uygar gültekin
Ara 22 2017

Umutlar reçel kavanozlarında: Kadın Kadına Mülteci Mutfağı


Suriye savaşı yılları geride bıraktı. Binlerce insanın ölümüne neden oldu, yüzbinlerce Suriyeli yollara düştü. Binlerce Suriyeli Ege Denizi'nde Akdeniz'de can verdi. Neredeyse her devletin parmağı var yaşananlarda. 

Bir coğrafya neredeyse yerle bir oldu. Şimdilerde saraylarda siyasi çözüm nutukları dinliyoruz. Ancak hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacacağını herkes biliyor. Bunu en iyi bilenlerse Suriyelilerin kendileri.

Okmeydanı'nın ara sokaklarından birinde, tek göz bir dükkana, sığabileceğinden daha fazla umut sığdırılmış. Biraz fazlaca da reçel var. Reçel bu dükkan için bir araya gelen kadınların ortak noktası. Hepsi çok lezzeti reçel yapıyor. 

Kadın olmaları ve muhteşem reçel yapmalarının dışında başka ortak noktaları da var. Hepsi yıllar boyunca yaşadıkları kentlerini, evlerini, akrabalarını, abilerini ablalarını bırakıp buralara gelmişler. Suriye'yi terk etmek zorunda kalan kadınlar, şimdi yeni bir yolculuk için bir aradalar; Kadın Kadına Mülteci Mutfağı.

15'i Suriyeli 17 kadın bir arada. Yaklaşık iki yıldır reçel yapıyorlar. Önceleri evlerinde yapmaya çalışıyorlardı, artık kendi mutfakları var. Küçücük bir dükkan, tıka basa dolu. Kadınlar, çocuklar, reçeller. Çay servisleri yapılıyor, falafeller masada, hummalı bir çalışma var.  

Kadın Kadına Mülteci Mutfağı'nda 17 kadın çalışıyor.
Kadın Kadına Mülteci Mutfağı'nda 17 kadın çalışıyor.

Türkiye, en fazla Suriyeli mülteci barındıran ülke. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sık sık Türkiye'nin Suriyelilere nasıl kucak açtığını anlatır. Ancak Türkiye'nin Suriyeliler için oldukça zor olduğunu herkes bilir. 

Ev vermek istemeyen ev sahipleri, iş vermeyen iş verenler, yarı ücrete çalıştıran simsarlar, ters ters bakanlar, “ne zaman gideceksiniz” diye bağıranlar, “sizi göndereceğiz” diyen ana muhalefet liderleri.

İşlerin böyle yürümediği yerlerden biri Okmeydanı olmuş. Okmeydanı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, iki sene önce mahalleyi kentsel dönüşüme karşı korumak için kurulmuş. Mahallerine gelen Suriyelerinde ilk kapı çaldıkları yerlerden biri olmuş.

Zeynep Hürbaş, derneğin ve hatta mahallenin Suriyelilerle tanışma serüvenini anlatıyor:

“Çocukları okula yazdırmaktan, evlerdeki eksikleri tamamlamaya kadar pek çok konuda yardımcı olmaya çalıştık. Daha memleket konuşmaya başlamadan biz sorunları çözer olduk. Okul Aile Birliği de yardımcı oldu. Veliler el ele verdi. 

En çok gelen ihtiyaçlardan biri çamaşırdı. Evlerdeki ikinci el makineleri alıp tamir ettirip evlere götürmeye çalıştık. Sonra aklımıza çamaşırhane fikri geldi. Şişli Belediyesiyle görüştük. Destek de verdiler ama o iş yarım kaldı.

Sonra birgün konuşurken Suriyelilerin ortak bir noktalarını keşfettik, reçel. Bütün kadınlar reçel yapmayı biliyordu. Önceleri evlerde toplanmaya başladık. Ancak evde zor oldu. 

Okula gidip gelen çocuklar var. Eşleri var. Tüp maliyeti çok yüksek. Sonra bir yerimiz olsa diye düşünmeye başladık. El ele  burası tutuldu 5 TL, 10 TL derken bir yıllık kirayı çıkardık. Mutfak için de destek bulduk. Böyle bir mutfak kurmak oldukça maliyetliymiş. 

Sürdürülebilir olması için çalışıyoruz. Hayatlarını kazanmalarını sağlayacak bir sistem kurmaya çalışıyoruz. Menü geliştiriyorlar. Bu konuda destek verenler var. Neler yapabileceğimizi konuşuyoruz. 

Bazı toplantılara yemek göndermeye başladık. Yani ‘50 kişilik toplantımız var’ diyeceksiniz. Burası o yemekleri sağlayacak 

Bu noktaya gelmek zaman alacak. Bir kooperatife dönüştürmeye çalışıyoruz. Yasal mevzuatı çalışıyoruz. Şimdilik dernek üzerinden yapılıyor çalışmalar. Her şey hemen olmayacak. Ama buranın kendilerine ait bir yer olması için çalışıyoruz.”

Kadınlar heyecanlı. Gazeteciler geldiğinde, onlarla ilgilenen bir basın sözcüleri var. Meryem Alhamad. “Başkan” da diyorlar kendisine. O otoriteye sahip. İkramları kontrol ediyor, mutfağı kontrol ediyor, destekçileriyle beraber fotoğraf çektiriyor. Bir yandan da hikayesini anlatıyor.
10 çocuk annesi. Haseki'den gelmiş. Üç yıldır İstanbul'da.

Çocuklarının yarısı Ege Denizi üzerinden Avrupa'ya geçmiş. Botlarla. Diğer 5 çocuğu İstanbul'da yaşıyor. Bir kızı halen lisede. Eşi ve iki çocuğu da çalışıyor. Çocukları üniversitelerini bırakıp gelmek zorunda kalmış. Şimdi tekstil atölyesinde çalışıyorlar.  

“Hayat pahalı burada. Artık işin ucundan tutmak gerekiyor.” Neden geldiğini de açıklama ihtiyacı duyuyor, “İsteyerek gelmedik buralara. Savaş vardı. Çocuklarımız askere alacaklardı.”

Meryem Alhamad ve Nadya Hallavi
Meryem Alhamad ve Nadya Hallavi

Dönüş konusu biraz sıkıntılı. Meryem Alhamad, Suriye'yi özlüyor ama dönmek istediğini de söylemiyor. Bunca zorluğa rağmen İstanbul, daha güvenli geliyor.

Hiba Hayyali ise 29 yaşında. Halep'ten iki çocuğuyla beraber, dört sene önce İstanbul'a gelmiş. Ekibe yeni katılmış. Eşi de tekstil atölyesinde çalışıyor. Eşiyle birlikte direk İstanbul'a gelmiş. Ağabeyi ve ablası halen Halep'te.

“İyi olduklarını biliyorum” diyor. İnternet sıkıntılı, ara sıra görüşebiliyorlar ama iyi olduklarından oldukça emin. Hayyali, Suriye'yi neredeyse tamamen kafasından çıkartmış.

“İstanbul güzel. Pahalı, zor ama güzel. Suriye'de güzel elbette ama İstanbul daha güzel. Suriye'ye dönmek istemiyorum.”

Hayalli, Türkçe öğrenmek için kursa da gitmek istiyor.

İstanbul'u çok sevdiğini anlatıyor ama sıkıntıları da büyük. En çok ev konusunda sıkıntı çekiyorlar. “Suriyeliye ev yok.”  Ev bulmak en büyük sıkıntılardan biri olmuş.
 
Ev konusu açılınca hem mutfağın üyelerinden hem de Suriyelilere tercümanlık yapan Feride, araya giriyor: “Ev konusu sürekli sıkıntı. Ev vermiyorlar. Sonra biz gidiyoruz. Ev sahipleriyle konuşuyoruz ve sorunu çözmeye çalışıyoruz. Okul meselesinde de öyle oluyor. Önce okul almıyor, almak istemiyor sonra biz gidiyoruz.”

Feride Abiç, 27 yaşında, Mardinli. Tercümanlık yapmak için ekibe katılmış sonra Mutfak ekibine de dahil olmuş. Burada birlikte çalışmanın kadınların hayatlarında nasıl bir değişim yarattığını anlattı.

“Artık daha özgüvenliler. Burada beraber olan kadınların hepsi daha önce ev kadınıymış. Çalışmamışlar. İstanbul'a ilk geldiklerinde dışarı çıkmıyorlardı. Eşleri de izin vermiyordu. Şimdi çok değişti. Artık çalışıyorlar.”

Nadya Hallavi, İki çocuk annesi. Çocuklarından biri İstanbul'da dünyaya gelmiş. Türkçe biliyor. Suriyeli Türkmenlerden. Dört yıldır İstanbul'da. Eşi tekstil atölyesinde çalışıyor. 
Hallavi, diğerlerinden daha şanslı.

Kadınlar mutfağın ayakta kalabilmesi için destek bekliyor
Kadınlar mutfağın ayakta kalabilmesi için destek bekliyor

“Ben dil bildiğim için daha rahat oluyor” diyor. Ailesi, hemen hemen bütün akrabaları Fatih'te yaşıyor. Devletten maddi yardım almıyorlar. Sağlık hizmetelerinin tamamı ücretsiz. Rahat rahat hastaneye gittiklerini anlatıyor. “Eşim dönmek istiyor ama ben dönmek istemiyorum.”

Mutfağın geleceği konusunda umutlu. “Daha para kazanamadık” diyor ama nasıl devam edeceği konusunda da birçok fikre sahip “ Desteğe ihtiyacımız var. Herkes destek olabilir.”

Kadınların hikayeleri birbirine benziyor. Hepsi de umutlu. Yoktan bir mutfak yaratmanın heyecanı var kendilerinde. Sürdürülebilir olması hem kadınların hem de dayanışmanın büyük zaferi olacak.

Çorbada tuzunuz olabilir. ‘‘Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’’nın, ürünlerini satın alabilirsiniz. Facebook adresinden reçellerin satıldığı noktaların adreslerini bulabilirsiniz.