Burak Tuygan
Eyl 11 2019

Erdoğan'ın yeni Suriye planı: Mültecileri Avrupa'dan sonra ABD'ye karşı kullanmak!

Suriyeli mültecileri Avrupa için kâbus senaryosuna dönüştürerek buradan gelebilecek muhtemel ambargo ve tehditlerin önünü alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan benzer taktiği şimdi de ABD'ye karşı yürürlüğe koydu.

Hafta sonu Malatya'da halka hitap eden Erdoğan, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyini terör örgütlerinden temizlemesinin temel amacının bölgeye bir milyon mülteciyi yerleştirmek olduğunu söyledi.

Erdoğan, “Biz DEAŞ'la birlikte PKK ve uzantıları PYD-YPG-SDG'den temizlenmiş bir alan oluşturmak istiyoruz, ancak bu şekilde ülkemiz topraklarında Avrupa'da veya başka yerlerde yaşayan Suriyeli kardeşlerimizin kendi evlerine dönüp huzur ve güven içinde hayatlarını sürdürebilmelerini sağlayabiliriz” dedi.

Konuşmasının devamında, “Şayet bize bu mücadelemizde gereken destek verilmezse ülkemizdeki 3 milyon 650 bin Suriyelinin de İdlib'den sınırlarımıza dayanacak 2 milyon kişinin de önünü alamayız” sözleriyle de ABD'ye mesaj verdi.

2013'ten itibaren Suriye'nin kuzeyinde Türkiye'ye yönelik PKK yapılanması olduğunu öne sürerek Suriye sınırı boyunca bir güvenli bölge oluşturmaya çalışan Erdoğan tüm tehditlerine rağmen ne şimdiki ABD Başkanı Donald Trump'ı, ne de selefi Barack Obama'yı ikna edemedi.

Son olarak geçtiğimiz Perşembe günü ilk kez net bir tarih veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye'nin Fırat'ın doğusundaki duruma daha fazla seyirci kalma durumu yoktur. Eylül'ün son haftasına kadar Fırat'ın doğusundaki güvenli bölge oluşumunu kendi istediğimiz şekilde fiilen başlatmakta kararlıyız” dedi.

Erdoğan ne tür bir adım atacakları konusunda bilgi vermedi. Ancak daha önce de ABD'yi sık sık tehdit eden cumhurbaşkanının Washington'ı rahatsız edecek herhangi bir adım atması olası görünmüyor. ABD, Erdoğan'ın bu ve benzeri tehditlerine karşılık vermiş ve Türkiye'nin atacağı tek taraflı adımlara seyirci kalmayacakları mesajı vermişti.

Pazar günü Türkiye'ye ait altı zırhlı araç Tel Abyad'da Amerikan askeri konvoyuna katılarak ilk kez karada devriye gerçekleştirdi.  7 Ağustos'ta varılan anlaşma gereği olarak gerçekleştirilen devriye görevi yaklaşık üç buçuk saat sürdü.

Menbiç ile Tel Abyad arasındaki bölgeyi kapsayan Güvenli Bölge'yi denetleyecek Birleşik Müşterek Harekât Merkezi, Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesinde 12 Ağustos 2019 tarihinde faaliyete geçmiş, iki gün sonra da İHA keşif uçuşları başlamıştı.

Türkiye'nin talepleri doğrultusunda oluşturulan güvenli bölgenin ABD planı çerçevesinde fiiliyata geçmesi Ankara'nın sert tepkisini çekiyor.

Dün konuyla ilgili basın mensuplarının sorularını cevaplandıran Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD'nin bir taraftan Türkiye ile bu kozmetik adımları atarken diğer taraftan terör örgütleriyle angajmanını da güçlendirerek destek verdiğini öne sürdü.

Ankara güvenli bölgenin Menbiç'ten Irak sınırına kadar olan bölgeyi kapsamasını ve en az 35-40 derinlikte olmasını talep ederken, ABD bunun en fazla 15 km olabileceğini belirtiyor.

Güvenli Bölge fikrinin hayata geçmesinden kısa bir süre sonra bölgede faaliyet gösteren YPG güçleri ağır silahlarıyla birlikte sınırın en az 20 km güneyine çekildiklerini öne sürüyor. Ancak Ankara, yapılanların tamamen göz boyama olduğunu, ABD tarafından oyalandığını iddia ediyor. 

Erdoğan'ın Suriye'nin kuzeyinde ne tür bir yapılanma istediği Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarıyla ortaya çıkmıştı. Afrin ve Cerablus-El Bab hattında Türkiye'nin kontrolünde bir yapılanmaya gidilirken, bu bölgelerin güvenliği Türk askerleriyle birlikte, Türkiye destekli Suriyeli milis güçlerce sağlanıyor. Ancak özellikle Afrin'de Kürtlerin evlerinden edildiği yönündeki iddialar, Türkiye'nin Kuzey Suriye'de demografi ile oynamak istediği yorumlarını da beraberinde getiriyor.

Ağırlıklı olarak Afrin, Kobani ve Haseke bölgelerinde yaşayan Kürtler, 2016'da IŞİD'in yenilgiye uğratılmasıyla Menbiç'ten Irak sınırına kadar olan geniş bir alanı kontrol altına almıştı. Türkiye, Tel Abyad gibi Türkiye sınırındaki Arap yoğun bölgelerin PKK'nin uzantısı olarak kabul ettiği YPG tarafından Kürtleştirildiğini iddia ediyor.

Kürt gruplar ise tam tersine Türkiye'nin asıl hedefinin terör değil, bölgenin demografisini değiştirmek olduğunu iddia ediyor. Güvenli Bölge fikrinin Türkiye'nin talepleri doğrultusunda gerçekleşmesi durumunda bölgedeki demografinin hızla değişeceğini, Kürtlerin yerlerinden sürüleceğini, ya da bölgeye Arapların yerleştirileceğini öne sürüyorlar.

2015 yılından itibaren mültecilerin Avrupa'ya gitmesini önleme karşılığında 6,7 milyar dolar yardım alan Türkiye, vaat edilen paranın tamamının verilmediğini iddia ederek bizzat Erdoğan'ın sözleriyle Avrupa'ya mültecileri salmakla tehdit ediyor.

Mülteci tehdidi karşısında Türkiye'de yaşanan hukuksuzluklara sessiz kalan Avrupa gibi Trump yönetimi de Amerikan kamuoyu baskısına rağmen Erdoğan'a yönelik müeyyide uygulamaya mesafeli duruyor.

Trump yönetimi ve bölgedeki Amerikan kuvvetleri, Erdoğan'ın son tehditleri ve bölgeye mültecileri yerleştirme taleplerine henüz cevap vermiş değil.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.