Kas 08 2019

'Manafort'a lobicilik’le suçlanan Çavuşoğlu’nun ismi, ilk olarak Mayıs 2018’te sızmış

ABD Başkanı Donald Trump’ın şu an hapiste olan eski kampanya direktörü Paul Manafort'un Ukrayna’daki lobicilik faaliyetlerine ilişkin sızan emailler sonrası Manafort’la ilişkilendirilen isimler tekrar gündemde. 

Mueller soruşturmasının bir uzantısı olarak açılan dava kapsamında yargılanan Paul Manafort şu anda vergi dolandırıcılığı suçundan ve Ukrayna adına lobi faaliyetinde bulunduğunu ilgili makamlara bildirmediği gerekçesiyle hapiste. 

Sızdırılan e-mail yazışmalarına göre, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde (AKPM) Başkanı olarak görev yaptığı dönemde Ukrayna hükümeti adına para karşılığında lobi faaliyetinde bulunduğu öne sürülüyor.

Politico’da Mayıs 2018’de yayımlanan bir haberde Çavuşoğlu’nun ismine işaret edildiği ortaya çıktı.

Trump’ın seçim kampanyası ekibinin Rusya bağlantılarını ve Rusya’nın ABD’de 2016 başkanlık seçimine müdahale ettiği iddialarını soruşturan özel yetkili savcı Robert Mueller’in, o dönem Manafort’un lobicilik listesinin, mahkemede ifade vermesi beklenmeyen ancak belgelerde veya diğer tanıkların ifadesinde yer alabilecek birçok kişiyi içerdiğini söylediği dikkat çekiyor.

Mueller’in hazırladığı iddianameye göre Manafort “Hapsburg Grubu” adlı bir grupla çalışmış ve lobicilerden oluşan bu gruba iki milyon Euro’dan fazla para ödemişti. 

Söz konusu iddianamede Ukraynalı siyasetçi Lovoçkin’in adı geçmiyordu. Ancak sızdırılan email yazışmaları, bu lobicilere ödenen paranın kaynağının Ukraynalı milletvekili Lovoçkin olduğunu ortaya çıkardı.

Poitico’nun 9 Mayıs 2018 tarihli haberinde listedeki birçok kişinin, Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç ve partisinin veya Ukrayna'daki ilgili siyasi grupların çıkarlarını desteklemek amacıyla düzenlenen Manafort kampanyalarında çalışan hukuk, lobicilik veya halkla ilişkiler firmalarıyla bağlantılı olduğuna dikkat çekiliyor.

Haberde, “Listedeki isimlerin hiçbiri şoke edici değil ancak bir kısmı Mueller soruşturmasının açığa çıkmamış yönlerine işaret ediyor” denirken Mevlüt Çavuşoğlu ismi için ayrı bir parantez açılıyor. 

Sızan maillerde lobiciler arasında şu anda Türkiye’nin Dışişleri Bakanı olan ve o dönem Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) başkanı olan Mevlüt Çavuşoğlu da yer alıyor. 

Manafort ile çalışan “Hapsburg” adlı grubun üyeleri de eski Polonya Cumhurbaşkanı Aleksander Kwasniewski, eski Avusturya Başbakanı Alfred Gusenbauer ve eski İtalya Başbakanı Romano Prodi’ydi.

Politico da, o dönem bu detaya dikkat çekerken, “Çavuşoğlu’nun da bu isimlerle birlikte soruşturmadaki soru listesinde göründüğüne” vurgu yapıyor.

E-mail yazışmalarına göre, Hapsburg Grubu’nun üç üyesi ve Mevlüt Çavuşoğlu Lovoçkin’inden para alıyordu. 2013 ortalarına gelindiğinde ödemelerde gecikmeler yaşanıyordu. Hapsburg Grubu’na 2013 yılının ikinci yarısı için 700 bin Euro borçlanılmıştı. Lovoçkin’e gönderilen bir e-mailde de Çavuşoğlu’na 230 bin Euro’luk bir ödemenin yapılması gerektiği belirtiliyordu.

Politico haberinde, Çavuşoğlu’nun daha önce Manafort davasıyla bağlantılı olmadığı ancak 2010'dan 2012'ye kadar Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi başkanı olarak görev yaptığı sırada Manafort'un Yanukoviç’in çıkarlarını teşvik etmek amacıyla eski Avrupalı yetkililere destek vermeye başladığı kaydediliyor. 

Çavuşoğlu’nun 2012 yılında Ukrayna'da seçim gözlemcisi olarak görev yaptığı hatırlatılan haberde, lobicilik listesindeki isimler için “Manafort’un bir yabancı ajan olarak para aklama ve adaleti engelleme suçlamasıyla ilgili olarak ifade vermesi muhtemel tanıklar” yorumu yapılıyor. 

Mevlüt Çavuşoğlu, sızan e-maillerde Manafort’un lobicisi olduğu ve Ukrayna hükümeti adına para karşılığı lobi hizmeti yaptığı iddialarına ilişkin sessizliğini bozmuştu.

AA’ya yazılı açıklama yapan Çavuşoğlu, Organize Suç ve Yolsuzlukları Bildirme Projesi” (OCCRP) adlı kuruluşun, sızdırılan e-postalara dayandırdığı haberdeki iddialar için, “Son günlerde kamuoyunun gündemine getirilmeye çalışılan ve George Soros adlı şahsın sponsoru olduğu bir kuruluşun yayınladığı rapordaki iddiaların gerçekle uzaktan yakından hiçbir ilgisi bulunmamaktadır” iddiasını öne sürdü.