Göçle gelen masallar

Irak, İran ve Suriye’den, Türkiye’ye göç eden 7 kadının kendi kültürlerinden getirdikleri bilgelik hikâyeleri ve masallar Mülteci Kadınlardan Masallar kitabında bir araya geldi.

Komşu Masalar: Mülteci Kadınlardan Masallar kitabı Irak, İran ve Suriye’den Türkiye’ye göçen yedi kadının kendi ülkelerinden getirdiği masallar ve bilgelik hikâyelerinden oluşuyor.

Kitapta, komşu coğrafyalardan gelen masalların yanı sıra, anlatıcıların kişisel hikâyeleri ve göç etmeden önce yaşadıkları ülke hakkında da bilgiler bulunuyor. Türkçe, Arapça, Farsça ve İngilizce dillerine çevrilen masallar, okuru 7 farklı yolculuğa çıkarıyor.

kitap

İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı’nın sosyal uyum çalışmaları kapsamında hazırlanan masal kitabı, anlatıcıların ve davetlilerin katıldığı bir organizasyonla tanıtıldı. Organizasyonda yapılan konuşmaların ardından yedi anlatıcı ve kitabın sanat yönetmeni Roza Erdem tarafından kitabın ilk masalı olan Dünyanın En Güzel Hazinesi üç dilde anlatıldı.

Mülteci Masallar kitabı için yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalan 13 mülteci kadınla görüşülmüş. 3 ay süren görüşmelerde kadınlar, kendi ülkelerinde ailelerinden dinledikleri ve göç ederken beraberinde getirdikleri masalları anlatmış.

Bununla beraber, her anlatıcıyla röportaj yapılarak öz yaşam öyküleri oluşturulmuş. 13 anlatıcı tarafından paylaşılan masallardan, hangilerinin kitapta yer alacağına karar verilirken anlatan için taşıdığı manevi değerin yanı sıra, anlatıcının coğrafyasına özgü olmasına özen gösterilmiş.

Farklı coğrafyalardan masalların yer aldığı kitap baskıya hazırlanırken, güvenlik nedeniyle anlatıcıların isimleri anonimleştirilmiş.

İKGV Mülteci Destek Çalışmaları Koordinatörü Sema Merve İş, başlangıçta masal kitabının kapsamını daha geniş tutmak istediklerini ve İnsan Kaynağı Geliştirme Vakfı’nın iletişim halinde olduğu Kongo, Kamerun, Somali, Nijerya, İran, Irak, Afganistan ve Suriye gibi farklı ülkelerden Türkiye’ye gelerek burada mülteci olarak yaşayan kadınlara ulaşmak istediklerini belirtiyor.

Fakat hazırlık sürecinde sınırları yeniden belirleyerek, masal kitabını Türkiye ile komşu olan Suriye, İran ve Irak ile sınırlı tutmaya karar verdiklerini söylüyor.

Kitabın sanat yönetmenliğini üstlenen Roza Erdem ise, masal kitabını hazırlarken anlatıcılarla bir araya geldiklerini ve birlikte çok şey öğrendiklerini söylüyor. Kitabın hem kendi yaşam hikâyelerini hem de kendi masallarını anlatma cesareti ve isteği olan mülteci kadınlar sayesinde ortaya çıktığını belirten Erdem, süreci şöyle anlatıyor:

“Masalların seçilmesi, derlenmesi ve biyografilerin yazımının ardından bir atölye çalışması yaparak kitaba katkı yapan bütün kadınlar bir araya geldi. Masalları birbirimizin sesinden dinleme fırsatı bulduk. Herkes grupla kendi hikâyesini paylaştı. İkinci atölye çalışmamızı ise kitabımız baskıdan geldikten sonra yaptık.”

Kitabın ilk masalını anlatan Sara, 4 yıl önce ailesiyle birlikte Halep’ten gelmiş. Başlangıçta çok zorlansa da, zamanla alıştığını belirtiyor ve “Şimdi burayı kendi ülkemden daha çok tanıdığımı hissediyorum” diyor.

Sara tarafından anlatılan Dünyanın En Güzel Hazinesi, çocuk sahibi olmanın anlamına ilişkin bir bilgelik hikâyesi. Sara, Suriye’deyken ailesinden dinlediği bu hikâyeyi, kendi çocuklarına da anlatıyor.

Bir prensin eş bulma hikâyesi olan Beyaz Güvercin’in anlatıcısı Juri, Halep’te doğmuş. Annesinin ailesi Mardinli olduğu için Mardin’i ve İstanbul’u sık sık ziyaret eden Juri, bir şehre tatil için gitmekle o şehirde yaşamak arasında önemli farkların olduğunu belirtiyor:

“Yılda bir kere tatile geldiğin yer artık yaşamak zorunda olduğun yere dönüşünce çocukluk da bitiyor, gerçek hayat başlıyor, orası ile kurduğun bağ değişiyor.”

“Yaşadığım yerden ayrılmak verdiğim en zor karardı” diyen Büşra da Halep’ten göçenlerden. Üç çocuğu ile yaptığı zorlu göç yolculuğunun ardından İstanbul’a ulaşmış. “Alışabildiğimizi söyleyemem” diyor ve şartlar normalleşirse ülkesine geri dönmek istiyor. Büşra’nın anlattığı Üç Hırsız masalı, doğaüstü yetenekleri olan üç hırsızın, kılık değiştirerek kendilerine katılan ülkenin kralı ile yaşadığı macerayı anlatıyor.

mülteciler

Musul’da bir kırtasiye dükkânı işleten Asmar, bir işletmeyi yönetmenin sorumluluğunu genç yaşta üstlenmiş ve 14 yıl boyunca -Türkiye’ye gelene kadar- bu işe devam etmiş. Kadın ve Hristiyan kimliğinden dolayı kendisine yönelen tehditler artınca yaşadığı şehirden ayrılmak ve severek yaptığı işi bırakmak zorunda kalmış.

Bugüne kadar başardığı her şeyin Musul’da kaldığını ve Türkiye’de kendisini biraz tedirgin hissettiğini söylüyor:

"Eskiden her şey başkaydı. Burada kendimi biraz tedirgin hissediyorum, çabuk heyecanlanıyorum artık, çocuk gibi…”

Asmar tarafından anlatılan Altın Lira isimli bilgelik hikâyesi, emek vererek kazanmanın önemine dair bir anlatı.

Irak’ın Al Azamiyah kentinden gelen Rania, Saddam rejimi devrilip yönetim değişinceye kadar kendi şehrinde oldukça mutlu bir hayatı olduğunu söylüyor. Sonraki süreçte, eşinin bazı radikal gruplarla iletişime geçtiğini ve Raina’nın özgürlüğünü kısıtlamaya çalıştığını anlatıyor.

Bu baskılar sonucu babasının yardımıyla Türkiye’ye gelen Rania, “Bugünümüz belirsiz, yarınımız belirsiz” diyor ve kendi emekleriyle inşa ettiği bahçeli evini çok özlediğini söylüyor. Rania’nın Al Azmiyah’tan getirdiği Kuş ve Çekirge masalı, para kazanma hırsıyla hiç bilmediği bir işe soyunan bir kuş ve çekirgenin öyküsünü anlatıyor.

İran edebiyatından Kel Hasan masalını anlatan Parand, Tahran’da doğup büyümüş. 14 yaşında rızası olmadan evlendirilmiş. Yapmak istediklerinin peşini hiç bırakmamış ve eğitim hayatına devam etmiş. Önce liseyi, sonra üniversiteyi bitirmiş.

Zerdüştlük inancını benimseyen Parand, rejimin baskısı sebebiyle yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalmış. Önce Gürcistan’a sonra Türkiye’ye göçmüş. Parand’ın masalı Kel Hasan, çalışmayı sevmeyen bir gencin annesinin teşvikiyle kendi hayatını kazanma serüvenine dair anlatı.

İran’ın Ahvaz kentinden İstanbul’a gelen Baran (23), çocukluğundan beri sanatla iç içe olmuş. Şu anda İstanbul’da sinema eğitimi alıyor. Türkiye’deki ilk zamanlarında zorlandığını; fakat Türkçe öğrenmeye başlayınca durumun kolaylaştığını ifade ediyor. İran’daki arkadaşlarıyla sık sık haberleşiyor:

“Herkesi soruyorum; kimler ne yapıyor, nasıllar. Bazı şeyleri unutmaya başladığımı fark ediyorum, bu beni üzüyor. Hayatımın bir kısmı siliniyor gibi. Özlediğimi hissediyorum.”

Baran tarafından anlatılan kitabın son masalı Gamsız Kral, bilinmezlerin ardındaki sırrı keşfetmeye meraklı bir prensesin hikâyesi.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, Welthungerhilfe ve Alman Uluslararası İşbirliği Kurumu desteğiyle hazırlanan kitap, İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı’ndan temin edilebiliyor. Kitaba, önümüzdeki aylarda online olarak ulaşmak da mümkün olacak.