Şub 20 2018

'Gazetecilere verilen müebbet, cemaate arka çıkan hükümet üyelerine de verilmeli'

Geçtiğimiz Cuma günü, gazeteci yazarlar Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak'ın da aralarında bulunduğu altı kişiye ağırlaştırılmış müebbet cezası verildi. 

Ancak kararın politik olduğu konusunda itirazlar yükselmeye devam ediyor.

Yeniçağ Gazetesi köşe yazarı Arslan Tekin de, geçmişteki Ergenekon yargılamalarında benzer kararlar alındığını hatırlatıyor ve o kararlara imza atan hakim ve savcıların bugün cezaevinde olduğuna dikkat çekiyor. 

5 Ağustos 2013'teki Ergenekon davasının karar duruşmasında verilen müebbet hapis cezalarına, salondan gelen tepkilere değinen Tekin, "Kamuoyunca bilinen birçok isim müebbet aldı, kimi çifte müebbet. Cezayı veren hâkim ve savcılar şimdi "Fetullahçılıktan" içerideler" yorumunu yapıyor.

15 Temmuz darbe girişimi gibi bir tehdidi Türkiye'nin yaşamadığını savunan Tekin, buna karşın gazetecileri darbecilikle itham edip, müebbet hapis cezalarına çarptırılmasını eleştiriyor ve ekliyor:

"Anayasa Mahkemesi, Türkiye'nin şu şartlarında, korku dağları beklerken, bütün cesaretini toplayarak, belki belli başlı ülkelerde benzer durumları, AİHM kararlarını didik didik edip Şahin Alpay, Mehmet Altan ve Turhan Günay için bir karara varıyor:

"... suça konu yazıların yayımlandığı ve konuşmaların yapıldığı dönemde, kamuoyunun bir kesiminin dile getirdiklerine benzer görüşleri başvurucunun yazılarında ve konuşmalarında ifade etmesi nedeniyle hakkında tutuklama tedbirine başvurularak ifade ve basın özgürlüklerine müdahale edilmesinin hangi 'zorlayıcı toplumsal ihtiyaç'tan kaynaklandığı ve demokratik toplum düzeninde neden gerekli olduğu somut olayın özelliklerinden ve tutuklama kararının gerekçelerinden anlaşılamamaktadır."

Mehmet Altan'la beraber ağabeyi Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak'a ağırlaştırılmış müebbet cezası veriliyor. Bu isimlerin "Ergenekon", "Balyoz" gibi davalarda takındıkları tavır ve yazılarından dolayı yatacak yerleri yok ama, bunlara "Fethullahçılığı" yapıştırıp örgüte müzahir göstermek aklı zorluyor. Söz konusu gazeteciler, Ak Parti, Cemaat'e ne kadar yakınsa ancak o kadar yakındılar, diyebiliriz."

Altanlar ve Ilıcak kararı ile, cemaat gazetelerinde ve televizyonlarında yazıp çizen, konuşan diğer tutuklu gazetecileri de benzer bir yargı kararının beklediğine işaret eden Tekin, "İçerideki diğer gazetecilerin de cezaları böylece belli oldu... Şahin Alpay, Ali Bulaç, Ahmet Turan Alkan, Mümtaz'er Türköne, Ünal Tanık... Kendinizi ruhen hazırlayın... Müebbetliksiniz!" diye yazıyor.

Tekin yazısını şöyle sürdürüyor:

"Yukarıda "Ergenekon" davasında verilen cezalar için "Öyle cezalar yağdı ki, insanın havsalası almıyor." demiştim... Bu cezaları da insanın havsalası almıyor.

Gazetecilere verilen cezaların aynısı aynı dönemde Cemaat'e arka çıkan hükûmet edenlere de verilmesi gerekmez mi? Anayasa Mahkemesi'nin kararı bunu gösteriyor:

"Suça konu yazıların yayımlandığı ve konuşmaların yapıldığı dönemde, kamuoyunun bir kesiminin dile getirdiklerine benzer görüşler..."

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/dinmeyen-muebbet-yagmuru-46337yy.htm