May 23 2018

'Merkez Bankası kıpırdayamıyor çünkü Beştepe'den yönetiliyor'

Merkez Bankası (MB) Türk Lirası'nın aşırı değer kaybetmesi ve döviz kurunun hızla yükselmesi karşısında gerekli önlemleri almamakla -faizleri artırmamakla ve siyasi iradenin etkisi altında kalmakla- eleştirilmeye devam ediyor.

Cumhuriyet Gazetesi köşe yazarı Çiğdem Toker, MB'nin ne faiz politikalarının da ne enflasyon tahminlerinin yerinde olduğu tespitini yaptıktan sonra, bu durumun gerekçesi olarak tek bir noktayı işaret ediyor:

"Peki, dışardan umursamazlık gibi görünen bu tepkisizlik hali nedir?
Yaşanacak tahribatın derinleşeceği, yayılacağı biline biline Merkez Bankası’nın kıpırtısız kalışının izahı artık açık: Banka’nın Beştepe’den yönetilmesi. Geçen hafta Merkez Bankası Başkanı’nı AKP bayrağı altında gösteren fotoğraf bir süredir “de facto” konuşulan bu olguyu, resmi olarak da belgeliyordu."

MB'nin web sitesinin girişinde, 16 Mayıs tarihli "Piyasalarda gözlenen sağlıksız fiyat oluşumları yakından takip edilmektedir.Gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki etkileri de dikkate alınarak gerekli adımlar atılacaktır" ibaresinin üzerinden geçen bir haftada doların rekor üstüne rekor kırdığına değinen Toker, 2018 yılı yüzde 8.4'lük enflasyon tahmininin de mümkün olmadığına değiniyor.

MB'nin, TL'deki aşır değer kaybı karşısında sessiz kalması ve enflasyon tahminini güncellememesinin sebeplerini irdeleyen Toker, "Bu seyretme halini 'korku'dan başka gerekçeyle izah etmek zorlaşıyor" yorumunu yapıyor.

Toker, tespitlerini şöyle sürdürüyor:

"Banka bağımsızlığı, eğer koşulları varsa, gerektiğinde faiz artırımına gitmekten kaçınmamayı daha doğru anlatımla “korkmamayı” gerektiriyor. Fakat bugün gelinen noktada, faiz artırımından başka rasyonel seçeneği görünmeyen Merkez Bankası, bu zorunlu adımı atamıyor. 

Korku dediğiniz çeşit çeşit. Kaybedileceklerin ağırlığına ve atfedilen öneme göre iktidarın ayrı, bürokrasinin ayrı, kurumların ayrı, kişilerin ayrı korkuları var.

Olası faiz artırımının, mali piyasalara yansımaması imkânsız. Kredi faizlerinde artış ise reel sektör, sanayi üretimi üzerinde baskı demek. Üretimin yavaşlamasının, başta istihdam olmak üzere olası sonuçları ise bilen biliyor. 

Hasılı, AKP ve Beştepe zaviyesinden bakıldığında seçim ortamında, faiz artırımının istenmemesini, dahası garip garip teoriler dillendirilmesini anlamak bir parça kolaylaşıyor. 
Tabii bu bizler için geçerli. Memleket dertlerine kafa yoranlar için yani. 
Yoksa toplumun azımsanmayacak kesimi, TL’deki değer kaybının dış güçlerin oyunu olduğuna inanmaya hazır. (Medya neden devşirildi, satın alındı) Bütün mesele ise bu sürecin daha ne kadar götürülebileceği."

Toker, siyasi iradenin seçimi kaybetme korkusu yüzünden Merkez Bankası'na gerekli adımları attırmadığını, bunun da ülkeye zarar verdiğini kaydediyor.

Durumu, "yaralı hastayı ameliyata almak yerine pansuman yapıp eve göndermeye" benzeten Toker, "Bu nedenle Merkez Bankası’nın 7 Haziran’daki Para Politikası Kurulu toplantısı öncesinde karar alıp almayacağı konusu giderek yaşamsal hale geldi. Bu yaşamsal önem de neredeyse saat başı artıyor" uyarısında bulunuyor.