E Lemon
Mar 20 2018

İnterpol yurtdışındaki muhalifleri izlemek için kötüye kullanılıyor

Çin'in Sincan eyaletinden bir etnik Uygur aktivisti olan Dolkun İsa, Uygurların haklarına verdiği destek nedeniyle devlet zulmünden kaçmak için 1990'larda vatanını terk etti. Şu sıralar, Almanya merkezli Dünya Uygur Kongresi'ne başkanlık ediyor. Ancak Avrupa'ya sığınmış olması, onu Çin'in hedefi olmaktan kurtaramadı.

Çin, dünya polis işbirliği örgütü Interpol aracılığıyla, İsa'nın “terörizm” suçundan tutuklamasını talep eden “Kırmızı Bülten” çıkardı. Sonuç olarak, İsa seyahatlerinde kısıtlamalarla karşılaştı ve birçok ülkeye girmesi engellendi.

Örneğin, İtalyan Senatosu'na hitap etmek için Temmuz 2017'de Roma'ya gittiğinde, polisin parlamentoya yaklaşırken kendisini tutuklaması üzerine birkaç saat gözaltında kaldı.

Türkiye de, 2016'daki başarısız darbeden bu yana, Gülen hareketiyle bağlantılı olanlar başta olmak üzere, yurtdışındaki muhalifleri takip etmek için Interpol'ü artan biçimde kullanmaya başladı.

Yazar Doğan Akhanlı'nın Ağustos 2017'de kırmızı bülten nedeniyle İspanya'da tutuklanmasının ardından, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Interpol'ün “kötüye kullanımı” nedeniyle Ankara'yı eleştirdi.

Ancak, sürgündekileri takip etmek için Interpol'ü suistimal eden Çin, Türkiye ve Rusya gibi sadece güçlü devletler değil, yoksul Tacikistan, vatandaşlarına karşı 2,500'den fazla “Kırmızı Bildiri” yayınlayarak - Çin’den sadece 500 eksik- Yunanistan, İspanya, Türkiye, Moldova ve Ukrayna'da aktivistlerin gözaltına alınmasına neden oldu.

Kuruluş yasasına göre, Interpol politik olarak tarafsızdır. Kuruluşun yasasının 3’üncü maddesi, üye ülkelerin, sistemi “siyasi saiklerle” suçlanan kişileri takip etmek amacıyla kullanmasının “kesinlikle yasak” olduğunu belirtir.

Kuruluşun internet sitesinde, “Suç işlediğinden şüphelenilen ancak henüz yargılanmadıkları için suçlu bulununcaya kadar masum sayılması gerekenler” için kırmızı bülten yayımlandığı belirtilmekte. Ancak, tüm üye ülkeler Interpol aracılığıyla iade edilenler için adil yargılamayı garanti edemez ve birçoğu sistemi kötüye kullanıyor.

Çin Güvenlik Bakan Yardımcısı Meng Hongwei'nin Kasım 2016’da örgütün başkanlığına seçilmesi, insan hakları savunucularını telaşlandırdı. Interpol aracılığıyla muhalifleri takip eden Hongwei, kuruluşun günlük işleyişine karışmayacak, fakat “kuruluşa rehberlik edecek ve yön verecek.

Pek çok demokratik hükümet, uluslararası hukuktaki “Mültecilerin hayatlarının tehlikede olduğu bir ülkeye geri gönderilmemesi” ilkesi gereğince bireyleri, işkencenin yaygın olarak uygulandığı ülkelere iade etme konusunda isteksiz davranıyor.

Interpol aracılığıyla muhaliflrin peşine düşmek anlamsız görünüyor. Ancak bir kimsenin Interpol'ün arananlar listesine girmesi hayatını mahvedebilir; banka hesabı açmayı, iş bulmayı ve seyahat etmeyi zorlaştırır.

Mülteci veya sığınma statüsü verildikten sonra dahi birçok mülteci Interpol'ün aranan listesinde görünmeye devam ediyor. Interpol listesine siyasi bir muhalifi ekleterek bu insanların suçlular, hainler ve teröristler olduğu fikrine meşruiyet kazandırmak otoriter hükümetler için bir sembolik öneme sahip.

Interpol'ün tutuklama emrini nasıl icra ettiği konusunda iki temel sorun var. Kuruluş, kırmızı bülten yayımlamadan önce talepte bulunan hükümetlerden gelen başvuruları yeterince incelememekte.

Denetim söz konusu olmasına rağmen süreç büyük ölçüde, talepte bulunan ülkenin iyi niyetine olan inanca dayanmakta. Sorunun bu bölümü kuruluşun kapasitesi ile ilgili.

Interpol’ün veritabanına kayıt son yıllarda önemli ölçüde arttı. 2003 yılında 1.277 tutuklama emri çıkarıldığı halde 2014 yılında veritabanına 10,718 yeni isim eklendi.

Halihazırda, Interpol’ün veritabanı 120.000'den fazla kayıt içermekte. Yaklaşık 700 çalışanı olan bir kuruluş için gerekli denetimleri uygulamak hala zor görünüyor.

İkinci olarak Interpol, hedeflenen kişilerin kendilerine yönelik suçlamaları reddedebilecekleri yeterli bir itiraz sistemi oluşturmamıştır.

Interpol’ün veri koruma birimi olan Interpol Dosyalarının Denetimi Komisyonu (CCF) şeffaf değil, aşırı iş yükü altında ve yavaş işliyor. Sürgündeki birçok muhalif, bir sınırda alıkonuluncaya veya bir kredi kartı talebi reddedilene kadar haklarında bir kırmızı bülten olduğunu bilmiyorlar. İsimlerini veri tabanından sildirmek uzun ve zorlu bir süreç gerektiriyor.

Son yıllarda, Fair Trials International gibi gruplardan ve Bill Browder gibi önde gelen eleştirmenlerden gelen eleştirilerin ardından Interpol, sistemin suistimal edilmesini önlemek amacıyla bazı olumlu adımlar attı.

2015 yılında, bir kişiye ev sahibi ülkede mülteci veya sığınmacı statüsü verilmesi durumunda, eğer kendi ülkesinde cezalandırılmaktan korkuyorsa kişinin kırmızı bültene konu olmasını engellemek için bir dizi önlem geliştirdi.

Bu politika eşitsiz bir şekilde uygulanmasına rağmen, suçlananların bazıları bundan fayda gördü. Tacikistan'ın önde gelen muhalefet partisi İslami Rönesans Partisi lideri Muhiddin Kabiri hakkında Eylül 2016'da kırmızı bülten çıkardı.

Kabiri'nin partisi, 2015'te Tacik hükümeti tarafından “terörist” örgüt olarak ilan edildi. Hükümet, Kabiri'yi yolsuzlukla suçladı İnsan Hakları Örgütü’nün Kabiri hakkında “siyasi saiklerle” çağrıda bulunduğunu iddia ediyor.

2018’lerin başlarında Interpol, Kabiri’nin, bir Avrupa ülkesine sığınma hakkı verildiği gerekçesiyle kırmızı bültene yaptığı itirazı haklı bulup ismini listeden çıkardı. Uygur aktivisti İsa’nın kaydı da Şubat 2018'de silindi.

Interpol, diktatörler tarafından suistimal edilmekten korunmak için daha fazlasını yapmalıdır. Yeni bir Interpol görev gücü şu anda siyasi saiklerle çıkarılıp çıkarılmadığına karar vermek için 40.000 kırmızı bülteni gözden geçiriyor.

Bu tutuklama taleplerinin binlercesinin silinmesi, diktatörlerin, kendi ülkelerindeki muhalifleri hedef almak için sistemi istismar etmelerini önlemede önemli bir adım olacaktır.