşmamız yok' demekle, önceki Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ile üzerinde anlaşıldığı düşünülen bir yol haritası da dahil, diğer varıldığı öngörülen ama teyit edilmemiş uzlaşıların da kendilerini bağlamadığını ima eder bir cevap verdi.

Bununla birlikte ABD'nin Suriye'nin kuzeyindeki durumu çok da güçlü değil.

Başkan Trump'ın tam olarak ne istediği belli değil ama Suriye'den çıkmak istediğinde kararlı gibi. Ama aynı zamanda kabinesine doldurduğu İran karşıtı şahinleri ile İran'ın üzerine de gitmek istediğinden İsrail ile hemfikir gözüküyor. Bundan dolayı Pompeo bir taraftan İran ile bölgede çatışmaya gireceği ve İran'a yakın güçleri 'ezecekleri' sözlerini verirken, diğer taraftan Trump'ın talebi olan Suriye'den çıkma yolları arıyor.

Halbuki Amerikalılar İranlılara bir ders vermek istiyorsa bunu savaş alanına dönmüş Suriye olması, başta Pompeo olmak üzere Trump'ın yeni ulusal güvenlik başdanışmanı John Bolton gibi isimlerin tercih edeceği yol olarak beliriyor. Bütün bunlardan dolayı da, bu bölgede Türkiye'yi karşısına alması ABD'nin işini daha da zorlaştıracak.

Nauert bu konuda geçen hafta da sorulan bir soru sonrası 'artık şehirde yeni bir dışişleri bakanı var o bakan ile birlikte Türk yetkililer ile oturup, anlaşıp, anlaşamayacaklarını görürüz' tarzı, ucu-açık bir cevap vermişti.

Öte yandan seçim öncesi Washington'dan Erdoğan'a doğru gitmiş veya giden hiçbir olumlu veya iyi haber bulunmuyor.

Tam tersine Kongre'den, ABD yönetiminden, ve en başta bizzat Trump'tan Ankara'ya ardı ardına çok soğuk mesajlar gidiyor.

Daha birkaç hafta önce 'F-35 projesine dokunamazlar' sözlerinden sonra Kongre'nin her iki kanadında da iki farklı önergenin F-35'leri hedeflediğini gördük.

Bütün bu ambargo talepleri ve ambargo öngören yasa önerilerinin kaderi seçimden önce belli olmayacak, ama seçimlerden sonra eğer Erdoğan kazanırsa ABD'nin taleplerini yerine getirip, getirmeyeceği yakından izlenecek. Özellikle tutuklu Amerikan papazı Brunson ve S-400 savunma silahı konularında.

Sadece Kongre'nin iki kanadı değil, bizzat Başkan Trump'ın kendisi, Venezuela'dan kurtarılan Mormon bir Amerikalıyı Beyaz Saray'da ağırlarken Papaz Brunson hakkında söyledikleri haftanın Türk-ABD ilişkilerine damga vuran olaylarından biri oldu.

Türkiye'ye ilk kez Ahval tarafından duyurulan o sözlerle Trump, Türkiye'de süregiden mahkeme sürecine 'yargılamadan sayılmaz' olarak niteledi, sonra Türkiye'deki iddianamedeki suçlamalardan olan papazın ajan olduğu iddiasının yanlış olduğunu kaydetti.

Göreve başladığından beri Papaz Brunson'ın serbest kalması için çok uğraşı veren Trump'ın Oval Ofis'te papaz hakkında konuşurken verdiği yüz ifadeler de soğuktu.

'Rehine kurtarmayı' adeta başkanlığının en büyük PR'ı haline getirmiş bulunan Trump, K.Kore'den, Venezuela'dan Amerikalı vatandaşları getirirken, NATO müttefiği Türkiye'den hem de bir din adamını getirememenin sıkıntısı yaşadığı kesin. 

''Morning Joe'' gibi ABD'nin en geniş kesimlerince izlenen sabah programlarında 10 dakikaya yakın segmentlerde tartışılan Türkiye'nin bir İran gibi 'düşman' bir ışıkta habere konu oluğunu da hatırlatmak gerekiyor.

Bütün bunlar 4 Haziran tarihinde Washington'da yapılacak Pompeo-Çavuşoğlu görüşmesinin önemini daha da artırıyor.

AKP hükümeti tarafında bu görüşmeden Menbiç'e yönelik bir kararla, uzlaşı ile çıkılması umut ediliyor. Bunu ABD sözcüsü Nauert'in yaptığı ve 'hiçbir anlaşmamız yok' dediği açıklamadan sadece bir gün sonra hem Çavuşoğlu'nun tekrar YPG'li güçlerin şehrin dışına çıkartılacağını söylemesiyle gördü. Aynı gün AA'nın da detaylı bir haber yayınlayarak, üç aşamalı bir Menbiç planından bahsettiğini gördük.

Hükümete yakın çevreler bunu Tillerson'ın Ankara görüşmelerinde üzerinde anlaşılan plan olarak anlatma gayretinde olduğunu görüyoruz.

4 haziran tarihinde AKP yönetimi için Washington'daki Pompeo görüşmesinin tek geçerli başarı testi Menbiç'te Türk tarafının istediği bir sonucun alınması olacak.

Doğrusu bölgeden gelen bazı haberler, Suriyeli Kürt güçler YPG'nin ağırlıkla bulunduğu Suriye Demokratik Güçlerinin Menbiç'ten ayrıldığını söylüyor.

Bu çekilme gerçekleşir ve ABD ile Türk güçleri Menbiç'i korumaya başlarsa Ankara için Afrin'den sonra ikinci zafer yaşanmış olacak ve seçimler öncesi bir moral de verecek.

Pompeo ise geçen hafta Kongre'nin her iki kanadında 'Türkiye'nin yanlış yolda olduğunu' ifade eden, F-35'lerin teslimatına engel koymayı ciddi şekilde tarttığını kaydeden, 70 yıllık müttefiği için hemen hiçbir olumlu söz kullanmayan bir portre çizdiğini gördük.

Çavuşoğlu Çarşamba günü, Menbiç'in sadece bir başlangıç olduğunu, Kürt güçlerin Rakka ve Kobane'den de ayrılması konularının konuşulacağını ve bunların da mutabakatın sonraki aşamalarının içinde yer aldığını söylemesi AKP hükümetinin ABD görüşmelerine bağladığı umudu gösteriyor. Veya Çavuşoğlu beklentileri yükselterek yeni bakan Pompeo'nun üzerinde hava oluşturmaya çalışıyor.

Burada Pompeo'nun asıl hedefinin İran olduğunu ve bu savaşta Türkiye'ye olan ihtiyacın da bulunduğunu hatırlatmalı.

Pompeo Erdoğan hükümetini kendi safına alabilecek mi yoksa İran kampında mı kabul edecek?

Veya Erdoğan'ı kendi kampına alabilmek için Suriye'de bazı tavizler vererek, 'grand bargain' bir mutabakat mı kurulacak.

Şimdiye kadar Pompeo'nun Türkiye'nin AKP hükümetine en küçük bir sempati içeren sinyal göndermediğini de hatırlatmak lazım. Menbiç konusunda Pompeo'nun bakanlığının ağzı şimdiye kadar sıkı. Bu belki de halen bir karara varılamamış, detaylar üzerinde anlaşılamamış olmasına da bağlı olabilir.

Pompeo, Çavuşoğlu ile Brüksel'de kısa bir görüşme yapmıştı ama o zamandan beri aralarında bir telefon görüşmesi olmadığı gibi, ABD Dışişleri Bakanlığından gelen de pek olumlu sinyal yok.

Dışişleri yakın bazı önemli Washington kaynakları, ABD Sözcüsü Nauert'in yaklaşımı olan 'hiçbir anlaşma yok'un Dışişlerinin yaklaşımını da yansıttığını ifade ettiler.

Washington'ın Beyaz Saray, Kongre, Dışişleri Bakanlığı ve zaten yıllardır Menbiç'in Türk kontrolündeki güçlere tesliminin karşısında bulunan Pentagon, 4 Haziran seçimleri öncesi AKP hükümetinin kullanacağı pek bir olumlu haberi bu seçim sezonunda vermedi.

4 Haziran'da Amerikan tarafının yaklaşımı AKP'nin çok zorluklar yaşadığı görülen bu kampanya sezonunda ona bir zafer mi bahşedecek?

Pompeo şimdiye kadar kara kutu.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.