Eyl 10 2019

Prof. Alkin: Bu hafta gündem yoğun...

Hafta sonu ekonomi kurmayları ve önde gelen ekonomistlerle bir araya geldik. Merkez Bankası'nın faiz kararından önce bir araya gelerek görüş alışverişi yapmak faydalı oldu diyebilirim.

Pazardan beri ısrarla bu konuda arayanlar olduğu toplantıda ele alınan konularla ilgili herkese bilgi vermek istedim. İlk sözü ben aldım ve genel olarak yatırımcıların bakış açıları, yeni büyüme modelin sac ayakları ve nihayetinde yapısal reformların önemi hakkında bazı önermelerde bulundum.

Sonra da çok kıymetli uzmanlar ve ekonomistler söz aldılar ve aşağıdaki konular üzerinde nokta atışı tespitlerde bulundular. 

- Cari açıktaki düzelmenin yapısal hale getirilmesi
- Kur ataklarının savuşturulması için yapılması gerekenler
- Merkez Bankasının Rezervleri hakkındaki tartışmaların sonlandırılması
- Hazinenin döviz ve TL olarak borçlanma stratejisi 
- Doğru iletişim ve güvenin tesisi
- Bankalardaki sorunlu krediler
- Enerji anlaşmalarının durumu

Tüm bu konulara en yetkili ağızdan cevap verildi. Elimdeki notlara bakınca, önümüzdeki dönemde vergilerde rasyonel bir düzenleme geleceğinin, yıl sonu büyüme hızının pozitif şekilde tamamlanacağının ifade edildiğini görüyorum.

Toplantıya katılanlar, ilk ağızdan istihdam ve para politikaları çerçevesinde beklentileri, uygulamaları ve muhtemel sonuçları dinlerken, enflasyona en çok katkı veren tarım ürünleriyle alakalı atılan adımlar olduğunu da not ettiler. 

Son derece samimi bir havada geçen toplantıda, ücret artışları konusunda rasyonel adımlar atıldığını, "teyakkuzun tedbirden ilerde gittiğini", bütçe disiplininden taviz verilmeyeceğini, bütçe açığı/milli gelir oranında yüzde 3’ün kırmızı çizgi olduğunu ve bu sebeple 2020’nin her şekilde bu yıldan daha iyi geçeceğini ifade edildi.

Elbette, bu sözleri daha önce hepimiz duyduk. Ekonomi kurmaylarının bu sözlere inancı olduğunu görmek önemliydi tabii. 

Değerli bir ekonomistin sorusu üzerine ayrıca TL olarak değişken faizli borçlanmanın önünü açacak politikaların devam edeceği, özel sektörün ucuz finansmana kavuşması için büyük çaba sarf edildiği söylendi.

Elbette, yedek akçe konusuna da değinildi. “Bu ülkenin bilançosunda bulunan bir rakamı kullanmamak ihanettir”. Bu cümle Ankara'nın bu konudaki bakış açısını net olarak yansıtıyor diyebilirim.

Bir başka cümle de şuydu: “Daha az konuşan ama daha çok iş yapan bir ekonomi yönetimi var”.

Gerçekçi olmak gerekirse, siyasi polemiklerden uzak duran bir Ekonomi Yönetimi var. Bu doğru. Ancak, söylediği sözlerin ekonomik sonuçları olan görevliler de var.

Onlar suni gündem yarattıkça işler zorlaşıyor. Dolayısıyla herkesin kendi işiyle meşgul olduğu bir süreç yaşarsak, ekonomi kurmaylarına da nefes aldıracak ortam oluşabilir diye düşünüyorum.


Bu yazı Prof. Emre Alkin'in kişisel blogundan alınmıştır.