Dilek Gül
Ara 15 2017

Suriyeli Atidal: Yeni bir savaşın içindeyim

AB ve Türkiye arasında Suriyeli mülteciler ile ilgili yeni müzakereler başladı. Yani bir anlamda Suriyeliler için bundan sonraki atılacak adımlar konuşulacak, fikirler toplanacak.

Peki, müzakereden çıkan kararlar savaştan dolayı Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan ve ‘’Yeni bir savaşın içindeyim’’ diyen Suriyeli Atidal Sehefellahin ve altı çocuğunun hayatını olumlu yönde etkileyecek mi?

Türkiye’de ki Suriyeli sığınmacılar için Avrupa Birliği’nden ile üç milyar Euroluk anlaşmanın Ocak 2018’de sona ermesinden önce Brüksel–Ankara hattında yeniden müzakereler başladı.

'Evrensel İnsan Hakları' kavramının Avrupa Birliği ve Türkiye’nin paylaştığı bir değer olduğunu vurgulayan AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christan Berger, “İnsan haklarını içselleştirme sürecinde Türkiye, bazı alanlarda ciddi gelişmeler gösteriyor. Örneğin Suriyelilere burada gelip yaşayabilme imkanı sağlandı, bu yaşama hakkı açısından çok önemliydi’’dedi.

Gelin, Berger’in bu ifadelerini bir parantez içine alalım ve sizi on dört ay önce kaçak yollarla Türkiye’ye gelmek zorunda kalan, altı çocuk annesi Atidal Sehefellahin’in yeni hayatına götürelim. Atidal Sehefellahin, Berger’in bahsettiği yaşam hakkına gerçek anlamda sahip olabilmiş mi?

Atidal, savaş öncesi Suriye’nin başkenti Şam’da yaşıyordu. Kendi deyimiyle sıradan bir yaşamı vardı. Savaşın başlamasıyla göç eden milyonlarca Suriyeliden biri oldu ve evini, akrabalarını ve son olarak kocasını da kaybedince, altı çocuğuyla birlikte Suriye’den çıkıp Türkiye’ye gelme kararı aldı.

Suriyeli Atidal

Kaçak  yollarla geldiği ve ilk durağı olan Gaziantep’te yaklaşık bir ay kadar yaşadı. İş bulamayınca bir sonraki rotası İstanbul oldu. Suriyeli Atidal Suriyelilerin yoğun olarak yaşadığı Bağcılar’da küçücük bir bodrum katı kiraladı. Evdeki her bir parça başkalarına ait.

Bu küçük eve akşam saatlerinde konuk oluyoruz. Atidal, Türkçe bilmiyor o nedenle anlaşmak zor. Tercüme yardımını yıllar önce savaş nedeniyle Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan başka bir Suriyeliden alıyoruz.

İşten yeni gelen Atidal Sehefellahin biraz yorgun, bir tekstil atölyesinde on üç saat ayakta çalıştığı için konuşması da gülmesi de biraz zor oluyor. Bu yorgunluğu fark edince, hiç izin yapıp yapmadığını soruyorum. 

Atidal, haftanın yedi günü çalıştığını söylüyor ve ekliyor; ‘’Türkiye’de insanlar haftada bir-iki gün izin yapıyorlar mı bilmiyorum. Ama benim çalıştığım tekstil atölyesinde izin yok. İş yeri sahibi eğer izin yaparsam haftalığımdan bir günümün kesileceğini söylüyor. 

Mesela geçenlerde hastalandım ve hastaneye gitmek için izin aldım. Haftalığımdan kesildi. Zaten aylığım 1200 TL, bazı aylar onu bile tam alamıyorum, bir de izin alırsam evi geçindirmem çok zor olur. O nedenle bir yıldır aralıksız çalışıyorum.’’

Önce maaşını sonra da 800 TL’lik kirayı duyunca nasıl geçindiğini, belediye, kaymakamlık ya da muhtarlıktan yardım alıp almadığını merak ediyorum. Akrabalarının desteği ile ayakta kaldığını dile getiren Suriyeli Atidal, şimdiye kadar herhangi bir yardım alamadığını söylüyor.

Uzun zamandır Birleşmiş Milletler’in sağladığı yardımların dışında pek çok yerli ve yabancı kurum, kuruluş ve belediyeler Suriyelilere yardım dağıtıyor. 

Ama bu yardımları alabilmek için büyük bir bürokrasiyi aşıp, geçici kimlik kartlarına sahip olmaları gerekiyor. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne göre Suriyeliler yasalar önünde ‘geçici koruma altındakiler’ olarak gösteriliyor. 

Geçici koruma statüsünde olan Suriyelilere geçici koruma kimliği veriliyor. Bu kimliğe sahip olanlar kamu hizmetleri, sosyal yardımlar ve ücretsiz sağlık hizmetlerinden faydalanabiliyor. Ayrıca ‘geçici koruma’ statüsündeki Suriyeliler yasal olarak bir iş yerinde de çalışabiliyor.

Türkiye’de bu kimlikten yararlanan Suriyeli sayısı ise geçtiğimiz Eylül ayında Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından paylaşıldı. Verilere göre göre geçici koruma statüsü altında ülkede yaşayan Suriyeli sayısı, 2011'den itibaren sürekli artış gösteriyor 2012'de 14 bin 237 Suriyeli geçici koruma statüsüne alınırken, bu sayı 2017'de 2 milyon 957 bin 454'e ulaştı.

Bazıları bu kimlik ve beraberinde getirdiği haklara sahipken bazıları da Atidal Sehefellahin gibi ne bu kimlikten ne de bu haklardan haberdar. Ona göre bunun en büyük nedeni Türkçe bilmemesi.
Türkçe bilmediği için haklarından, dağıtılan yardımlardan haberdar olmadığını, hastanelerde, çalıştığı iş yerinde sürekli baskıya ve ayrımcılığa maruz kaldığını anlatan Atidal; sıkıntısını şöyle dile getiriyor:

“Hastanelerde tedavi olamıyoruz, doktorlar bizimle ilgilenmiyor. Durum böyle olunca da Suriyeli bir doktor arıyoruz. Buna mecbur kalıyoruz, öbür türlü hastalığımızı dile getiremiyoruz. 

Dil en büyük sıkıntı sadece benim için değil çocuklarım için de. Çocuklarım da okullarında ayrımcılığa uğruyor. Açıkçası buraya gelirken en azından savaş yok diyordum, ama şimdi her gün daha büyük bir savaşın içindeyim. Bu yeni bir savaş.”

Atidal yeni savaşının içinde de kayıplar vermeye devam ediyor. Türkiye’ye geldikten sonra maddi imkansızlık nedeniyle biri 14 diğeri de 16 yaşında olan iki kızını evlendirmek zorunda kaldı. Atidal’in Suriye’de okula giden iki kız çocuğunu evlendirme sebebi maddi olarak yükünü azaltmak. 

İstanbul’a geldiklerinde bir tekstil atölyesinde çalışan kızların şimdilerde çalışmıyor olmaları annelerini bir hayli mutlu ediyor.

Geriye kalan dört çocuğuysa bir kaç ay öncesine kadar okula gitmiyordu. Suriyeli bir öğretmenin desteği ile çocukların okula kaydı yapıldı. Ama Suriyeli kadın tek başına ne kendine ne çocuklarına yetebiliyor. Otuz dokuz yaşındaki Atidal hiç istememesine rağmen 12 yaşındaki en büyük oğlu olan Bekri’nin bir süre sonra çalışmasına mecbur kalacağını belirtiyor.

Suriyeli Atidal

Suriye ve Türkiye karşılaştırması yapan Atidal; ‘’Buraya sadece bombalar düşmüyor ama savaş bizim için devam ediyor. Yaşıyoruz ama sağlık, eğitim ve gıda haklarından yoksunuz.’’ diyor.

Ve belki de bu sözler göç etmek zorunda kalan milyonlarca Suriyelinin durumunu özetliyor. Haklarını savunmak bir yana haklarından haberi dahi olmayan, başvuracağı kurumlara ulaşamayan, başvurduğunda da muhatap bulamayan mülteciler, sırf bu nedenlerle bir bilinmezliğin içinde kayboluyor.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne göre, savaştan kaçanların sayısı her geçen gün artıyor. Kendi ülkesi ya da ülke sınırları dışına çıkarak evlerini terk etmek zorunda bırakılanların sayısı ise 65 milyonun üzerinde.

BMMYK verilerine göre her bir dakikada 20 kişi mülteci konumuna düşüyor. Ülke dışına yaşanan en büyük göç 5 milyon 500 bin kişi ile Suriye’den oldu. Bu sayının yarısını neredeyse kadınlar ve çocuklar oluştururken, sığınılan ülkeler ise en çok kalkınmakta olan ülkeler oldu. Bu ülkelerden biri olan Türkiye 3 milyonun üzerinde mülteciyi barındırarak dünya genelinde en fazla mülteci barındıran ülke oldu.
AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christan Berger’in de dediği gibi Türkiye 3 milyon Suriyeliye yeni yaşam imkanı tanıdı. Bu oldukça önemli ama o üç milyon Suriyeliden biri olan Atidal Sehefellahin insan hakları temelinde bir çok haktan mahrum bırakıldığı için geleceğe dair umudunun kalmadığını söylüyor.