Tem 24 2018

Ekonomi uzmanları: Piyasa daha kötüye gidebilir

Merkez Bankası'nın piyasa beklentilerinin aksine politika faizini sabit tuttu.

 Türk Lirası, ABD Doları ve Avro karşısında hızlı değer kaybetti. Borsada da sert düşüş yaşandı. Ekonomistler, kararın daha yüksek enflasyon riski getirdiği görüşünde. Uzmanlara göre piyasanın beklediği maliye politikası kararları çıkmazsa, daha kötüye gitme ihtimali var.

Turkish Bank Yönetim Kurulu Danışmanı Tuğrul Belli, Merkez Bankası'nın piyasanın beklentisinden daha ötede yavaşlama sinyali almış göründüğünü söyledi ve “Geçen para politikası metninde 'iç talep ılımlı seyretmektedir' derken bu kez yavaşlama sinyalleri artmaktadır diyor” ifadelerini kullandı.

Bu karar sonrası maliye politikasının dengelenme sürecine vereceği katkının çok daha fazla önem arz etmeye başladığını kaydeden Belli, devam etti:

"Bununla ilgili öncelikli kararlar alınması gerekiyor. Eğer piyasanın beklediği maliye politikası kararları çıkmaza daha da kötüye gitme ihtimal var."

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, ekonomist Mehmet Besimoğlu, ise şöyle dedi:

"Böyle bir beklenti yaratılıp bu yapılmazsa negatif reaksiyon ortaya çıkar. Bu demek ki göze alınmış. TL'nin sepete karşı değer kaybı yıllık %37. Bu şu an %40'a ulaştı, bunun çok ciddi enflasyonist etkisi var. Üretici fiyatlarında baskı azaltılmazsa tüketici fiyat endeksi ÜFE'yi yakalayacak, yani %20 riski ortaya çıkmış durumda."

Liberal Demokrat Parti (LDP) eski Genel Başkanı ve ekonomist Cem Toker de, ekonominin iyiye gitmeyeceğini Hazine ve Maliye Bakanı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın damadı Berat Albayrak üzerinden yaptığı bir paylaşımla savundu.

Schroders Gelişen Piyasalar Ekonomisti Craig Botham kararı 'hayal kırıklığı' olarak değerlendirdi. Botham "Piyasalar agresif bir hareket bekliyordu. MB'nin kredibilitesine dair endişeler arttı" ifadesini kullandı. Botham enflasyon kontrol altına alınmazsa Türk Lirası'nın yıl sonunda 5'li seviyeleri görebileceğini söyledi.

TL'nin Dolar karşısındaki kaybı yılbaşından bu yana ise yüzde 26. Ekonominin kur şoku nedeniyle krize girebileceği uyarıları yapılıyor. Peki kur şoku nedir? Neleri, nasıl etkiler? Dünyanın hiçbir yerinde malların ve hizmetlerin fiyatı bir günden diğerine değişmez. Bir fincan kahvenin fiyatı ya da aylık yatan maaşlarda günlük değişimler yaşanmaz. Ancak para piyasalarında işleyiş çok daha farklı. Para birimlerinin değeri her saniye değişiyor. Bir para biriminin değerindeki değişimler de şirketlerden tüketicilere kadar ekonominin tüm aktörlerini etkiliyor.

Para biriminin değerindeki ani ve yüksek frekanslı değişimler, 'kur şoku' olarak adlandırılıyor. Kur şoklarının enflasyondan faiz oranlarına, ithalat ve ihracattan istihdama kadar yayılabilen etkileri oluyor.

Makroekonomi teorisine göre kur şokunun ilk etkisi doğrudan ya da dolaylı yollarla enflasyonda görülüyor. Eğer Türk Lirası hızlı bir değer kaybı yaşarsa, ithal edilen tüm ürünlerin maliyeti ve dolayısıyla fiyatı artıyor. Bir diğer etki ise ihracatta gözleniyor. Para biriminde yaşanan hızlı değer kaybı, ihraç edilen ürünlerin uluslararası piyasalarda daha rekabetçi hale gelmesini sağlıyor. Kur şokunun dolaylı etkileri ise istihdam piyasasında gözleniyor. Ekonomide enflasyon ile işsizlik arasındaki ilişki, 'Philips eğrisi' adı verilen teoriyle açıklanıyor. Philips eğrisine göre, enflasyonda yaşanan düşüş, işsizlikte artış yaratıyor.

Ekonomide teori ve gerçekler her zaman örtüşmez. Ekonomi teorisinde genellikle değişkenlerin aynı kaldığı varsayılarak hareket edilir. Bu da gerçekte ekonomide yaşanan dinamiklerin zaman zaman göz ardı edilmesi anlamına gelebilir.

Kur şoku nedeniyle yükselen enflasyon, tüketicilerin alım gücünü etkiler ve ücretler enflasyonun artış hızı oranında yükselmezse tüketime olumsuz yansıyor ve azalan tüketim de şirketlerin işten çıkarma yoluyla maliyet kısmasına neden olabiliyor. Kur şokları bir ülke içerisindeki fiyatları iki yönden etkiliyor. Bir para birimi değer yitirdikçe, o ülke için ithalatın maliyeti yükseliyor. Her sektör için kur şokunun maliyeti değişebiliyor.

İkinci etki ise şirketlerin kâr marjlarına bağlı olarak yaşanıyor. İthal girdi ile üretilen ürünlerin maliyeti kur şoku nedeniyle yükseldiğinde söz konusu sektördeki rekabetin düzeyine göre şirketler maliyeti tüketiciye yansıtma derecesi konusunda karar vermek durumunda kalıyor.

Rekabetin yoğun olduğu sektörlerde şirketler kâr marjlarını düşürerek kur şokunu tüketiciye yansıtmama yoluna giderken, daha az rekabetçi alanlarda para birimindeki değer kaybının maliyeti tüketiciye daha fazla yansıtılabiliyor.

Aynı şekilde ithal girdi mallarının oranının fazla olduğu sektörlerde de kur şoku fiyatlara daha fazla yansıyor.