Muratoğlu: Merkez Bankası’nın rezervleri nasıl bu kadar çok eksiye girdi?

Ekonomik kriz içerisinde olan Türkiye’de Merkez Bankası’nın rezervleri eriyor. Merkez Bankası’nın rezervlerinin eksi 27 milyar dolar seviyesine düşmesini köşesine taşıyan Sözü yazarı Murat Muratoğlu, “Peki, bu rezerv nasıl bu kadar çok eksiye girdi?” diye soruyor.

Muratoğlu, Merkez Bankası’nın rezervlerinin eksiye düşmesini şöyle açıklıyor:

“Şöyle düşünelim: Cebimizde 300 liramız var. Kredi kartına da 3000 lira borçluyuz. ‘Kaç lira paran var?’ diye sorana 300 lira dersiniz… Zira o 300 lirayı kredi kartına ödeseniz bile 2700 lira eksi bakiyedesiniz. Bu basit hesabı ülkenin koca Merkez Bankası için uygulayalım. Mayıs sonu itibarıyla net uluslararası rezerv 28 milyar dolar… Bu cebimizdeki para… Bir de swap denilen emanet para var. Katar'dan, Çin'den Türk Lirası karşılığı değiştirilip rezervlere konulanlar… Bankalardan toplananlar… Net rezervimiz 28 milyar dolar seviyesindeyken, emanet 55 milyar doları düşersek Merkez Bankası'nın rezervi 27 milyar dolar eksi… Anlamı hiç rezervimizin olmaması için 27 milyar dolar bulmamız gerekli…”

“Peki, bu rezerv nasıl bu kadar çok eksiye girdi?” diye soran Muratoğlu, “Masadan kalkmayı bilmeyen kaybeden kumarbaz gibi… Dolar yükselmesin diye kendine ait olmayan rezerv stokuna girip piyasaya müdahaleye devam etti. Doların yükselişi hafifledi, ‘Ekonomi iyi’ dedi! İşte budur ustalık eseri” ifadelerini kullanıyor.

Yabancı paraya ciddi anlamda ihtiyaç olduğunu söyleyen Muratoğlu, “Merkez Bankası'nın politika faizi yüzde 8.25'te… Bankaların mevduat faizi daha da gerilerde… Oysa enflasyonun yüzde 12.62 olduğu düşünülürse… Bankada mevduatta yatan lira zarar yazıyor getiride…

Yüksek miktarda borcun varken hem dövizi hem faizi aynı anda kontrol edemezsin diye defalarca söyledik ama kime? Merkez Bankası kaç mevsim daha dayanabilir sizce?” diyor.

Muratoğlu şöyle devam ediyor:

“‘Faiz indi, döviz kuru fazla kıpırdamadı’ dedikleri manzara bu! Fazla kıpraşmaması için yabancılara yasak getirdiler… Binlerce ithal ürüne ek gümrük vergisi koydular. Döviz alımına yüzde 1 vergi bindirdiler. Sözleşmelerde dövizi kaldırdılar. İhracat bedellerini Türk Lirası'na çevirme şartı dayattılar. Bankalara ‘aktif rasyo’ formülünü empoze edip dövizden kaçınmalarını sağladılar. Yap-işlet-devret projelerinin ödemelerinin ve Hazine garantili kredilerin sayılmadığı bir bilançodan söz ediyoruz. Hepsi döviz borcu… Yol bitti, artık bundan sonrasını yaya olarak devam edeceğiz. Şu anda hissedilmemesi için krediler vasıtasıyla piyasayı paraya boğuyorlar ama… Tatlı tatlı yemenin acı deneyimi olacak. Bu acı dolar, faiz, enflasyon artışı olarak hepimize yansıyacak. Maalesef kaçınılmaz, sen zevk almaya bak! 

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz