Ara 25 2017

'Hakikiler içeride meydan çakma muhaliflere kaldı'


Türkiye medyasında 15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL’le birlikte gerçek ve doğru bilgiye ulaşmak neredeyse imkânsızlaştı.

İktidar medyası, gazete ve televizyonları parsellerken, merkez medya üç maymunu oynuyor. Çok az sayıdaki muhalif medyanın sesi ise güçlü çıkamıyor bu ortamda.

Zaman zaman da George Orwell’ın 1984 kitabına atıf yapılıyor bugünkü Türkiye’den örnekler verilirken. Totaliter ve baskıcı bir iktidarın kontrolünde olan, sınıflara ayrılmış bir toplumun anlatıldığı romandaki halkın, iktidarın tek eline geçmiş medya ile aslında gerçekten olanlardan farklı durumlara inandırıldığı hatırlatılıyor. 

Medya ombudsmanlarından Ragıp Duran da, “Diktatörlük öyle bir siyasi/kültürel ortam kurar ki, muhalefetin başı ezilirken, bir takım çakma muhalifler çıkar sahneye” diyor Artı Gerçek’teki yazısında.

Türk medya manzarasını doğru okuyabilmenin yolunun, mülkiyet haritasına bakmaktan geçtiğini söylüyor Duran ve gazete yöneticilerinin mesleki kariyerleri ve son 5 yıl ya da 10 yıl içindeki gelirlerini denetlemek gerektiği görüşünü dile getiriyor ve ekliyor:

“Aslında bu önerdiklerim, öyle zorba rejimlerin polisiye yöntemlerle yapacağı bir denetleme yöntemi değil. Çünkü demokratik ülkelerde, hukuk devletlerinde, şeffaf yönetimlerde zaten yapılıyor bu işlemler.”

Türk egemen medyasının yüzde 90'ına yakın kısmı doğrudan ya da dolaylı olarak iktidara bağımlı bugün. Yandaş medya, havuz medyası ve tetikçi medya... gibi çeşitli sıfatlarla anılıyor bu küme. Duran, medya şeffaflığı için önerdiği denetlemelerin ve incelemelerin, bu küme için artık değmeyeceği görüşünde.

“Bir body guard'ın koskoca bir medya holdinginin sahibi olarak sahneye çıkması bile başlı başına neyin ne olduğunu gösteriyor” diyor.

Sonra, böyle bir medya ortamında ciddi bir şekilde gazetecilik/habercilik yapmanın zaten mümkün olmadığından dem vuruyor. Bugün birçok muhalif gazeteci, yaptıkları haberler nedeniyle ya hapisteler ya da haklarında soruşturma açılmış durumda. Cumhuriyet’in internet sitesinin yayın yönetmeni Oğuz Güven, sadece 55 saniye paylaşımda kalan ''Biçti'' sözcüğünün geçtiği başlık nedeniyle hapis yattı.

“Fikriyatı, ciddiyeti yasaklayan bu ortam, kaçınılmaz olarak kimi çapsız şahsiyet ve kalemlere de sahneye çıkma fırsatı vermiş durumda” diyor Ragıp Duran, isim vermiyor ama ortak özelliklerini sıralıyor.

Yazılarının çok okunduğunu, kitaplarının çok sattığını, yani pazarlamacı yanlarının güçlü olduğunu söylüyor. Sosyal medyanın gücünün bu isimlerin maskelerinin ardında gizlediklerini ortaya çıkardığını belirten Duran, “Esas olarak muhaliflere çatıyor. Kendisi sadece çakma!” diyor. İktidarı rahatsız eden bir şey yazmadıkları için iktidar ve sözcülerinin kınama ve eleştirilerine de muhatap olmadıklarını hatırlatıyor ve şöyle noktalıyor gelinen noktayı:

“Hakiki gazeteciler, gerçek muhalefetin liderleri hapiste olunca, meydan bunlara kaldı. İktidardan çektiklerimiz yetmiyormuş gibi bir de bu sahte muhaliflerle uğraşmak zorunda kalıyoruz.”

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz