Erdoğan Berlin'de binlerce kişi tarafından protesto edildi

Almanya’ya gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında Berlin’de bulunan Erdoğan, binlerce kişi tarafından protesto edildi.

DW Türkçe’den Jülide Danışman’ın haberine göre Erdoğan’ın Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Cuma günü Başbakanlık Binası’nda yaptığı görüşme sırasında düzenlenen protesto gösterisinde Türkiye’de basın özgürlüğünün sağlanması ve tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması talep edildi.

Başbakanlık Binası’nın yakınlarındaki Berlin Merkez Tren Garı önünde düzenlenen eyleme yaklaşık 150 kişi katıldı.

Eylemde konuşan Uluslararası Af Örgütü’nün Almanya şubesi Genel Sekreteri Markus N. Beeko Türkiye’deki insan hakları ihlallerine dikkat çekmek istediklerini belirtti.

Öğleden sonra Postdamer Meydanı’nda toplanıp yürüyüşe geçenlerin sayısı on bini buldu. Çok sayıda kitle örgütünün katıldığı yürüyüşte Almanca, Kürtçe ve Türkçe sloganlar yankılandı.

Üzerinde Alman ve Türk bayraklarının olduğu “Made in Germany” yazan bir tank maketi taşıyan eylemciler “Erdoğan ile anlaşma yapılmaz – silah ihracatını durdur” yazılı pankartla Alman hükümetine yönelik tepkilerini de dile getirdi.

Eylem uzun bir yürüyüşün ardından Großer Stern Meydanı’nda yapılan konuşmalarla sona erdi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Almanya Başbakanı Angela Merkel, ikili görüşmenin ardından ortak bir basın toplantısı düzenledi.

Toplantıya; Türkiye'de yargılandığı MİT Tırları davası nedeniyle hakkında yakalama kararı bulunan ve 5 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan, son anda Erdoğan-Merkel basın toplantısına katılmaktan vazgeçen gazeteci Can Dündar tartışması damga vurdu.

Salonda bulunan gazetecilerden biri, Can Dündar'ın katılması halinde toplantıyı iptal edeceğini söyleyen Erdoğan'ın tutumu ile ilgili Merkel'e bir soru yöneltti.

Merkel de yanıt olarak Can Dündar'ın toplantıya katılma hakkının olduğunu, Erdoğan ile bu konuda farklı düşündüklerini söyledi.

"Türkiye’de Alman vatandaşlarının tutuklu olmasını belirttiniz. Sayın cumhurbaşkanı umut vaat etti mi çözüm bulunacağına dair… Can Dündar’ın akredite olması ama sayın cumhurbaşkanını dikkate alarak kendisi gelmiş buraya, bu konuyu ele aldınız mı? Nazi serzenişlerinizden ötürü özür dilediniz mi? Sayın Dündar iade talebi varmış kendisiyle ilgili, bunu bir kışkırtma olarak mı görüyorsunuz? Dündar hâlbuki akredite olmuştu' sorusunu yönelten gazeteciye, Merkel şu yanıtı verdi:

"Şimdi ben adli yardımlaşma ile ilgili söz konusu olan tek tek konuları ele almak istemiyorum. Gazeteci Dündar konusunda ihtilafların olduğu ortada. Kendisinin basın toplantısına katılmayacağına kendisi karar vermiştir. Yine yanlış anlaşılma olmasın diye şunu söylemek istiyorum. Burada herhangi bir şekilde iki sınıflı bir akreditasyon yoktur.

Çok sayıda gazeteci burada bulunuyor, bundan ötürü herkes tek tek soru soramıyor. Ama eşitlik açısından bu hak tanınmıştır. Bunu açıklamak istedim. Can Dündar’ın kendisi katılmama kararı vermiştir. Kendisiyle ilgili sayın cumhurbaşkanı ile farklı görüşlerin olduğunu teyit edebilirim."

Ardından söz alan Erdoğan ise, Can Dündar hakkında şu iddialarda bulundu:

"Türk yargısı tutuksuz yargılamak üzere serbest bırakmıştır. Bu karara gerek kalmadan bırakılması gerekeni de bırakmıştır, isim vermeyeceğim. Son söylediğiniz kişiye gelince; önce Can Dündar'ın bir ajan olduğunu, devletin sırlarını ifşa etme durumunda bir kişi olduğunu ve mahkeme tarafından 5 yıl 10 ay hapis cezasına mahkum edildiğini biliyorsunuzdur.

Aradaki bir boşluğu fırsat bilip kaçarak Almanya'ya gelmiştir, Türk yargısına göre bir mahkumdur ajandır, devletin sırlarını ifşa etmiştir. Hiçbir ülkede devletlerin sırları ifşa edilmez, suç teşkil eder. Bir diğer konu biz Almanya ile suçluların iadesi anlaşması yapmış bir ülkeyiz. İadesini istemek en doğal hakkımızdır. Böyle bir şey benim başıma gelse, ben veririm, hiç bakmam."

Can Dündar ise, attığı bir tweet ile Erdoğan'a yanıt verdi.

 

Erdoğan ve Merkel'in açıklamalarının ardından gazeteciler, iki ülke arasında sorun olan konularla ilgili sorular sordu.

O sorulardan birinde, Merkel'e Almanya'da yaşayan Gülen grubu üyeleri ve iadeleri ile ilgili nasıl bir yol izleneceği soruldu. 

Merkel ise yanıt olarak şunları söyledi:

"Ben şunu söyleyebilirim PKK Almanya’da yasaklanmıştır. Bütün aktiviteleri de yasaklanmıştır. Bugün ayrıntıları ele almadık. Ama daha önceki görüşmelerde ele almıştık. Gülen Hareketi konusundaTürkiye’nin tabii ki savlarını son derece ciddiye alıyoruz ama daha çok bilgiye ihtiyacımız var, nesnel bulguya ihtiyacımız var.

PKK ile aynı seviyede ele almamız için daha çok kanıta ihtiyacımız var. Almanya’da da aranan kişiler var. Henüz bazı vakalarda başarılı olamadık. Bazı insanların Almanya’da olup olmadığından da emin değiliz, araştırmalar devam ediyor."

Erdoğan ise aynı soruya şu yanıtı verdi:

"Aslında tabi burada daha önce de benim isimlerine varıncaya kadar binlerce PKK terör örgütü mensubu Almanya’da bulunuyor. Dağınık olarak bunların bulunduğu bir vaka. FETÖ’ye gelince, FETÖ’nün de yüzlerce mensubu buralarda bulunuyor. Ve burada gerek bizim istihbarat teşkilatımızın, gerek Alman istihbaratının müşterek çalışmalarıyla birbirimize olan özgüvenle nerede kimi yakalıyorsak bunu tabi teslim etmemiz işimizi kolaylaştıracaktır diye düşünüyorum.

Kaldı ki PKK’nın bir terör örgütü olduğunu kabul eden bir Almanya’nın bunu yapmaktan daha kolay bir şey olamaz. Aramızda suçluların iadesi anlaşması var. bu türleri yakalayıp teslim etmek ülkemizin huzuru mutluluğu için çok büyük önem ifade ediyor."

Ardından söz alan bir başka gazeteci ise, 14 aydır cezaevinde bulunan ve hakkında iddianame hazırlanmadığını iddia ettiği Enver Altaylı ile ilgili bir soru sordu:

"Sayın Erdoğan ile tutuklu olanlar üzerine konuştuğunuzda bunu nasıl gözümüzde canlandırabiliriz? Bunları ne zaman tahliye edeceksiniz diye mi soruyorsunuz? Türkiye’deki yargının bağımsızlığına yönelik şüpheler var. Siz ısrarla tahliye edin mi diyorsunuz?

Sonra sayın cumhurbaşkanına sormak istiyorum. Enver Altaylı Türkiye’de de tanınan bir insani 14 aydır iddianame olmadan tutuklu kendisi. Siz de dindar bir insansınız. Merhamet duygusundan hareket ederek, böyle bir insanın tahliye olması makul olmaz mıdır?"

Soruya ilk yanıtı ise Merkel verdi:

"Ben tabi aramızda nasıl konuştuğumuzu tek tek anlatacak değilim. Ama somut olarak ele alıyoruz tabi ki. Ve uzun da görüşmeler oluyor. Mesela sizin adını verdiğiniz kişi şu anda işimizi zorlaştıran vakalardan biri. Toplam 5 vaka var. Kesinlikle son derece somut olarak bu konuları ele aldığımıza güvenebilirsiniz."

Ardından da Erdoğan:

"Bir defa şunu kabul etmek lazım. Yani ne ben Almanya’nın hukuk sistemini veya mahkemelerini eleştirme hakkına sahibim, ne de sizler Türk yargı sistemini eleştirme hakkına sahipsiniz. Yargılar bağımsızdır. Verdikleri karara saygı duyulur. Kendi ülkemde bile beğenmediğim kararların verildiği zamanlar olmuştur, uymak zorunda kalmışımdır. Bunları hep yaşadık, yaşıyoruz.

Şu anda Türk yargı sisteminin Alman vatandaşları hakkında mesela tutuksuzluk kararı aldığı kişiler olmuştur ve serbest bırakmıştır. 

Enver Altaylı… Acaba ben sorsam Enver Altaylı’yı tanır mısınız diye… Geçmişinde bu kişinin neler olduğunu bilir misiniz diye. Türkiye’nin istihbarat sistemi içinde de dolaylı olarak  yer aldığını bilir misiniz diye sorsam acaba siz bilir misiniz? Bu istihbarat sisteminde ne gibi işlevler görmüş? Türk yargısı bu kişiyi acaba niçin tutuklamış? Onun için biz yargıya saygı duymak zorundayız."

Toplantının başında söz alan Merkel, "İnsanların tüm çıkarlarını koruduğumuzu, ayrımcılığa uğramadan burada barışçıl bir yaşam sürmeleri için elimizden geleni yaptığımızı söyledim. Elbette camilere yönelik saldırılar kabul edilemez. Camilere karşı saldırılara tavır almaktayız. Yabancı düşmanı saldırının 25’inci yıl dönümünde kendim de orada bulundum. Biz kesinlikle her türlü güvenlik önlemini alarak güven ortamını daha da sağlamlaştırmak istemekteyiz." diye konuştu.

Yarınki görüşmelerde göç konusunun da ele alınacağını ifade eden Merkel, "Almanya olarak istikrarlı bir Türkiye olsun istemekteyiz. Göç konusunu ele aldık. Türkiye olağanüstü yüksek bir performans sergilemektedir. Suriye’den gelen 3 milyon kadar mülteciye ev sahipliği yapmaktadır. İdlib konusunu ele aldık. Orada kırılgan bir durum var" yorumunu yaptı.

Erdoğan ise, AB ile Türkiye arasındaki vize serbestisi görüşmelerine atıfta bulundu ve ekledi:

"Vize serbestisi konusunda kalan 6 kriteri en kısa zamanda yerine getirmeyi planlıyoruz. Vize serbestisinin sağlanması ve gümrük birliğinin güncelleştirilmesi hem Türkiye’nin hem AB’nin faydasına olacaktır. Bu kritik sürecin belli çevrelerin kaprislerine maruz bırakılmadan iletilmesini diliyoruz. Almanya’nın vereceği desteğe de büyük önem veriyoruz.Türkiye, başta Suriye krizi olmak üzere bölgesel konularda ciddi sorumluluk üstleniyor."

 

Toplantıda, Merkel, Türkiye ile hukuk ve basın özgürlüğü konusunda fikir ayrılıkları bulunduğunun altını çizerken, Gülen hareketi konusunda da Erdoğan ile farklı düşündüğünü, "Türkiye'nin tutumunu biliyoruz ama Gülen hareketini PKK'yla bir tutmak için daha çok bilgiye ihtiyacımız var" sözleriyle ortaya koydu.

Bu arada gazeteci Elmas Topçu, Alman hükümetinin açıkladığı rakamlara göre, 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminden bu yana Almanya'ya İnterpol üzerinden 791 yakalama ve iade, 57 de yer tespiti talebi geldiğini duyurdu. 

Topçu, Türkiye kökenlilerin yoğun yaşadığı KRV eyaletine son beş yılda gelen dosya sayısının ise 93 olduğunu ifade etti.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar