'Milli Elektronik Kelepçe', milli egemenliktir...

Müjde, bayramda geldi. 

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, “Millileştirilen elektronik kelepçeler eylül ayından itibaren test amaçlı olarak Adalet Bakanlığı’na teslim edilmeye başlanacak” dedi.

Millileştirmenin anlamı sanki biraz daha farklı bir şeydi ama neyse... Konumuz o değil.

Denetimli serbestlik uygulamaları kapsamında Türkiye’de elektronik kelepçe kullanıldığını belirten Bakan Mustafa Varank, önceki süreçlerde bunların bir İsrail firmasından ithal edildiğini söyledi.

Denetimli serbestlikte, cezanızı hapishane binasında değil de evinizde tamamlıyorsunuz. Yani halen mahkûmsunuz. Bileğinize takılan elektronik kelepçeyle denetleniyorsunuz. 

Evinizde bileğinize takılan elektronik kelepçe hapishanedeki gardiyana karşılık gelir.

Milli olmayan, yabancı bir firmanın ürettiği bir elektronik kelepçe ile denetleniyorsanız, mahkûmiyetinizi yabancı bir ülkenin gardiyanı gözetiminde tamamlıyorsunuz demektir. Bu durum egemenlik haklarıyla bağdaşmaz.

Ancak savaşta düşman topraklarında esir düşmüşseniz, esir kampına kapatılmışsanız veya ülkeniz işgal altındaysa yabancı bir ülkenin gardiyanı tarafından denetlenirsiniz. Zaten böyle bir durumda egemenlikten söz edilmez.

Bu sebeplerden dolayı elektronik kelepçenin egemenlik haklarımıza ilgili bir mesele olduğunu düşünüyorum. Belki de Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesinden bile daha çok. Netice olarak Ayasofya müze de olsa cami de olsa bizim kendi kararımızdır. Yeter ki Ayasofya'nın gişesinde yabancı bir firma bilet kesiyor olmasın

Tarımın anavatanı Anadolu’ya tarım ürünlerinin ithalatında bir sakınca görmüyorsak, anavatanı Anadolu olmayan elektronik kelepçenin ithalindeki sakınca görüyorsak egemenlik hakkımızdan başka ne olabilir ki?

İşte Bakan Mustafa Varank’ın elektronik kelepçe müjdesi verirken yüzündeki mutlu ve mütebessim ifadeyi ancak böyle açıklayabiliyorum.

Mustafa Varank açıklamasında ayrıca “Artık kimseye ihtiyaç duymadan bu ürünü kullanabileceğiz, kendi ihtiyacımızı görecek şekilde…” dedi

Kimseye niye muhtaç olalım? Paramızı verip alıyoruz. Soğanından mercimeğine, S-400’ünden helikopter motoruna kadar yüzbinlerce ürüne parasını verip aldığımızda muhtaç mı oluyoruz? 

Yine Bakan Varank, projeyle toplamda 20 milyon liralık ithalatın önüne geçileceğinden bahsetti. Bütçesi 7 milyara ulaşan cezaevleri için kayda değer bir yekûn değil.

Yok, eğer konunun milli egemenlikle alakası yoksa ben Bakan Mustafa Varank’ın bayram bayram bir elinde prototipi diğer elinde denetleme aparatı, basının karşısına çıkıp verdiği Milli Elektronik Kelepçe müjdesini, o andaki mutlu yüz ifadesi ve heyecanını… anlayamamışım demektir. 

Hepimizin cebinde veya bileğinde elektronik kelepçe zaten var. Cep telefonumuzu veya akıllı saatimizi bileğimize çıkmayacak şekilde monte ettiğimizde, elektronik kelepçe olur. Elektronik kelepçeden beklenilen her şeyi yapabildiği gibi fazlasını da yapar. Ayrıca Alibaba.com sitesinden üç beş dolardan başlayıp, bir kaç yüz dolara kadar dilediğiniz tip ve miktarda elektronik kelepçe siparişi verebilirsiniz.

***
Bu tür haberlerin sonunda   "Yurt dışından bu ürüne dönük talepler var.”, “ihracat potansiyeli var” veya “Dünya kapımızda sıra olacak” gibi ifadeleri mutlaka ararım. Hemen hemen her zaman da bulurum.

Atak Helikopterlerinde bu coşkuyu ziyadesiyle yaşamıştık. Bu haberde de benzer ifadeleri görmek insanı mutlu ediyor. Pastanın üzerindeki kiraz şekerlemesi tadında.

***
Hep söylerim, ‘millî’nin gönül telini titreten farklı bir tınısı vardır, diye. Kendi Kendinize ‘milli’ deyin siz de hissedersiniz. Terlik mesela… Bildiğimiz terlik. Ama kendi kendinize “milli terlik” diyin… Bir daha diyin… Nasıl ama? Artık bahsettiğimiz, terlik değildir. Başka bir şeydir.  

Pazar poşeti mesela… “Milli pazar poşeti” deyin… Ben artık onu patates taşıyarak örseleyemem. Bir güzel katlar cebime koyarım, patatesleri pazardan eve kucağımda taşırım. 

Bu yüzden Milli Elektronik Kelepçenin, elektronik kelepçe değil de “Milli Elektronik Kelepçe” diye adlandırılması bu açıdan da isabetlidir.
***
Memleketimden İnsan Manzaraları’nda mahkûm Halil bileklerinden kelepçeli elleriyle kitap okurken kelepçesi gelir aklına…“Seni pulluk yapacağız kelepçemin demiri” der.
 
Bugün olsa mahkûm Halil, Bakan Varank’ın müjdelediği çoğunlukla plastikten yapılmış yerli ve milli kelepçesine bakarak… “Seni poşet yapacağız kelepçemin plastiği…” der miydi bilemeyiz.

Ama bugün olsa, muhtemelen mahkûm Halil’in bileğinde yine kelepçe olurdu. 

Bu sefer 'Milli Elektronik Kelepçe'.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.