Türk istihbaratı siyasal islamın hizmetinde

Resmi haber ajansları Türkiye’nin Milli İstihbarat Teşkilatı’nın başı Hakan Fidan’ı, Türkiye’deki 15 Temmuz 2016 darbe girişimine yönelik karşı saldırıyı tasarlayan adam olarak resmediyorlar.

Darbe girişiminden sonra Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, “biz onlarla ölümüne savaşırız, ama sizin de sokağa inip orada halkın arasında kalmanız gerekir” diyerek, onu Türk halkına hitap etmesi için yönlendiren isim Fidan.

Erdoğan Fidan’ın tavsiyesine uydu ve günlerce “halkın arasında” kalarak, gece gündüz ateşli konuşmalar yapmak dışında, hiç bir şey yapmadı. Ta ki derin devlet normal siyasal yaşamına dönmesine izin verene dek.

Herkesin dikkati Erdoğan’ın, bazen delilik sınırlarında dolaşan konuşmaları ve tehditlerine odaklanmışken, Fidan Kemal Atatürk’ten bu yana Türkiye’de yaşanan en büyük siyasi tasfiyeyi yürütüyordu. Ancak bu bir Fidan darbesinden değil, “darbeye direnişten” bahsediliyordu.

Fidan bir kaç gün içinde 100 binden fazla devlet görevlisini işten çıkardı, aralarında hakimlerin, subayların, gazetecilerin ve üniversite profesörlerinin bulunduğu binlercesini tutuklattı. Anlaşıldığı kadarıyla kara liste çoktan hazırlanmıştı ve Fidan ve teşkilatı insanları almak için fırsat kolluyorlardı.

Fidan’ın hayatı gizemler ve çelişkili bilgilerle dolu. Ancak bir olay çok net bir şekilde biliniyor. 2015 yılında, darbe girişiminden aylar önce, Fidan aniden MİT müsteşarlığından istifa etmiş ve Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi’nden milletvekili adayı olmaya çalışmıştı. Erdoğan bu hamleye çok bozulmuştu.

Bir aydan daha kısa bir süre zarfında Fidan istifasını geri çekti ve eski işine geri döndü. İç ve dış istihbarat birimlerini, kendi başkanlığında, tek bir merkezi çatı altında birleştirdi.

Fidan’ın bu hamleleri güvenlik bürokrasindeki ve ordudaki bir çok ismi kızdırdı. Fidan, giriştiği tasfiye kampanyasında bu isimlerden kurtulacaktı, elbette.

Bu arkaplan düşünüldüğünde, Fidan’ın Türkiye’deki en güçlü adam olduğu söylenebilir. Gölge padişah o.

Kamuoyu önüne nadiren ve hesaplayarak çıkıyor. Sadece yüzeyde olup bitenleri veren uydu kanalları dahi onu göstermiyor.

Geçmişi hakkında tek bilinen Türk ve Amerikan Üniversitelerinden mezun olduğu, bir dizi uluslararası örgütte çalıştıktan sonra, Emre Taner’in müsteşarlığı döneminde, MİT’e müsteşar yardımcısı olarak atandığı.

Taner 2010 yılında Gazze açıklarında yaşanan ve dokuz aktvistin öldürüldüğü Mavi Marmara felaketinin ardından emekli olduktan sonra, Fidan 42 yaşında MİT’in dümenine geçerek, teşkilat tarihindeki en genç müsteşar oldu.

Fidan, geçtiğimiz iki yıl içinde, Türkiye’de paralel devlet adı verilen yapılanmanın (ki bundan kasıt, elbette, Fetullah Gülen hareketinin takipçileri) temizlenmesinde rol oynadı.

Gülen ve onun dini hareketi, Türkiyeli yetkililer tarafından, Türkiye’nin istikrarını bozmak için girişilen çok sayıda çabanın ardında olmakla suçlanıyorlar ki, 2016’daki darbe girişimi de bunların sonuncusu.

Türkiye tarihinde Fidan ismi askeri istihbarat ile siyasi islam arasındaki ittifakı sembolize ediyor. Başka bir deyişle, yaygın kanaatin aksine, Türk devletinin dümeninde hep ordu olmuştur, Osmanlı İmparatorluğu'nda da, Atatürk döneminde de bu böyleydi, Erdoğan döneminde de öyle olmaya devam ediyor.

Paketin üzerindeki etiket değişebilir, ama içindeki ürün hep aynıdır.

Kim bilir belki de, Mısır’ın eski Başkanı Muhammad Mursi, Mareşal Abdül Fettah Sisi’yi Mısır Silahlı Kuvvetleri’nin başına getirerek askeri istihbarat ile siyasal islam arasındaki can alıcı ittifakı kutsamak ve böylece Türkiye’nin deneyimini Mısır’da da tekrarlamak istemiş olabilir. Sisi Mısır Askeri İstihbaratının başıydı ve rejiminin son anlarına dek ona güveni tamdı.

Daha da ilginç olan, Türkiye deneyimini, elbette ufak tefek değişikliklerle, başka yerlerde de tekrarlamaya çalışan çabaların da olduğu düşüncesi.